Merkez’de yeni başkan Şahap Kavcıoğlu

Merkez’de yeni başkan Şahap Kavcıoğlu

Merkez Bankası Başkanlığı’na Naci Ağbal yerine Şahap Kavcıoğlu atandı. Kavcıoğlu, yakın zamanda Yeni Şafak gazetesinde kaleme aldığı yazılarında faiz politikası ile ilgili olarak, “Yüksek faiz, düşük kur politikasından kaybeden hep ülkemiz oldu. Dünyada negatif faiz söz konusu iken bu ülkenin önemli ekonomi yazarlarının, bankacılarının, iş kuruluşu temsilcilerinin yüksek faizde istikrar aramaları gerçekten üzücü bir durum” ifadelerini kullanmıştı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal’ın görevine son verildi ve yerine Şahap Kavcıoğlu getirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı atama kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, Ağbal, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 35’inci maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2’inci maddesi kapsamında görevden alındı.

Hürriyet'ten Neşe Karanfil'in haberine göre, Bayburt’ta 23 Mayıs 1967’de doğan Yeni başkan Kavcıoğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nü bitirdi. İstanbul Üniversitesi Muhasebe Enstitüsünü denetim uzmanı olarak bitiren Kavcıoğlu, İngiltere Hastings College’ta işletmecilik üzerine eğitim gördü. Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsünde yüksek lisansını ve doktorasını tamamlayan Kavcıoğlu, Esbank TAŞ ve Türkiye Halk Bankası AŞ’de çeşitli görevlerde yer aldı. 26. dönem Bayburt milletvekili olan Kavcıoğlu, Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Yüksekokulunun Bankacılık bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışıyordu.

Aynı zamanda Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yapan Şahap Kavcıoğlu, geçtiğimiz dönemlerde Merkez Bankası rezervleri ve faiz politikaları ile ilgili yazılar kaleme almıştı. 9 Şubat’ta söz konusu gazetede ‘Enflasyon, faiz ve döviz kuru’ başlığı ile bir yazı yazan Kavcıoğlu, şu ifadeleri kullanmıştı: “TCMB’nin enflasyonda bir gevşeme görülünceye kadar faizleri düşürmeyeceğini hatta artırabileceğini açıklaması, hisse ve swap girişlerinde yeni bir artış dalgası başlattı. Yani sıcak para ve portföy yatırımların da artış gerçekleşti.

Bu da gösteriyor ki bunların derdi alabilecekleri en yüksek faizi alabilmek. Diğer taraftan atılan adımlarla kurun bir miktar dizginlendiğini görüyoruz. Fakat kurda elde edilen bu kazanımların, ne kadarı faiz artırımı kaynaklıdır? Parasal genişleme etkisiyle başlayan süreçte maliye politikasından ziyade faizin tercih edilmesinin bedeli ne? Nereye kadar kullanılmalıydı? İşte yine şok halinde atılacak faiz adımının fazlasının bizi nereye götüreceğini iyi tahlil etmek lazım. Artık tüm kesimlerinin alışılagelmiş politikalardan vazgeçerek, daha yapısal çözümler üzerinde uzlaşması gerekiyor. Dünyada negatif faiz söz konusu iken bu ülkenin önemli ekonomi yazarlarının, bankacılarının, iş kuruluşu temsilcilerinin yüksek faizde istikrar aramaları gerçekten üzücü bir durum.”

"FAİZ SORUNLARI ÇÖZMEZ"

Merkez Bankası’nın yüksek faiz politikasında ısrar etmemesi gerektiğine dikkat çeken Kavcıoğlu, yazısına şu cümlelerle devam etti: “Dünyada faizler sıfıra yakınken bizde faiz artışına gitmek ekonomik sorunları çözmeyecektir. Aksine, ilerleyen dönemlerde sorunları daha da derinleştirecektir.

Çünkü, faiz artışları dolaylı olarak enflasyonun artmasına yol açacaktır. Dünyada likiditenin bol olduğu dönemlerde Türkiye yıllarca yüksek faiz düşük kur politikası uyguladı. Sıcak para yatırıma değil yüksek faize geldi. Sıcak para ülkeden çıkarken de düşük kurdan TL’den dövize dönüp ülkeden çıktılar. Yüksek faiz düşük kur politikasından kaybeden hep ülkemiz oldu.”

"KULLANILMASAYDI NE OLURDU?"

2 Mart’ta da ‘Merkez Bankası rezervleri niçin vardır’ başlığıyla bir yazı yazan Kavcıoğlu, “Muhalefet tarafından gündeme getirilen TCMB rezervlerinin neden eksiye düştüğü ve bu rezervlerin ne olduğu konusuydu. Bu konunun TCMB tarafından açıklanması yararlı olurdu. Ancak TCMB’den bir açıklama gelmeyince, sanki bu konuşulan 130 milyar dolar bir yerlere uçtu gitti gibi algılanıyor. TCMB rezervleri bir ekonomik olaydır. Siyasi değildir. İkincisi döviz rezervleri hakkında analiz yaparken, dünyanın her yerinde tüm merkez bankalarının rezervleri brüt olarak izlenir. İhtiyaç olduğunda rezervler kullanılmayacaksa ne zaman kullanılacak? Kovid-19 başlayınca Mart 2020’de bütün dünya ekonomileri durdu, çalışamaz hale geldi, talep düştüğü halde kurlar spekülatif ataklarla yükseltilmeye çalışıldı. Eğer rezervler böyle zamanlarda kullanılmasaydı, USD/TL kuru ne olurdu? Enflasyon ya da faizler kaça yükselirdi?” ifadelerini kullandı.

AĞBAL’DAN TEŞEKKÜR

Naci Ağbal, görevden alınmasının ardından bir tweet atarak şu cümleleleri kurdu: “Sayın Cumhurbaşkanımıza Merkez Bankası Başkanlığı dahil bugüne kadar uygun görerek atadığı tüm görevlerden dolayı teşekkür ederim. Bugün itibarıyla görevden alınmam nedeniyle de şükranlarımı arz ediyorum. Rabbim hepimizin hakkında hayırlısını nasip eylesin.”

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS