Başbakan Davutoğlu: ''Elleriniz Kandil dağına değil semaya açılsın''

Başbakan Davutoğlu: ''Elleriniz Kandil dağına değil semaya açılsın''

Başbakan Ahmet Davutoğlu partisinin il başkanları toplantısında konuştu. "TBMM kürsüsünde barıştan söz eden HDP'liler önce Ceylanpınar'da şehit edilen polislerimizin hesabını verecekler" dedi. ''Elleriniz Kandil Dağı'na değil semaya açılsın'' diye ekledi.


 


Davutoğlu'nun konuşmasından satırbaşları


7 Haziran seçimleri sonrasında bütün bu siyasi tarihimiz içinde AK Parti kendi içindeki istişareyle milli iradenin kararına saygı duydu. AK Parti milli irade partisidir. Bunu asla tartışmaz. AK Parti karşısında o günlerde oluşturulmaya çalışan bloğun anlamsızlığından bahsettim.


Bugün terörün sözcülüğünü yapan bazı siyasiler o günlerde sevinç çığlıkları içinde Diyarbakır'da kaleşnikoflarla kutlama yapma cesaretini gösterdiler. Biz sabırla hem halkımız verdiği mesajı anlamaya çalıştık hem de her şeyin sadece Türkiye için olduğunu şahsi çıkarlarımızın asla öne geçmeyeceğini gösteren bir duruş sergiledik. Ne yaptık? Önce kendi içimizdeki istişareleri tamamladık. Milletvekillerimizle tek tek görüştüm. Neleri yapabileceğimizi tartıştık ve bir yol haritası belirledik. Bir kaç hususun altını çizdik. AK Parti bir hükümetsizlik dönemine izin vermeyecektik.


Türkiye'nin uluslararası itibarını zedeleyecek hiçbir adım atmayacaktır. Birlik politikalarını öne çıkaracaktır.


TBMM seçimleriyle ilgili bütün spekülasyonlara karşı biz 258 dava arkadaşımıza güvenerek kendi adayımızı gösterdik. Ve 1 Temmuz'da yine AK Parti kadrolarından bir arkadaşımız geldi. 7 Haziran'da sevinç çığlıkları atanlar bunu tahmin edemediler. 258 kişi varken diğer bloğun bir araya gelip bir aday seçmesi siyasetin ve ahlağın doğasına aykırıydı. Adım adım bu yolu döşedik. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve TBMM Başkanı AK Parti kadrosundan çıkmıştır. AK Parti öncü partidir ve parti olmaya devam edecektir.


AK Parti'siz bir Türkiye dizayn etmeye çalışanlar oldu. Cumhurbaşkanımızın ve makamının izole edildiği bir Türkiye isteyenler oldu. Ama bugün herkes görmektedir ki AK Parti olmadan Türkiye'de siyaset şekillenemez.


Dışlama siyasetine karşı biz uzlaşma siyasetini tercih ediyoruz. Yine bu dönem gösterdi ki Cumhurbaşakanlığı izole edilerek siyaset yapılamaz.


Bayramda tüm il başkanlarımızı aradım. Bayramlaştık. Bir anlamda da rapor aldım. AK Parti'siz bir siyaset olmayacağını anladım. İl Başkanlarımızdan bir tanesi tatildeyim ama tüm işlerimi bitirdim dedi. Diğerleri alandaydı, toplantıdaydı. Dava adamlarına tatil yoktur. Dava adamlarının uykusu rüyasında dahi davasını görmektedir. Böylesine bir dönemde 9 Temmuz'da Cumhurbaşkanımız bana görevi verdiler. O günden bugüne uzun zamandır böylesi bir dönem yaşanmadığı için yeniden eski koalisyon olumsuz hatıralarını silmek üzere yol haritası belirledik. Kimseyi dışlamadık. AK Parti'yle olmaz diyenleri de sürecin içine katmaya çalıştık.


Saraybosna'ya gittim. O tabloyu unutmadım. Çünkü sadece Türkiye'nin kaderi olmadığını gösteren tablolardır. Bir tekerlik sandalyede 80 yaşında bir Boşnak teyze ismimle hitap ederek seslendi, yanına eğildiğimde Boşnakça dua etmeye başladı. ''Allah Türkiye'ye güç versin'' diye dua etti. Bu dualar emin olun Somali'de, Filistin'de de edilen dualardır.


Bugün birileri Türkiye'nin kaderiyle oynamak için çaba sarf ediyor olabilir ama sizin göreviniz bu duaların hakkını vermektir.


Döndük ve hükümet ortaklığı görüşmelerine başladık. Vatandaşlarımız şahittir üslubumuzdan herkes anlamıştır ki AK Parti'nin seçim sonuçlarını doğru okuma gücünü görmüştür. Özellikle muhalefet liderlerinin olumlu tavırlarına teşekkür ederim. CHP ile karşılıklı olarak fikirlerimizin test edileceği görüşmeleri başlatalım dedik. Bu koalisyon görüşmesi değildir. Karşılıklı olarak fikirler not edilecektir. Ömer Çelik'in koordinasyonunda bu görüşmeler başladı. Daha sonra genel başkanlara bunlar aktarılacak..


MHP hükümet ortaklığı yapmak istemiyorlar ama koordine halinde olmaya karar verdik. Faruk Çelik'in başkanlığında bu sürüyor..


Daha 8 Haziran sabahı AK Parti'yle asla diyen yüzde 13 ile zafer kazanmış gibi davranan bizim yüzde 41 ile yas tutmamızı bekleyen HDP ile de görüştük ama terör konusu sebebiyle bu konuda yol alamayız.


Biz koalisyon görüşmeleri yaparken Türkiye'nin 13 yılda gerçekleştirdiği huzur ortamını bozmak için bazı karanlık odaklar harekete geçti. Birileri bize bayramı haram kılmak istiyor.


7 Haziran tek partinin oluşturulduğu bir döneme son vermiştir ve şimdi kaos çıkarmanın tam vaktidir. Ve üç maşayı aynı anda kullanmaya karar verdiler ya da onlar gönüllü olarak ortaya çıktı.


Birincisi DEAŞ'tı, Ocak 2014'de onları cezalandırmıştı. Bu sefer de Suruç'ta vatandaşlarımızı öldürdüler. Onlara karşı ne yapacağımızı düşünürken bu sefer de ikinci maşa ortaya çıktı. PKK, Adıyaman'da bir askerimizi şehit etti. Onların mekanları cennettir. Bugün de verdiğimiz şehitlerin acısı yüreğimizdedir.


Bu sefer PKK üzerinde yapabileceğimiz çalışmaları yaparken üçüncü maşa ortaya çıktı. İstanbul sokaklarında yüzleri maskeli ve silahlı şekilde gösteri yapmaya çıktılar. O zaman güvenlik birimlerimizin gerekli hazırlığı yapmasını söyledim. Ama bardağı taşıran son damla İç İşleri Bakanımızın araması oldu. İki polisimiz gece uyurken Ceylanpınar'da öldürüldüler. Dün hala barıştan bahseden HDP sözcüleri bunun hesabını versinler. Verecekler. Hani çatışmasızlık diyerek göz boyayan bir dil kullananlar var ya haklılar bizim polislerimiz çatışacak zaman bile bulamadılar.


O sabah bu acıyı yüreğimizde taşırken, acaba bir komplo mu diye istihbarat birimlerimize haber verdim. Gelen cevap şuydu, PKK telsizlerinden gelen bilgiye göre PKK yapmıştı. PKK harekete geçti zannedersiniz ki ondan bir gün önce dağ karakolunda DEAŞ askerimizi şehit etti. Sanki birileri piyonlarını birer birer sahneye sürüyor. Yine Diyarbakır'da bir polise kaza ihbarı geliyor, o ihbar bir pusu. Polisimiz şehit ediliyor.


23 Temmuz günü tüm güvenlik birimlerimizi topladık. Fark ettin birileri piyonları öne sürüyor. O gece eş zamanlı olarak PKK'ye DEAŞ'a ve DHKP-C 'ye operasyon yaptık. 


''Sizler terör gladyosusunuz...''


Biz bu operasyonların ortaya çıkmamasını isterdik. Ben parti lidelerini çağırdım. Hep beraber terör nereden gelirse gelsin biz yan yana duralım. CHP dışında buna olumlu cevap veremedim. HDP, ''AK Parti IŞİD'le işbirliği yapmaya devam ediyor'' dedi. Şimdi haddini bilmez eş başkanlardan biri, saray gladyosu diyerek hakaret etmeye devam ediyor. Sizler terör gladyosunun unsurlarısınız. PKK'nin soğuk savaş döneminde kimin tarafından kullanıldığını iyi biliriz. 


Utanmazca yüzsüzce dün red ve asimilasyon politikalarından bahsediyorlar. Kim bitirdi bunları. Kürtçe konuşmalarını engelleyen uygulamaları kim kaldırdı? Faili meçhulleri kim bitirdi, olağanüstü hali kim kaldırdı. Sizin bu meclise gelmenizin önünü kim açtı. Hepsini yapan AK Parti'dir. PKK ve arkasındaki terör gladyosunun hesabını soracak olan AK Parti'dir. Bizim üzerimize eski sol retorikle gelmesinler. Bizde suçluluk duygusu uyandıramazlar. Ama AK Parti'nin sicilinde AK ve PAK özgürlük, hak mücadelesi vardır. Sizin sicilinizde ne olduysa malumdur.


İki alternatifli bir oyuna yöneldiler. Seçim öncesi her yere gittim. Oradaki vatandaşlarımızla buluştuk. Yapılan baskıları görerek, bilerek baskıları engellemeye de çalıştık. İki sonuca oynadılar barajın altında kalsaydılar, AK Parti seçimlere baskı yaptı diye terör estireceklerdi. Gezi benzeri bir olay olacaktı. Bu sefer de bir şımarıklıkla her türlü terörü yaparız AK Parti sessiz kalır dediler. Sessiz kalmadığımızı gördüler.


 


Operasyonlardan sonra CHP ve MHP'yi aradım operasyonu anlattım. Destek beyanlarında bulundular. Heyetlerimizi gönderdik ve bu da devlet sorumluluğudur. Arkadaşlarımız gittiler, MİT müsteşarımız bir heyetle gittiler, bilgilendirdiler. Bu milletin omuzlaması gereken bir meseledir.


HDP'ye neden gidilmedi. Bu soru gelirse derim ki önce aynaya bakın. Tabandan farklı sesler gelmesine rağmen koalisyon görüşmeleri yapmaya geldim. Ama Türkiye'ye karşı başlatılan teröre tavır almayanlarla konuşacak bir şeyimiz yoktur. Biri bize savaş ilan etmiştir, birileri açık bir cephe açmıştır, TBMM'de görev yapanlar da saflarını belirlemek zorundadır. O saldırılar hepimizeydi. Suruç saldırısı da polislerimizin öldürülmesi de Türkiye'ye karşıdır. Siz saldırıyı yapanlara sırtımızı dayıyoruz derseniz o sırtınızı dayadığınız duvarları yerle bir ederiz.


''Elleriniz semaya yükselmeli Kandil dağına yükselmemeli''


Çıkacaksınız biz sırtımızı PKK'ya dayadık diyeceksiniz, millet size bu yüzden mi oy verdi? Eminim o yüzde 13 kendilerine mutlaka soruyorlardır. Ve diyorlardır ki biz bunlara Ankara'ya bizi temsil etsinler diye gittik onlar ise sırtını dayayacakları başka yer aradılar diye mutlaka soruyorlardır.


Şimdi bütün bu süreçle birlikte demokratik açılım, çözüm süreci ne derseniz deyin bu huzur projesidir. Kimse 90 lı yıllara döneceği gibi bir düşünceye kapılmasın. AK Parti'de biz faili meçhulleri bitirdik. İnlerine kadar gideceğiz, şehitlerimizin faillerini de bulacağız. Maşalarla değil merkezlerle mücadele edeceğiz.


Elleriniz semaya yükselmeli Kandil dağına yükselmemeli önce bunu öğreneceksiniz. Hep beraber bu mücadeleyi yürüteceğiz. Biz ne içeride ne dışarıda savaş yanlısı olmadık. Ama birileri bize savaş deklare ederse onlara karşı da sessiz kalmayız. Bugün gün boyu istişarelere devam edeceğiz. 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS