Bahçeli: "Densizin alnından vurulması haktır"

Bahçeli: "Densizin alnından vurulması haktır"

MHP lideri Devlet Bahçeli, Diyarbakır'da 2. Hava Kuvvet Komutanlığı'ndaki Türk bayrağının indirilmesiyle ilgili çok sert konuştu. Bahçeli, "Genelkurmay vaziyeti kurtarmak için 24 saat sonra açıklama yapabildi. Bayrak direğine tırmanan densizin alnından vurulması haktır hukuktur" dedi. MHP'lilerin grup toplantısına çok sayıda bayrakla geldikleri de görüldü.

MHP'nin TBMM'deki grup toplantısına katılan partililer toplantı öncesi Diyarbakır'da yaşanan bayrak indirilmesi olayına tepki gösterdi.


Partilililer, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin grup toplantı salonuna gelişi sırasında , yanlarında getirdikleri Türk bayraklarını salladı.


Daha sonra kürsüde konuşan Bahçeli, "Toplumsal gerilim kaygı verici ölçüde artmaktadır. Türkiye sanki cinnet geçirmektedir. Şiddet, cinayet ve barbarlık ilim ve irfan ocağı üniversitelere kadar sıçramıştır. Öyle ki, akademik hayatta yer alan öğretim üyeleri dahi birbirlerini resmen doğramaktadır. Toplumsal sağduyu, toplumsal ahenk, toplumsal denge kaybolmak üzeredir. Kadına yönelik şiddet hız kesmeden devam etmektedir. Başbakan ve hükümeti ise fuzuli işler oyalanmakta, 17-25 Aralık'taki parmak izlerini karartmanın, delileri yok etmenin, adaleti kösteklemenin peşindedir" dedi.


TÜBİTAK kararı


Bahçeli şöyle devam etti:


"24 Şubat'ta sanal medyaya düşen Başbakan Erdoğan ile gıpta edilecek akıl sahibi olan mahdumu arasındaki para sıfırlama temalı konuşma TÜBİTAK tarafından incelenmiştir. Sonuçta TÜBİTAK malum diyaloglara montaj demiştir. Bilimin yüz karalığı klasmanında akademi unvanını alan bu kurum, AB Eski Bakanı'nın bir gazeteciyle yaptığı ve Bakara Ayetimizle dalga geçen konuşmalarına da montaj teşhisi koymuştur.


TÜBİTAK gibi bir kurumun, 17-25'le kararması, emir komutayla rüşvetin, ahlaksızlığın ve hırsızlığın izlerini silmeye memur edilmesi büyük bir ayıptır."


"Kazım Karabekir'i hiç kimse Türk milletinin hafızasından silemeyecek"


"Türkiye'miz kapkaranlık bir çıkmazın tam göbeğindedir" diyen Bahçeli, "Türk vatanı çok tehlikeli bir sürecin ortasında can çekişmektedir. Türk milleti sonu ve sonucu kanlı ve ağır maliyetli olacak bir dönemin tüm şartlarına peşinen mahkûm haldedir. Başbakan ve hükümeti ülkemizin milli güvenlik duvarlarını yıkmakta, saygınlığını, saadetini ve sağlam bünyesini deşmektedir" ifadelerini kullandı.


Bahçeli şöyle dedi:


"Bölücülük kontrolsüz şekilde yayılmakta, devlete meydan okuyan, millete kafa tutan küstahlıklar pervasızca ivme ve cesaret kazanmaktadır. Belediye başkanı seçilen mimli ve sicilli bölücüler, henüz göreve başlamadan tahriklerini sıralamaktadır.


Ağrı'da milli mücadele kahramanımız merhum Kazım Karabekir'in isminin, verildiği caddeden silineceğini bölücülüğün sinsi ve köşesiz ismi peşinen duyurmuştur. Bu zihniyet sanıyorum atalarının, mesela; Mıgırdıç Hirimyan veya Paul Terziyan'ın isimlerini Kazım Karabekir'in yerine yazacaktır. Güroymağa Norşin, Aydınlar'a Tillo denilirse ve yerleşim yerleri isimleri birer birer değiştirilip TC ifadesi bile kamu kurum ve kuruluşlarından sökülürse, en sonunda sıra Kazım Karabekir ve hatta Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e kadar gelecektir. AKP yol açmış, siyasi bölücüler bu yoldan yürümüştür.


Ne olursa olsun, milli mücadele yıllarında Ermeni çetelerine dünyayı dar eden kahraman komutanımız, devlet ve siyaset hayatımızın güzide ismi merhum Kazım Karabekir'i hiç kimse Türk milletinin hafızasından silemeyecek, çıkaramayacaktır."


"Görüntüde dağa piknik yapmak için çıkanlar çok olmuştur"


Bahçeli, "Hükümetin tavizkar tutumu PKK'yı yüreklendirmektedir. Bu yüzden bölücü terör örgütü, eylem sahasını genişletmekte ve psikolojik üstünlüğünü sağlamlaştırmaktadır. Geçtiğimiz yılın ilk aylarında başlatılan ihanet süreci PKK'ya silah vermiş, bomba sunmuş, ölüme ve öldürmeye teşvik etmiştir. Bugün daha iyi anlaşılmıştır ki, hükümetin yanlış tercih ve teşhisleri maalesef ki vahim neticeler doğurmuştur" dedi.


Bahçeli şöyle devam etti:


"Başbakan Erdoğan çözüm dedikçe, PKK Türkiye'yi çözmeye ve çökertmeye heveslenmiştir. Süreç ihaneti Türk milletinin varlığını tartışmaya açmış, bin yıllık kardeşlik hukukunu hedef almıştır. Süreç ihaneti Oslo-Kandil-İmralı ve AKP arasındaki temas trafiğini hızlandırmış, ihanet ve melaneti belgelemiştir. Geçmişten bugüne kadar Başbakan'ın 'Çözüm Süreci' isimli çözülme ve çürüme süreciyle ilgili tüm söz ve beyanları yalan çıkmıştır. Başbakan Erdoğan, Türk milletini; 'Çözüm süreci, silahı aradan çıkarma, sözü, düşünceyi, siyaseti devreye alma sürecidir' demiş, aldatmıştır. Yanılıp yenilip Başbakan'a baksak ve inansaydık; Çözüm süreci umut yolculuğuydu."


  "Başbakan ve hükümetinin Türkiye'yi getirdiği tablo budur"


Hükümet sözcüsü Başbakan Yardımcısının geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiği ABD ziyareti sırasında, katıldığı 'Türkiye'nin Demokratikleşme Süreci'  isimli konferansta sarfettiği bazı sözler Türkiye'nin geldiği aşamanın adeta özetidir: Şöyle diyor bu Başbakan Yardımcısı; 'Sayın Öcalan demek suç olmaktan çıktı, PKK'nın kendine ait bayrağını elinde taşımak, Öcalan posterini taşımak suç olmaktan çıktı.


'Evet, gözü yaşaran, fakat yüzü kızarmayan Başbakan Yardımcısının hakkı vardır: Türküm demek suç oldu, milliyetçi ve vatansever olmak suçlandı, ama şehide kelle, katile sayın demek, PKK paçavralarına bayrak yakıştırması yapmak alkışlandı, aklandı, hatta çirkin ve rüküş bir moda haline geldi. Başbakan ve hükümetinin Türkiye'yi getirdiği tablo budur.


Üzülerek söylemek isterim ki; Türkiye Cumhuriyeti Başbakan'ın düşmanla aynı fikre, aynı niyete ve aynı amaca sahip olması, üstelik bunu devlet politikası haline getirmesi 1919'lu yıllardan beri görülmemiş bir hıyanet, duyulmamış bir rezalettir.


"Hava sahamızın güvenliğini nasıl teminat altına alacaktır?


"İnsanlarımız kaçırılmakta, huzurumuz baltalanmaktadır. Karakol, kalekol ve baraj inşaatlarına düzenli ve sistematik eylemler icra edilmektedir. Hepsinden önemlisi, burası çok mühimdir, bağımsızlığımızın sembolü, milli şeref ve namusumuzun simgesi, kardeşliğimizin timsali Ay Yıldızlı Al Bayrağımız çekildiği gönderden indirilmektedir. Diyarbakır'daki olaylarda ölen PKK'lıların ardından, yüzleri kapalı PKK'lı bir grup doğu hava sahamızı koruyan 2.Hava Kuvvet Komutanlığı'nın etrafını sarmıştır. Bu gruptan öne çıkan bir hain, komutanlığın tel örgülerle çevrili duvarını aşmış, sonra bahçesine girmiş ve ne acıdır ki orada bulunan bayrak direğine tırmanarak şehidimizin emanetini, varlığımızın nişanesini şerefsizce indirmiştir. İnen bayrağımız eşkıya sürüsü tarafından yerlerde sürünmüştür.


17-25 Erdoğan soruyorum sana, bu olanlardan dünkü sözlerinden başka, en ufak rahatsızlık duydun mu? 'Asker, komutan bedel ödeyecek' diyorsun da, asıl bedel ödemesi gerekenin sen olduğunu niçin itiraf etmiyor, edemiyorsun? Bugün grup kürsüsüne çıkıp; eften püften konuşmaktan, atıp tutmaktan başka ne yapmayı planlıyorsun?


Yoksa oturduğun yerden sinsi sinsi gülümseyerek, 'hadi çocuklar, hadi evlatlarım, biraz daha gayret edin, nasıl olsa finale yaklaşıyoruz' diyerek bayraksızlara, vatansızlara, millet nedir bilmeyen alçaklara sevgi ve sempati mi gösteriyorsun?  Lütfen dikkat ediniz, indirilen, yerlerde tekmelenen, çiğnenen bayrağımız 2.Hava Kuvvet Komutanlığı'nın bahçesinden, güpegündüz gasp edilen sancağımızdır. Ve sancak düşerse vatan düşecektir.


Bu oluyorken, 2.Hava Kuvvet Komutanlığı'nda hiç mi duyarlı, hiç mi helal lokma yemiş, hiç mi kalbi vatan ve bayrak sevgisiyle çarpan bir asker çıkıp da şerefsize gününü gösterememiştir? Türk bayrağını dahi korumaktan aciz bu komutanlık personeli o esnada nerededir, hangi mahzendedir, nöbetçiler neyle uğraşmaktadır, pilotlar nereye uçmuştur?


Böyle bir acziyet, böyle bir yenilmişlik, böylesi bir sinmişlik nasıl izah ve tevil edilecektir? Farz edelim ki, düşman saldırmış, her tarafı çevrelemiştir; bu durum da silahlar tek kurşun atmadan teslim mi edilecektir? Bayrağını muhafaza edemeyenler, bilen varsa söylesin, hava sahamızın güvenliğini nasıl teminat altına alacaktır?


Hadi müzakereci Başbakanı geçtik diyelim; Genelkurmay Başkanlığı karargâhında terör örgütü mensuplarının ölüm haberlerini yayımlamakla meşgul omzu yıldızdan görülmeyen zevat acaba bu gelişmelerden hiç mi vicdan azabı duymamaktadır? Milli namusumuzu temsil eden bayrağımızı korumaktan bihaber komutanlar, yarın makamlarına kadar gelerek silah çeken teröristler olduğunda ne yapacaktır? O zaman da, çözüm ziyan olmasın, kimse darılmasın, kimse kırılmasın, kimseler yanlış anlamasın diyerek pısırıklığı, pasifliği devam mı ettireceklerdir?" dedi.


"İstifa edecek kadar erdemli ve onurlu olmayı deneyecekler midir?"


Diyarbakır'da görev yapan 2.Hava Kuvvet Komutanıyla Genelkurmay Başkanı istifa edecek kadar erdemli ve onurlu olmayı deneyecekler midir? Genelkurmay Başkanlığı'nın konuyla ilgili dün yaptığı açıklama ise, özrün kabahatten ne denli büyük olduğunu gözler önüne seren çevir kazı yanmasın türünden bir beyanattır. Neymiş efendim, çocuklar ve kadınlar kullanılarak provakatif eylem yapılmış. Neymiş efendim, tahammül sınırlarını zorlayan bu tür eylemlere karşı serikanlı davranılmaya gayret edilmiş.


Genelkurmay Başkanlığı açıklamasının sonunda mizah gibi, şaka gibi, milletimizin zekasını hafife alan ve komedi dizilerine malzeme olacak bir ifade vardır ve aynen şöyledir: 'Hiçbir kişi veya grubun şanlı Türk Bayrağını dalgalandığı gönderinden indiremeyeceğinin bilinmesi kamuoyuna saygıyla duyurulur.' Teröristler bayrağımızı indirdikten yaklaşık 24 saat sonra aklı başına gelen Genelkurmay Başkanlığı hala ve ısrarla; hiç kimsenin bayrağımızı dalgalandığı gönderinden indiremeyeceğini söylemektedir.


Sayın Genelkurmay Başkanı geçiniz bunları; vaziyeti kurtarmak namına paylaştığınız görüşleri yazılı şekilde milletimize değil, Diyarbakır'daki hain direkteyken söyleyecek ve gereğini anında yapacak mertliği gösterecektiniz. Sayın Paşa; sizler Ankara'da saltanat sürüp Başbakan'ın peşinden sürüklenirken, bayrak düşüyor, vatan elden gidiyor, farkında mısınız? Bayrak inerken serinkanlı olabiliyorsanız, namus ve şeref elden giderken de herhalde soğukkanlılığı elden bırakmazsınız.


Şayet devlet yaşayacaksa, şayet millet var olacaksa, bayrak direğine tırmanacak kadar cüretkâr olan bir sefilin, tam alnı çatından devrilmesi de haktır, helaldir, hukuktur, mahşeri vicdanının şaşmaz adaletidir.


Şunu biliniz ki, bayrak iniyorsa, bayrak düşüyorsa, bayrak soluyorsa işgal var demektir. Bayrak indirilirken seyreden varsa, sessizliğe gömülenler görülüyorsa korkaklar, namertler işbaşında demektir. Bayrak hakaret görüyorsa,  bayrak küçümseniyor, alaya alınıyor, kanlı ellere terk ediliyorsa; vatan esaret altına girmiş demektir.


Ey 17-25 rumuzlu haram elebaşısı, ey PKK şubesi, ey Oslo hayranı, ey Kandil aşığı, ey İmralı sevdalısı; senin çözümün, barışın, açılımın bu mudur? Bayrak inerse çözüm olacak, vatan parçalanırsa çözüm gelecek, millet bölünürse çözüm gerçekleşecek, öyle mi?


Doğu ve Güneydoğu'da etnik temizlik olursa barış gülleri açacak, PKK affedilirse barış hakim olacak, Kürdistan kurulursa barış amacına ulaşacak, öyle mi? İmralı canisi serbest kalırsa demokrasi güçlenecek, teröristler siyasete taşınırsa özgürlük yaygınlaşacak, silahlar değil fikirler konuşursa Türkiye'yi kimse tutamayacak; öyle mi? Batsın senin çözümün, batsın senin barışın, yerin dibine geçsin senin özgürlük ve barış anlayışın, kahrolsun sizin süreç fitneniz.


Büyük milletimize ve AKP'ye oy vermiş muhterem vatandaşlarıma sesleniyorum; artık tehlikeyi görün, artık vahametin farkına varın. Başbakan Erdoğan ve hükümetinin Türkiye'yi uçuruma sürüklediğini görün ve tavır alın."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS