Oğuz Atay 80 yaşında

Oğuz Atay 80 yaşında

''Yeni bir dil yaratmak istiyorum. Beni kendime anlatacak bir dil. Çok denediler, efendimiz. Allah’tan ne denediklerini bilmiyorum, Olric. Hiçbir geleneğin mirasçısı değilim. Olmaz diyorlar. İsyan ediyorum. Az gelişmiş bir ülkenin fakir bir kültür mirası olurmuş. Bu mirası reddediyorum Olric. ben Karagöz filan değilim. Herkes birikmiş bizi seyrediyor. Dağılın! Kukla oynatmıyoruz burada. Acı çekiyoruz.''

Elimde kocaman bir kitap… Üstünde ‘’Tutunamayanlar’’ yazıyor.  ‘’Ben bunu okuyamam’’ diyorum kitabı alan aile büyüğüme, ‘’okursun’’ diyor. Oğuz Atay ile tanışmam böyle başlıyor. Kitabı okudukça ağırlığının dış görünüşünde olmadığını anlıyorum. Okudukça sırtıma yük biniyor, ben o yükün altında kalıyorum. Selim, Turgut karakterleri hayalimde canlanıyor, Oğuz Atay hayalim oluyor. Yazdığı cümleleri, düşüncelerini, hayata bakışını, hayata bakamayışını, her şeyini kıskanıyorum, ezberliyorum. Ben artık kendim değil, onun kahramanlarından biri olmak istiyorum.

Fikrimce, Türkiye’nin en kaliteli yazarlarından biridir, Oğuz Atay. Sadece ‘’Tutunamayanlar’’ da değil, tüm eserlerinde sağlam bir alt yapı vardır. Hüzünlendiren cümlelerini okurken aynı zamanda gülümseyebilirsiniz… Oğuz Atay aslında mühendis. Tam bu noktada kıskançlığım biraz daha artıyor. Sayılarla bu kadar haşır neşir olan bir adam, kelimelerle dünyanın en güzel oyununu oynuyor. Benim gibi ‘’cümle seviciler’’de bir matematiğe oturtulmuş Oğuz Atay kitaplarını ağızları bir karış açık okuyor. İyi ki okuyor…

Milletvekili bir baba ve öğretmen bir annenin oğlu... Büyüdüğünde ‘’büyük adam’’ değil, ressam olmak isteyen Oğuz Atay… Babasının karşı çıkışı karşısında İTÜ’yü kazanan Oğuz Atay… Derdini kimseye anlatamayınca yazan, yazdıkları başyapıt olan Oğuz Atay… Yalnızlığına âşık, uzaklaşmak istediğinde semt değiştiren, babasının ölümünden sonra arkadaşlarının ona bu durumu haber vermek için bile ulaşamadıkları Oğuz Atay… Yaşasaydı 80 yaşında olacaktı.

Ama beynindeki bir ur onu bilinmezliğe götürdü. Tabi ki bilimsel bir açıklaması var ama, ‘’herkesten farklı işlediği için beyni ona artık ‘dur’ demiş olamaz mı?’’ Belki, kim bilir…

Ben onun kitaplarını her okuduğumda nereye gittiğini bilmediğim bir trene binerim… Tren gider, yollar uzar, varolmanın dayanılmaz sıkıntısını taşıyanlar da o trene biner… O trendeki herkesin elinde Oğuz Atay’ın kitapları vardır. Ve bir gün onunla bir yerde karşılaşırsam, onun sorduğu soruyu ben ona soracağım;  “Sizi her okuduğumda kafam cam kırıklarıyla doluyor mühendis bey. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor anlıyor musunuz? Bana bunu yapmaya hakkınız var mı? ”

 

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS