Son Dakika

Dünya çapında ses getiren roman "Panoptikon" Türkçe'de

A A

03.03.2015 - 17:53 Son Güncelleme:

Türkiye, daha birkaç gün önce Şakran Cezaevi'nde çocukların maruz kaldığı bizzat devlet görevlilerinin raporlarına yansıyan korkunç tablo ile yüzleşti. Bu ilk değildi elbette. Peki soru şu: Sevgisizlik, güvensizlik, yalnızlık ve öfke... Sosyal hizmet görevlileri ve ıslahevi tehdidi dışında gerçek dünyayla bağını kesmiş kimsesiz yurt çocuklarının birer suç makinesine dönüşmekten başka şansı var mıdır? Bu soruya edebiyatta bir yanıt var. İskoçya doğumlu yazar Jenny Fagan, 2012'de yayımlanan ve dünya çapında ses getiren romanı "Panoptikon"da toplumun bu gözden düşmüş, unutulmuş kesimini çarpıcı bir biçimde resmediyor ve altını çizdiği gerçekler tokat gibi patlıyor.

Dünya çapında ses getiren roman "Panoptikon" Türkçe'de

Sel Yayıncılık İskoçya doğumlu yazar Jenny Fagan'ın dünya çapında ses getiren romanı "Panoptikon"u Şeyda İşler'in çevirisiyle ve Elias Kanetti'nin, her şeyden önce kendisiyle en maskesiz tarzda hesaplaşmayı etik bir ilkeye dönüştürdüğü 1942-1972 yılları arasındaki notlarını içeren kitabı "İnsanın Taşrası"nı ise Ahmet Cemal'in çevirisiyle okurla buluşturdu. Sel Yayıncılık'ın Mart ayı kitapları arasında, Arundhati Roy'un, neoliberal saldırının tüm dünyayı saran saldırılarını gözünü budaktan sakınmaksızın anlattığı kitabı "Kapitalizm: Bir Hayalet Hikâyesi" de çıktı. Roy'un kitabını ise Türkçe'ye Çiçek Öztek çevirdi.

Panoptikon

Sevgisizlik, güvensizlik, yalnızlık ve öfke... Sosyal hizmet görevlileri ve ıslahevi tehdidi dışında gerçek dünyayla bağını kesmiş kimsesiz yurt çocuklarının birer suç makinesine dönüşmekten başka şansı var mıdır? Uyuşturucu, fuhuş, şiddet sarmalında salınan yaşamlarını dönüştürme gücünü ellerinden ısrarla alan sistem, toplumun refahını ancak onları bir yere kapatarak ve unutarak mı sağlayabilir?

Jenny Fagan’ın toplumun bu gözden düşmüş, unutulmuş kesimini çarpıcı bir biçimde resmederek altını çizdiği gerçekler tokat gibi patlıyor. Hayatla çoktan kopmuş bağlarını küçücük ilmeklerle tekrar kurmaya çalışan bu yetişkin çocukların çıkışsızlığı, hiçbir dayanakları olmamasına rağmen büyütmeye çalıştıkları umudun ve sevginin her seferinde tırpanlanışı, ayağa her kalkmaya çalıştıklarında yedikleri darbeler insanlık değerlerimizle yüzleşmeye zorluyor.

Jenny Fagan, ondan fazla dile çevrilen ve sinemaya da uyarlanmaya başlayan ilk romanı Panoptikon’la hatırı sayılır bir uluslararası başarı elde etti, Dublin Impac ve James Tait Black’in de aralarında olduğu pek çok ödül listesine girdi, Edinburg Uluslararası Kitap Festivali İlk Kitap Ödülü’nü kazandı.

Jenny Fagan, İskoçya’da doğdu. Greenwich Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra, şiir kitaplarıyla Art Council England, Dewar Arts ve Scottish Screen gibi prestijli ödüllere layık görüldü. Fagan, 2012 yılında yayımladığı Panoptikon isimli eseriyle dünya çapında ses getirdi. Yazar, iki kez Pushcart ödülüne aday gösterildi ve Dundee International Kitap Ödülü elemelerinde finale kaldı. Edebiyat çalışmalarını ve gözlemlerini hapishanelerde ve cezaevlerinde devam ettirmektedir.

İnsanın Taşrası

Elias Canetti “Notlar”ıyla dünya edebiyatında kendine özgü bir yazın türü yaratmıştır. Yazar, İnsanın Taşrası adını verdiği ve 1942-1972 yılları arasındaki notlarını içeren kitabında, yaşadığı dünyada herkesten ve her şeyden önce kendi kendisiyle en maskesiz tarzda hesaplaşmayı etik bir ilkeye dönüştürür.

Canetti’nin aslında bütün yazdıkları gibi, “Notlar”ı da, giderek daha çok körleşen bir dünyada bilinçli yaşamaya çalışan insanoğlunun bakışlarını yitirmemesi için verilmiş en soylu savaşımlardan birini belgeliyor. Ne de olsa “içinde yaşadığımız dünyanın durumunu göremeyenin o dünya üzerine yazacak hemen hiçbir şeyi yoktur…”

“Bu notların güçlüğü, kişisel olmalarından kaynaklanıyor. İnsan, özellikle kişisel olandan uzaklaşmak istiyor; sanki daha sonra artık değişemeyeceğinden korkarcasına, kişisel olanı kâğıda dökmekten korkuyor. Gerçekte ise insan bir kez yazdıktan sonra rahat bıraktığı takdirde, her şey pek çok yoldan değişime uğramayı sürdürüyor. Ruhun yollarını gösteren şey, yeniden okumak.”

Elias Canetti, (Rusçuk, 1905 – Zürih, 1994) İspanya’dan göç eden Seferad Yahudisi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Viyana Üniversitesi’nde Doğa Bilimleri ve Felsefe bölümlerinde doktora yaptı. 26 yaşında başyapıtı sayılan Körleşme’yi kaleme almaya başladı. Kitlelerin psikolojisini ona yabancı birinin bakış açısından anlatan roman, dönemin Nazi Almanyası’nda yasaklandı ve ancak 1960’lardan sonra geniş kitleler tarafından keşfedilebildi. Canetti, 1938’de Avusturya’nın ilhakından sonra Londra’ya, ardından Zürih’e taşındı. İkinci Dünya Savaşı gibi tarihin en büyük kitlesel eylemlerine tanıklık etmiş olması onu kitle ve iktidar ilişkileri üzerine düşünmeye ve yazmaya yöneltti. Bu düşüncelerinin sonucu olarak 1960’da Kitle ve İktidar isimli incelemesini tamamladı. 1981’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Ömrünün büyük bir kısmını İngiltere’de geçirdi. Eserlerini Almanca kaleme aldı.

Yazarın Soylu Sınıfın Sonbaharı: İngiltere Yılları, Hayvanlar Üzerine ve Körleşme adlı yapıtları yayınevimiz tarafından basılmış olup, diğer tüm kitapları da yayın programımızda yer almaktadır.

Kapitalizm: Bir Hayalet Hikâyesi

Arundhati Roy, kelimenin tam manasıyla gözünü budaktan sakınmayan bir edebiyatçı ve düşünür.

Kapitalizm: Bir Hayalet Hikâyesi, neoliberal saldırının korkunç etkilerinin tüm dünyayı sardığını, ülke isimleri değişse de her yerde aşağı yukarı aynı korku tiyatrosunun sahnelendiğini bir kez daha fark ettiriyor.

Roy, kapitalizmle mücadele edenlerin bile unuttuğu, akışına bıraktığı temel çelişkileri, açmazları bir bir hatırlatıyor. Bu kitap bir uyanış çağrısı: Ülkelerin değil ama yoksulların kaderi ortaktır. Daha fazla kâr için dehşet verici boyutlardaki insan ve çevre katliamı, yerinden yurdundan edilme, baskıcı düzen. Sonuç ise yükseliş ve refah değil, daha fazla yoksulluk, daha fazla gelir eşitsizliği.

Aynı türden bir saldırıya maruz kalan bu ülkedeki okurlar, Roy’un anlatısında çok kafa açıcı paralellikler ve karşıtlıklar bulacak.

Arundhati Roy, 1959’da Hindistan’ın Şillong şehrinde doğdu. Bugün yaşadığı Yeni Delhi’de mimarlık okudu. Hindistan’da film tasarımcısı ve senaryo yazarı olarak çalıştı. Küçük Şeylerin Tanrısı adlı romanı 1997’de Booker Prize’a layık görüldü. Sonraki eserlerinde kurgu dışı çalışmalara yöneldi ve daha ziyade politik ve toplumsal meselelerle ilgilendi. 2002 senesinde Lannan Vakfı Kültürel Özgürlük Ödülü’nü, 2004’te Sydney Barış Ödülü’nü aldı. İnsan hakları ve çevre konularında aktivist kimliğiyle, ayrıca küreselleşme karşıtı görüşleriyle tanınan Roy, Irak Dünya Mahkemesi girişiminde de yer aldı. Yazarın Türkçedeki diğer eserleri şunlardır: Ya Çek Defteri Ya Cruise Füzesi (2004), Sonsuz Adaletin Muhasebesi (2005), Sokaktaki İnsanın İmparatorluk Rehberi (2005), Çekirgeleri Dinlemek (2010), Dağılmış Cumhuriyet (2013).