Bahçeli'den "İhsanoğlu" açıklaması

Bahçeli'den "İhsanoğlu" açıklaması
DHA

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Güçlü bir devlet, kudretli bir ülke, kararlı ve milli bir hükümet eli silahlı teröristlerden insaf beklemez, keyfine göre hareket etmez. Gerekirse Musul'u ve mücavir alanları havadan ve karadan ablukaya alır, oradaki iki tugayımızı harekete geçirir; hem vatandaşlarımızı hem de Türkmenleri ölüm kapanından çekip çıkarır" dedi. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun da çatı aday olarak belirlenmesiyle ilgili de konuşan Bahçeli, "Siyasetteki bu uzlaşma ve anlaşma çabasının gelecek için umut verdiğini özellikle belirtmeyi yararlı görüyorum" dedi.

Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanlığı seçimi

"Türk milleti ilk defa Cumhurbaşkanı'nı doğrudan doğruya seçecektir" diyen Bahçeli, şunları söyledi:

"Bu demokrasimiz adına çok ciddi bir imtihan sahasıdır. Milletimiz Cumhurbaşkanı seçecek olgunluğu gösterecek, iradesini tam olarak yansıtacaktır. Bize göre, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın toplumun her kesimine hitap etmesi, herkesin üzerinde ittifak edeceği değerli bir şahıs olması Türkiye'nin hayrınadır. Cumhurbaşkanı Seçimleri her zaman tartışmalı, gerilimli, krizli ve sıkıntılı geçmiştir. Özellikle 12 Eylül 1980 öncesi, bu kapsamda en uç ve sıra dışı örneklerin yaşandığı bir döneme tekabül ve tesadüf etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en yüksek mevkiisine yapılacak seçimin demokratik usuller, demokratik nezaket, demokratik sabır ve geniş kapsamlı mutabakatla sağlanması ülke ve millet menfaati açısından şarttır.

Bu itibarla 12. Cumhurbaşkanı Seçimi'nin kriz ve karmaşadan uzak bir şekilde icrası, demokrasinin anlam ve ruhuna sadakatle ifası hayatidir. Çatışma kültüründen beslenen aktörlerin, gerginlikten çıkar bekleyen kesim ve odakların Cumhurbaşkanı Seçimi'ne gölge düşürmesine mani olmak herkesin sorumluluğundadır. Milliyetçi Hareket Partisi öteden beri, Cumhurbaşkanı makamına oturacak şahsiyetin kucaklayıcı, kapsayıcı, kuşatıcı ve kuruluş ilkelerine bağlı olması gerektiğini savunmuştur. Partimizin dünden bugüne gerek Cumhurbaşkanı'na, gerekse de Cumhurbaşkanı Seçimi süreçlerine bakışında herhangi bir çelişki ve tutarsızlık olmamıştır. Bilhassa 12. Cumhurbaşkanı'nın Türkiye ve Türk milletiyle aynı hassasiyetleri taşıyan değerli bir isim olması bizim sürekli vurguladığımız bir husustur."


Ekmeleddin İhsanoğlu kimdir?

Bahçeli, "Cumhur'a Baş seçeceğimize göre, her fırsatta uzlaşmanın önem ve ayrıcalığına değindik. Cumhurbaşkanı herkesi temsil etsin dedik. Cumhurbaşkanı; milliyetçi, muhafazakâr, manevi değerlere sahip, laik ve demokrat olsun diye görüş bildirdik. Bu maksatla 16 Mayıs'tan beri çok yoğun temas ve ziyaretlerde bulunduk. Daha önce görev yapmış Cumhurbaşkanlarının düşüncelerini aldık, halen görev yapan Cumhurbaşkanıyla değerlendirmelerde bulunduk. TBMM Başkanı'yla, siyasi partilerimiz ve sivil toplum kuruluşlarıyla belirli bir plan ve program dâhilinde görüşmeler yaptık, fikirlerimizi ve kanaatlerimizi paylaştık. Sonunda uzlaşma arayışlarımız meyvesini vermiştir. Dün, CHP'nin Sayın Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları partimize bir aday teklifiyle gelmişlerdir" dedi.

Bahçeli açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"CHP'nin önerisi bizi memnun etmiş, uzlaşmaya dayalı sorumlu siyaset anlayışı umutlandırmıştır. MHP bu teklifi benimsemiş, makul ve yerinde bulmuştur. Son derece olumlu geçen görüşmenin ardından 12.Cumhurbaşkanı Adayı olarak Sayın Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun ismi üzerinden mutabakat sağladığımızı tekraren ifade etmek isterim. Daha evvel görüştüğümüz siyasi partilerimizin bu gelişmeye sıcak yaklaşacaklarını ümit ediyoruz. Bu sonuç; MHP-CHP ittifakından ziyade, siyasetin ve toplumsal kesimlerin geniş bir yelpazede buluşmasıyla şekillenen demokratik bir kararın tezahürü olacaktır. Sayın İhsanoğlu'nun adaylığı; farklı toplumsal kesimlerin, değişik siyasi aktörlerin fikir birliğiyle, kurulan diyaloglarla, çok derinlikli sürdürülen görüşmelerle somutlaşmış olup milletimizin eseridir. Herhangi bir siyasi bunalıma düşmeden, çalkantı ve kör dövüşüne kapı aralamadan Cumhurbaşkanı Seçimi'nin olgunluk ve yüksek katılımla gerçekleşmesi en samimi dileğimizdir. Öncelikle bilgili, birikimli bu saygın ismin adaylığının milletimize, devletimize ve Türk demokrasisine hayırlı olmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum."

"İhsanoğlu'nun Cumhurbaşkanı olması..."

"Siyasetteki bu uzlaşma ve anlaşma çabasının gelecek için umut verdiğini özellikle belirtmeyi yararlı görüyorum" diyen Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sayın İhsanoğlu son derece mütevazı, alicenap ve çelebi ruhlu bir bilim insanı olarak temayüz etmiş, bölgesel ve küresel meseleleri çok yakından bilen yetişmiş ve donanımlı bir değerimizdir. 10 yıla yakın sürdürdüğü İslam İşbirliği Kalkınma Teşkilatı Genel Sekreterliği görevinde çok başarılı olmuş ve milletimizi layıkıyla temsil etmiştir. Sayın İhsanoğlu'nun bugüne kadar siyasetle organik bir bağının olmadığı, milletine ve devletine uluslararası görevlerde ve üniversitede hizmet ettiği hepimizin malumudur. Ortadoğu ve İslam ülkelerini çok iyi tanıyan, bu alanda uzmanlaşan Sayın İhsanoğlu'nun; bölgesel sorunların inanılmaz oranda fazlalaştığı bir dönemde Cumhurbaşkanı olması Türkiye için bir şans olup hepimizi sevindirecektir. 12. Cumhurbaşkanı Adayımızın mutabakata dayalı olarak belirlenmesi demokrasi kültürümüzü olduğu kadar milli birlik ve kardeşliğimizi de güçlendirecektir. Sayın Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığının tekrar hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum."

IŞİD sorunu

"Türkiye su alan bir gemi gibi dibe gitmektedir" diyen MHP lideri açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Türkiye yokuş aşağı inerken freni patlayan bir kamyon gibi kontrolsüzdür. Başbakan ve hükümeti ehil, emin, liyakat, samimiyet, adalet ve cesaret sahibi olmadığı için ülkemizi iç ve dış kaynaklı tuzakların içine itmiştir. Türkiye'miz kaldırılması çok zahmetli, çok çaba isteyecek, yan tesir ve sonuçları çok külfetli olacak alacakaranlık sorun kuşağına sokulmuştur. İç bünyemiz yanmakta, dış duvarlarımız yarılmakta, koruyucu değerlerimiz yozlaşmaktadır. Maalesef ki, kimliksizler, köksüzler, kindarlar, kemiksizler, kanında haram lokma gezenler mahvımıza hizmet etmektedir.

Kabul etmek lazım ki; Türkiye'nin hayati çıkarlarının, tarihi ve kültürel haklarının hiçbir dönemde olmadığı kadar tartışılıp tehdit altında bulunduğu bir süreçten geçiyoruz. Jeopolitik riskler, bölgesel ve küresel dengelerdeki kayma ve oynamalar varlığımızı ve birliğimizi birinci dereceden tehlikeye atmaktadır."

"Türkiye'nin en ciddi sorun ve açmazı 17-25 Recep Tayyip Erdoğan'dır"

"Başbakan hangi ülkenin siyasi sorumluluğunu taşıdığını unutmuştur" diyen Bahçeli, şunları söyledi;

"Başbakan kim olduğunu, yetki ve iradeyi kimden aldığını yabana atmıştır. Peşinen ifade edeyim ki, Türkiye'nin en ciddi sorun ve açmazı 17-25 Recep Tayyip Erdoğan'dır. Türk milletinin en büyük talihsizliği, Türk tarihinin en tahammül edilemez kör noktası küresel cinayet ve ölüm projesine tıpış tıpış Eşbaşkanlık yapan bu şahıstır.

Artık hiç kuşkumuz kalmamıştır: AKP hükümeti; yıkıma, bölünmeye ve düşmanlığa memur edilmiş şer yuvasıdır. AKP hükümeti; milli tezleri havaya uçurmaya, milli hasletleri yok etmeye, Türkiye'nin kapısına kilit vurmaya görevlendirilmiş batıl hayranı, bölücülük meraklısı, fitne mihveri bir menfaat oluşumudur. Yaşadıklarımız bu sözlerimizde ne kadar haklı olduğumuzu teyit etmektedir. Muhatap kaldığımız tramvalar Başbakan ve hükümetiyle ilgili tespitlerimizin, öngörülerimizin ne denli isabetli olduğuna ispattır."

"IŞİD, şimdi Ortadoğu'nun yeni bir baş belasıdır"

Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sınırlarımızın hemen dibinde konuşlanan, Suriye'deki boşluktan ve otorite eksikliğinden azami ölçüde yararlanan, emperyal güçlerin gölge ve himayesinde varlığını tahkim eden IŞİD, şimdi Ortadoğu'nun yeni bir baş belasıdır. Bir ara Esad muhalifliğine soyunan IŞİD'e yardım ve yataklık yapanlar, imkan ve kolaylık sunanlar bugünlerde dökülen kanlardan, alınan canlardan doğal olarak bir numaralı sorumludur. IŞİD'i besleyip palazlandıran, yedip içiren, giydirip silahlandıran yerel ve küresel odaklar Ortadoğu'nun ölüm coğrafyası haline dönüşmesini projelendiren zalimlerden başkası değildir.

Maalesef ki, AKP de bu işin içindedir ve IŞİD canavarını azdıran, kışkırtan karanlık elin, kapkara emelin küflü bir halkasıdır. 2011 yılında Suriye'yi saran iç savaş, IŞİD ve benzeri terör örgütlerinin yeşerip zemin bulduğu uygun bir iklim yaratmıştır. AKP'nin sırf Esad düşmanlığına bağlanan Suriye politikası sınırlarımızın radikal ve vahşi unsurlarla dolup taşmasına neden olmuştur. Halihazırda, Türkiye ile Suriye sınırındaki iki geçiş kapısı IŞİD'in kontrolündedir. Değişik ülkelerden kopup Suriye'de çatışmaya sürüklenen, işsiz, yarınsız ve vicdansız yığınlar en başta El Kaide, El Nusra ve IŞİD gibi terör çetelerini diri ve zinde tutmuştur. AKP'nin zamanla ve Batı'nın bastırmasıyla bu terör gruplarıyla arasına belli belirsiz mesafe koyması bir türlü somut ve kalıcı sonuçlar doğurmamıştır. Fikren, ruhen ve siyaseten iflas eden ve stratejik sığlığın mimarı olan Dışişleri Bakanı'nın bu yılın Şubat ayında, katıldığı bir televizyon programında Suriye'yi kast ederek; "IŞİD denilen suç yapılanması doğrudan rejimle birlikte çalışan yapılanmaö sözleri ise gecikmiş bir pişmanlık itirafının eseri olarak yorumlanmalıdır.

IŞİD militanlarının Suriye'deki hangi hapishaneden ve ne zaman bırakıldığına kadar bilgi sahibi olmakla övünen bu hükümet üyesinin, muhtemel riskleri öngörememesi, tehlikeleri fark edememesi içine düştüğü stratejik çaresizliğin hazin bir neticesidir. AKP'nin düne kadar biberonla beslediği IŞİD, ayakları üstünde durduktan sonra sahibine dirsek vurmuş, kendi ikbal ve geleceği açısından yeni efendilerinin eteğinden tutmuştur. Ve pek tabiidir ki, IŞİD, BOP'un kanlı bir tetikçisi, ölüm ve ceset üzerine plan yapan vicdansız ve kiralık bir örgütüdür"

"IŞİD'e terörist diyecek sağlam duruşu göster"

"Başbakan Erdoğan Irak'taki güvenlik sorunları bahanesiyle IŞİD'in Musul Başkonsolosluğumuzu işgal ettiğini söylemiştir" diyen Bahçeli sözlerine şöyle devam etti; " Ne bitmez, ne sonlanmaz çalışmadır ki, bir haftadır Konsolosluğumuzdan silah zoruyla çıkarılan 49 vatandaşımız hala kurtarılamamıştır. Bunun yanında Musul'un Geyara ilçesindeki elektrik santralinde aynı grup tarafından rehin alınan 31 vatandaşımızın akıbeti ise meçhuldür.  Tereyağından kıl çekmekle uğraşan Başbakan, göle yoğurt çaldığının, pişmiş aşa su kattığının, çamurda patinaj yaptığının farkında ve şuurunda bile değildir. Başbakan Erdoğan IŞİD'e terörist diyememiş, dememiştir.

Çünkü Başbakan'ın IŞİD'e karşı geçmişten gelen gönül borcu, hoşgörülü ve sıcak bir ilgisi vardır ve her şey ortadadır. Başbakan'ın işitme zorlukları varsa, kendisine yardımcı olayım; IŞİD BOP'un kundağında gözlerini açan bir terör örgütüdür ve Irak'ın yanında Türkiye'ye de saldırmıştır. Yıllardır kurusıkı atan, yalan üstüne siyaset kuran Sayın Erdoğan neredesin? 2003 yılı Temmuz ayında, Süleymaniye'de askerimizin başına çuval geçirilmesi karşısında; ABD'ye nota ver dediğimizde, "ne notası, müzik notası mıö diyen korkak Başbakan yine nereye sıvıştın, nereye kaçtın? Şu hazin ve hüsran verici duruma bakınız ki, IŞİD Türkiye'ye kafa tutmaktadır.

IŞİD, Türkiye'yle aracılar vasıtasıyla pazarlık yapmanın peşindedir. Başbakan bunlara kafa yormak yerine, bizim IŞİD'i tahrik ettiğimizi yüzsüzce iddia etmektedir. Başlıbaşına tahrik ve provokasyon olan bu terör örgütünün bizim tarafımızdan kışkırtıldığını söyleyebilmek için bir insanının gizli IŞİD militanı, gizli IŞİD sempatizanı olması yeterlidir."

"AKP'nin siyasi şeref ve namus borcudur"

Bahçeli, "Başbakan'ın bu akılsız ve ahlaksız sözlerinin bizim nezdimizde hiçbir karşılığı yoktur. Sayın Başbakan, namertliğin yakana yapışmasını istemiyorsan, nemelazımcılığın alnına kazınmasını dilemiyorsan; sindiğin delikten çık, masaya yumruğunu vur, dosdoğru bir şekilde IŞİD'e terörist diyecek sağlam duruşu göster. İşte fırsat sana, hodri meydan. Türk devleti ona buna pabuç bırakmaz, bırakamaz. Şu an IŞİD'in elindeki Türk vatandaşlarımızı kurtarmak AKP'nin siyasi şeref ve namus borcudur" diye konuştu.

"Güçlü bir devlet..."

"Başbakan ya IŞİD taraftarıdır, ya IŞİD sevdalısıdır, ya da acizdir, terör karşısında diz çökmüş müflis bir siyasetçidir. Biz 'teröristler vatandaşlarımızı rehin almıştır ve derhal kurtarılmalıdır' diyoruz, Başbakan 'Musul'daki gelişmeleri an be an ve dikkatle takip ediyoruz', diyerek laf ebeliği yapmıştır" diyen MHP lideri açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Biz, 'Türk devletinin gücünü göster, boyun eğme, ürkme, çekinme' diyoruz; Başbakan 'onların sırtında yumurta küfesi yok, onlar rahatlar' diyerek bize laf yetiştirmiştir. IŞİD kapımıza dayanmış, bayrağımızı indirmiş, topraklarımızı kirletmiştir; Başbakan hala sünepe bir siyasetçi gibi, 'soğukkanlı şekilde gereken adımları atacağız' sözleriyle zaman kazanmakla meşguldür. 'Türkiye'nin itibarı kayboluyor, sözü yere düşüyor, ciddiye alınmıyor, Ortadoğu'da şamar oğlanına dönüyor' diye uyarıyoruz; Başbakan ısrarla 'sağduyulu olacağız, ama vakur olacağız, büyük bir devlet, millete yakışan neyse onu yapacağız', ezberleriyle adeta saklambaç oynamıştır. İşte bu gerçekler gayri milli bir siyasetçi portresinin hüsran verici yansımalarıdır. İşte bunlar milli menfaatleri umursamayan bir Başbakan'ın hezeyanlarıdır. Güçlü bir devlet, kudretli bir ülke, kararlı ve milli bir hükümet eli silahlı teröristlerden insaf beklemez, keyfine göre hareket etmez.

Gerekirse Musul'u ve mücavir alanları havadan ve karadan ablukaya alır, oradaki iki tugayımızı harekete geçirir; hem vatandaşlarımızı hem de Türkmenleri ölüm kapanından çekip çıkarır. Sayın Erdoğan, çok iyi öğren ki, tereyağından kıl çekmek işte budur. Seni ve zihniyetini bilmeyiz ama, bizim devlet anlayışımız, sahip olduğumuz devlet geleneği de böylesi bir asalet ve yürekliliği şart koşmaktadır. Ortadoğu'da ricayla, minnetle, yalvar yakarla, aman dilenmekle hiçbir yere varılamaz, hiçbir kötü ve hain niyetin üstesinden gelinemez. Başbakan madem diplomasiye inanıyordu, madem uluslararası camiadan himmet bekliyordu; o halde yıllardır Suriye'de sürdürülen asimetrik mücadeleye ne hakla taraf olmuştur? Katillerin elinden neden tutmuş, onlarla niçin işbirliği yapmıştır? Elbette AKP'nin bugüne kadar, terör örgütleriyle ne fırıldaklar çevirdiğini, hangi mide bulandırıcı ilişki ve irtibatlar kurduğunu cümle alem duymuş ve öğrenmiştir" diye konuştu.

"Musul civarında Survivor yarışması düzenlemiştir de biz mi kaçırdık?"

Bahçeli, "Başbakan'ın sicili bu konuda katrana dönmüş, kimyası bozulmuştur. Bu yüzden IŞİD karşısında AKP'nin atıllığı ve durgunluğu fıtratı gereğidir. Çünkü Başbakan terörist görür görmez, hemen pazarlık masası aramakta, yoksa anında kurmakta ve şakır şakır tavizler vermek için iradesinin kapaklarını ardına kadar açmaktadır. Şu garip ve tuhaf duruma bakınız ki; Recep Tayyip Erdoğan radar gibi teröristi her yerde bulmakta, bağrına basmakta ve dişine kıstırmaktadır. Başbakan'ın tebessüm etmesi ve geceleri huzurla başını yastığa koyması için, eminim ki kendi kendisine, bugün Allah için ne yaptın sorusu yerine; bugün PKK için veya bugün IŞİD için ne yaptın sorusunu sormaktadır" dedi.

MHP lideri açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Başbakan ve bazı hükümet üyeleri, rehin alınan vatandaşlarımızın güvende olduklarını haber vermektedir. Emeklilik günleri yaklaştıkça kıvranan her an ağlama modundaki Başbakan Yardımcısı IŞİD'in hedefinde Türkiye'nin olmadığını açıklamıştır. Ayrıca AKP'li Dışişleri Bakan Yardımcısı da benzer telden çalmakta, hatta daha ileri giderek, 49 vatandaşımızın rehin olmadığını iddia etmektir. Bu sözlerin neresinden tutalım, neresini onaralım, nesine itimat edelim?

Yaşamadığımız rezalet, karşılaşmadığımız musibet kalmamışken, bu zevat bize ne anlatmaya çalışmaktadır? IŞİD, 49 vatandaşımızla birlikte 31 şoförümüz için Musul civarında sörvayvır (survivor) yarışması düzenlemiştir de biz mi kaçırdık? Yoksa 'biri bizi gözetliyor, bugün ne pişirsem, bugün ne giysem, gelinler kaynanalar, ben bilmem eşim bilir' türünden yarışma programları tertip etmiştir de biz mi anlayamadık? Bunun için de katılımı artırabilmek için insan kaçırmaktan başka çareleri olmamıştır da biz mi bunu fark edemedik?

Başbakan ve hükümeti milletimizle alay mı etmektedir? Bal gibi rehin alınan, can güvenliği tehdit altında bulunan Türk vatandaşlarının gerçek durumlarını saklamaktan, örtbas etmekten ne çıkar beklenmektedir? Rehin alınan vatandaşlarımız güvenli ise, güven ve güvenlik nedir, nasıl tanımlanacaktır? Başbakan IŞİD'e göz kırpmakta, el sallamakta, gülücükler saçmakta, masa altından dayatmalarını kabullenmektedir. Yakın vadede İŞİD rehineleri serbest bırakacaktır. Çünkü başka çıkar yolu yoktur. Ancak AKP'nin teslimiyetçiliğiyle olan Türk devletinin ve Türk milletinin saygınlığına olacak; bir kez daha terörist heves ve talepler mevzi ve imkan elde edecektir"

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS