Başbakan Erdoğan'dan Bahçeli'ye ağır sözler

Başbakan Erdoğan'dan Bahçeli'ye ağır sözler
DHA

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında MHP lideri Devlet Bahçeli'ye ağır sözlerle yüklendi. Erdoğan, "Bu sabah yaptığı konuşmaya bakıyorsunuz Bahçeli’nin, aman yarabbi. Baştan aşağı, yine ifade ediyorum bu kürsüden ağzından salyalar akıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanına köksüz diyecek kadar kökten binasip olan kişi bunun hesabını verecektir. Despot diyen bir adam bunun hesabını verecektir" dedi.

Başbakan Erdoğan, Bahçeli'nin kendisi ile ilgili sözlerinin iftira içerikli olduğunu ve hakkında dava açacağını söyledi.


İşte Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar:


BAHÇELİ'YE SERT SÖZLER


"Bu sabah yaptığı konuşmaya bakıyorsunuz Bahçeli’nin, aman yarabbi. Baştan aşağı, yine ifade ediyorum bu kürsüden ağzından salyalar akıyor. Biz öyle konuşmayacağız.


Ve tamamıyla bir müfteri edasıyla yaptığı konuşma. İftiralarla dolu bir konuşma. 16 – 17 yıldır partinin başındasın geldiğin yer ortada. Ben MHP’li kardeşlerime hep sesleniyorum. MHP’yi küçülten bu adamla bir yere varamazsınız. Bu adam siyasette çırak bile olamadı, olamayacak da. Bunun varlığı MHP teşkilatı için bir tehlikedir. Bu denli bir tehlikedir. Bugün yine iftiralarla dolu, yolsuzluklar şu bu filan falan.


Kalkıp evladıma hazine arazilerinin tahsisinden bahsediyor. Bakın bu kürsüden söylüyorum. Terör örgütünün başıyla aynı sofraya oturup oturmamaktan bahsediyor. Ey Bahçeli, bunları ispat edemezsen sen alçaksın, adisin.


İkide bir ayakkabı kutularıyla konuşup duranlara sesleniyorum.


Ayakkabı kutularının içine milyarlarca euro, dolar sığmaz, o paralar anca sizin kasalarınıza sığar. Siz önce bunu ortaya koyun. Neler yaptıklarınızın hepsi ortada, o yüzden kaçıp gittiniz. Ben davalarımı yine açacağım. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanına köksüz diyecek kadar kökten binasip olan kişi bunun hesabını verecektir. Despot diyen bir adam bunun hesabını verecektir.


Bahçeli'den Erdoğan'a: 'Pınarhisar'daki üç beş ayını bile mumla arayacak'


CEMAATE ELEŞTİRİ


40 yıl boyunca cemaat maskesi altında sinsice ihanet şebekesi gördük. kendileri gibi olmayan herkesi iğrenç metodlarla safdışı bıraktılar. 


Dertlerinin hırs ve iktidar olduğu ortaya çıktı. Bize farklı göründüler. Gizliden gizliye başka işlerin içine girdiler. Bizim dönemimizde güçlendikleri iddiası asılsızdır. 12 Eylül döneminde, 28 Şubat döneminde güçlendiklerini görürsünüz.


Nasıl hukuk cinayetleri işlediklerini görebilirsiniz. Bizim de gerçeklerden haberdar olmamız ustaca engelleniyordu.


Böcek soruşturması için neden 2 yıl beklediniz diye soruyorlar. Biz 2 yıl beklemedik. Maşaları vasıtasıyla 2 yıldır böcek soruşturmasının üzerini örtüyorlardı. Bugün de aynısını yapmaya çalışıyorlar. Biz bunun takipçisiyiz.


Sırf kendileri gibi düşünmüyor diye masum insanları dahi nasıl zindana attıkları tek tek ortaya çıkıyor. Darbeyle mücadele ediliyor görüntüsü altında masum insanların nasıl mahkum edildiği tek tek ortaya çıkıyor.


2010 yılında halkın oyuyla yaptığımız anayasa değişikliği bugün geç de olsa hatan dönüşün vasıtası olmuştur.


O değişikliği olmasa halen içerde olacaklardı. AİHM’e gittikleri zaman böyle bir tabloyu karşılarında bulabilecekler miydi? Hayır.


Fakat biz bireysel başvuruyu getirmek suretiyle böyle bir imkanı yakalamış oldular. Bugün bahçeli yine aynı şeyleri konuşuyor, diğeri konuşacak. Çünkü bunlar o referandumda biliyorsunuz bizim getirdiğimiz değişikliğe ‘hayır’ dediler. Biz ‘evet’in mücadelesini verdik, bugün evet hayırcılara yaradı.


Bazıları cezaevinden çıkınca, oradan intikam ifadeleriyle bağırıp çağırıyorlar. Sen bir defa kendine gel. Hala kendine gelememişsin. Bunu bir defa hal yoluna koymak gerekir. Ne olacak? Kılavuz ortada, kendileri de ortada. Bunların birbirinden farkı olmaz.


O anayasa değişikliği olmasa 12 Eylül sorumluları yargıda da mahkum olmayacaklardı. AYM, HSYK değişikliğiyle ilgili seçimi yapmasa yargı tartışılıyor olmayacaktı. Yargı Türkiye’deki tüm devlet kurumları içinde son sıraya düşmüş durumda, güvenilirliği itibarıyla.


"Yargı asla teslim olmayacak"


Yargı ne CHP’nin ne MHP’nin ne Pensilvanya'nın egemenliğine asla teslim olmayacak. Yargı birilerinin arka bahçesi değil, milletin yargısı olacak. İnanın ortaya çok daha fazla bilgi belge çıkacak. Yargı emniyet içinde nasıl ahlak dışı vicdan dışı komplolara giriştikleri ortaya çıkacak. Ben milliyetperver olan yargı mensuplarına güveniyorum. Bu süreci onlar aslına dönüştürecekler.


Hem yargı hem emniyet içinde vatanını milletini seven bütün vatandaşlarımız o mücadeleyi inanıyorum ki yüreklerini gönüllerini ortaya koyarak sürdürecekler. Daha önce de söyledim. Polis fezlekesine şüpheli diye isim koyacaklar, neye bakıyorlar, şüphelinin çocuğu hangi okulda okuyor, malum gazetelere üye mi değil mi?


Buna bakıyor şüpheli yapıyorlar. Yargı bu urun temizlenmesi için cesur olmak zorundadır.


Savcılarla ilgili öyle iddialar ortaya çıkıyor ki, hediyeler, tatiller vesaire. HSYK da ortada bu kadar deliller şüphe varken maalesef bunu izlemekle yetiniyor. Bir ülkenin başbakanın ofisine dinleme cihazı koyulması, sadece başbakanın şahsına değil, o ülkenin tamamına yapılmış bir ihanettir.

"Biz yargıya görevini hatırlatıyoruz"


Başbakanın ofisine bu böcekleri koyanlar, kim bilir millete neler yaptılar, yapıyorlar. Binlerce on binlerce sanatçısına varıncaya kadar herkesi dinlemişler. Polis üniforması içinde birileri çıkıp da başbakanın ofisine koyuyorsa, yarın gidip hakimin savcının yatak odasına kamera koymaktan da çekinmez. Koymadıkları ne malum?


Kitap yazma hazırlığını yaptı diye insanlar mahkum ediliyor. Ama dinleme cihazı koyan zanlılar, Dışişleri Bakanlığı'ndaki toplantıyı dinlenmesinden haberi olanlar ellerini kollarını sallayarak dolaşabiliyorlar. Biz yargıya müdahale etmiyoruz, yargıya görevini hatırlatıyoruz. İşte 17-25 Aralık’ta biz dik durmasaydık, ortada yargı diye bir şey kalmayacaktı.

"Yatışımın nedeni benim asilliğimin ifadesidir"


Selam örgütü diye bir örgüt uydurdular. Kendileri gibi düşünmeyen herkesi toplamış olacaklardı. Hazırladıkları fezlekeyle, sizler burada, kendilerine tabii olmayan kim varsa alıp götüreceklerdi. Şimdi CHP MHP bu Pensilvanya çetesinin arkasında duruyor.


Ne diyor Bahçeli biliyor musunuz? 'Pınarhisar’da yattığın günleri arayacaksın' diyor. Ey Bahçeli, o Pensilvanya'daki (Pınarhisar yerine yanlışlıkla Pensilvanya dedi) yatışımın nedeni benim asilliğimin ifadesidir. Sen bir defa kendine bak. Pınarhisar günleri, senin düşündüğün ya da düşlediğin günler değil zaten. Eğer bizim için o tür günler yine gelecekse, biz öper başımıza koyarız. Bundan herhangi bir sıkıntımız yok. Yeri geldiği zaman Ziya Gökalp dersin…


'Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker' cümlelerinden rahatsız oluyorsan bu millet seni gerekli olan yere zaten mahkum edecek.


"MHP ve CHP Pensilvanya çetesini arkalarına aldı"


CHP ve MHP Pensilvanya çetesini arkalarına aldı. O çete işleri bitince onları arkalarından hançerleyecek.


Biz sadece kendimiz için değil, CHP ve MHP için ve siyasetin geleceği için dik durduk, duracağız. MHP ve CHP bu çeteyle işbirliği yapsa da biz bu çetenin inlerine girdik, gireceğiz. Ülke adına, millet adına bir hukuk zeminin inşa edeceğiz. Gün tarafsız kalma günü değildir. Ben mücadele edeceğim, arkadaşlarımız, teşkilatımız mücadele edecek. Ama birileri kenardan seyredecek.


Bu mesele Recep Tayyip Erdoğan meselesi değildir. Bunlar Türkiye düşmanlarıdır ve Türkiye'yi de topyekün esir almadıkça asla durmayacaklar. Biz esareti değil, insanca yaşamayı tercih ettik. Biz dengelere inanıp zilletle yaşayan bir millet değiliz. Biz hakkın yanında olmaya devam edeceğiz.


CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ


Cumhurbaşkanlığı seçimlerine artık 47 gün kaldı. Adaylık başvurusu için de 10 günlük süre var. Son değerlendirmeleri yapacak, adayımızı 1 Temmuz Salı günü açıklayacağız. Hemen ardından yollara revan olacak. Milletimizden adayımızdan yetki isteyeceğiz.


AK Parti Cumhurbaşkanı adayını 1 Temmuz'da açıklıyor


Kendileri aday olamadılar. Siyasetin güç kazanmasını istemediler. Hatta şu ifadeleri de kullandılar, 'Biz cumhurbaşkanlığı makamının siyasetçi olmasını da istemiyoruz'

Yani siyasetçi olmasını istemeyecekseniz de apoletli olmasını mı isteyeceksiniz? Adayımız kim olursa olsun, AK Parti'nin istikametinde, heyecanında, gücünde hiçbir değişiklik olmayacak. Bu konuda yapılan tartışmaları hem gereksiz hem de art niyetli tartışmalar olarak görüyorum. Önemli olan AK Parti'yi kimin yönettiği değil AK Parti'nin ne olduğudur. Şunu unutmayın.

Baki olan davalar, fanilerden öte hizmetkarlarıyla yürür. Önemli olan şahıslar isimler değil muhtevadır. Allah'a çok şükür mayası sağlam, ilkeleri politikaları sağlam bir partimiz var. AK Parti şahıslara göre istikameti değişen değil, şahıslara istikamet belirleyen bir partidir.

AK Parti başta parlamento grubu olmak üzere kulislerin bir partisi olmamalıdır olamaz. Şunu da açıkça söylüyorum. Ganimet paylaşımı peşinde olmayı arzu etmek bizim şiarımız değildir. Bizim hedefimizde sadece cumhurbaşkanlığı seçimi vardır. 2015'ten sonrası nasıl gidecek, bunları konuşmanın yanlış bir yaklaşım türü olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bırakın küçük hesapların peşinden başkaları koşsun. Küçük hesapların peşinden muhalefet koşsun. Biz büyük bir dava çınarının kollarıyız, büyük hedeflerin peşinden koşacağız. Küçük hesapların peşinden küçük insanlar koşar."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS