Erdoğan: "Kürt ve Alevi meselesi sürekli kaşındı"

Erdoğan: "Kürt ve Alevi meselesi sürekli kaşındı"
AA

Başbakan Erdoğan, "Kürt-Alevi vatandaşlarımızın onların üzerinden iki mesele sürekli gündemde tutuldu. Sürekli kaşındı. İçerde de bu iki meseleyle ilgili olarak çok yanlışlar yapıldı. Bu ülkenin asli unsuru olan yer alan Kürt kardeşlerimize karşı, bizim dönemimize kadar ret, inkar, asimilasyon politikaları uygulandı" dedi. Erdoğan, Gezi'de huzur, istikrar ve ekonominin hedef alındığını da savundu ve "12 tane ağacın taşınması istismar edildi" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu.


Erdoğan konuşmasının başında Cannes Film Festivali'nde Kış Uykusu filmiyle Altın Palmiye ödülünü kazanan yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ı tebrik etti.


Erdoğan, Mavi Marmara gemisinde yaralanan ve 4 yıl sonra hayatını kaybeden Süleyman Uğur Söylemez'e ise rahmet diledi.


Erdoğan, Söylemez'i hastanede ve evinde ziyaret ettiğini hatırlatarak, ailesinin ona çok iyi baktığını dile getirdi.


Okmeydanı'ndaki olaylar


Okmeydanı'nda yaşanan olayları değerlendiren Erdoğan, "Şiddet eylemleri sırasında maalesef 2 vatandaşımız, Uğur Kurt ve Ayhan Yılmaz hayatlarını kaybettiler. Ailelerini telefonla arayarak taziyelerimizi ilettik. Ayrıca yaralanan polis kardeşlerimizi de arayarak onlara da geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. 28 Haziran 1914'te Saray Bosna'da yapılan bir suikast Birinci Dünya Savaşı'nın çıkmasına neden olmuştu.Yaklaşık 10 milyon insan bu savaşta hayatını kaybetti. Savaşın sonunda Osmanlı bakiyesi topraklar adeta cetvelle çizilir gibi şekillendirilirken, Osmanlı ve Selçuklu'nun mirasını taşıyan Türkiye Cumhuriyeti de sürekli baskı ve kontrol altında tutulmak istendi. Osmanlı İmparatorluğu'ndan kalan kimi acılar, sorunlar, tartışmalar, Türkiye Cumhuriyeti'ne yöneltildi. Bilhassa Kürt ve Alevi vatandaşlarımızın, onların üzerinden 2 mesele sürekli gündemde tutuldu, kaşındı" dedi.


Erdoğan şöyle devam etti:


"Bu iki mesele Türkiye'nin hasımları tarafından elverişli bir tahrik vasıtası olarak görülürken, ne yazıkki içeride de bu iki meseleyle ilgili alakalı çok büyük yanlışlar yapıldı. Bu ülkenin asli unsuru olan Kürt kardeşlerimize karşı bizim dönemimize kadar red, inkar, asimilasyon politikları uygulandı. Alevi kardeşlerimizin varlıkları bile inkar edildi.

Ağır tahriklerle baskılar sürdürüldü. Dersim'de yüzlerve Alevi vatandaşımız katledildi, binlercesi tehcire zorlandı. CHP'nin dününde ve bugününde Dersim katliamına karşı duranı gördünüz mü? Şu anda anamuhalefetin genel müdür Dersimli değil mi? Hiç konuştuğunu gördünüz mü? Konuşamaz, çünkü o işin faili CHP. Konuşamaz, konuştuğu anda birçok şeyler ortaya çıkar. Çorum'da, Kahramanmaraş'ta, Sivas'ta, Gazi Mahallesi'nde sonu maalesef çok acı biten elim hadiseler yaşandı. Dışarıdan düşman arayarak içimizdeki meseleleri inkar yoluna asla gitmedik.


Biz Türkiye'nin yüz yıldır karşı karşıya kaldığı meselelerin, tamamen farkında olduk, mevcut sorunların içerideki nedenlerinin tamamen farkında olduk. Ancak bu meselelerde dışarıdan yapılan tahrikleri, kampanyaları asla gözardı edemeyiz. Dikkat edin, Türkiye'de işler ne zaman iyiye gitmeye başladıysa ülkemizin başına dert açmaya gayret edenler oldu. İçeride ve dışarıda bir takım karanlık eller işbirliği yaptılar. Türkiye'nin enerjisini tüketmen için her türlü kirli, karanlık senaryoyu devreye aldılar."


Erdoğan, "100 yıldır aynı bayat senaryoyu Türkiye'ye saldırmak için kullanıyorlar. 100 yıldır Türkiye'yi yerinde saydırmak, meşgul etmek, zayıflatmak için kullanıyorlar. Biz bu bayat senaryonun dışarıda yazıldığını, desteklendiğini söylediğimizde birileri çıkıyor hedefi saptırmaya çalışıyor. Allah aşkına Okmeydanı'nda olayların başını çeken eli kanlı terör örgütünün dışarıdan desteklenmediğini söyleyecek olan, yerli bir örgüt olduğuna inanan var mı? Bunların nerelerden beslendiğini hepimiz biliyoruz. Nerelerde korunduklarını, kollandıklarını biz çok iyi biliyoruz" dedi.


Başbakan, "Aradan eli kanlı örgütler, istismarcılar ve tahrikçiler çekildiğinde her mesele çözülecek. Birileri yarayı derinleştirmeye çalıştırırken biz yaralara şifa olmanın, şifa bulmanın gayreti içerisindeyiz. Alevi vatandaşların bu yaşananlardan rahatsız olduğunu biliyorum. Alevi vatandaşlarımız, aradaki istismarcılara, ikiyüzlü siyasetçilere prim vermesinler. Onları istismar ederek Türkiye üzerine karanlık senaryolar yazanlara dikkat etsinler" diye konuştu.


"Oyunu görmemiz gerekiyor"

Başbakan Erdoğan, Almanya ve Japonya'nın İkinci Dünya Savaşı'nda yenilmelerine ve çok büyük yıkıma uğramalarına rağmen bugün dünyanın sayılı ekonomileri arasında bulunduğunu söyleyerek, Türkiye'nin 1922 yılından bu yana sadece Kıbrıs'a bir barış harekatı yaptığını hatırlattı.


Erdoğan, Türkiye'nin yaklaşık yüz yıldır barış içinde bir ülke olmasına rağmen kalkınma yarışına geç katılmasının nedenin ülke olarak sorulması gerektiğini belirtip şunları dile getirdi:


"Çünkü ülke olarak enerjimizi başka yerlere sarf etmek zorunda kaldık. İçerideki tartışmalarla, gerilimlerle biz enerjimizi, kaynaklarımız heba etmek zorunda kaldık. İçeride neredeyse 30 yıl oldu, terörle mücadele eden bir Türkiye var. Çok daha enteresanı, bir başörtüsü meselesini bu ülke tam 40 yıl tartışmak zorunda kaldı, bırakıldı. 40 yıl boyunca üniversite denildiğinde akla bilim değil başörtüsü yasağı getirildi. Yazık değil mi arkadaşlar? İnsanlar anadillerini konuşurlarsa, ülke bölünür diye toplumu korkuttular. Biz engelleri kaldırdık ve bu ülke bölünmedi, güçlendi. Çok açık söylüyorum, bizi millet olarak anlamsız tartışmalarla, yasaklarla, sanal gündemlerle asırlarca oyaladılar. 10 yılda bir yaptıkları darbelerle bize ağır bedeller ödettiler. Bizim 77 milyon hep birlikte bu oynanan oyunu görmemiz gerekiyor.


Bu aziz millet hiçbir zaman Alevi, Sünni çatışmasına prim vermedi. Yaşanan onca tahrike rağmen Allah'a sonsuz şükürler olsun, oyuna gelmedi. Sadece oyuna gelmemek yetmez. Biz yeni Burakcan'ların, terörize edilen, terörün içine sokulan yeni Berkin'lerin, Okmeydanı'ndaki olaylarda maalesef ölen Uğur'ların, Ayhan'ların da yitip gitmesine tahammül gösteremeyiz.


"Tek gerekçeleri ne, 12 tane ağaç"


Geçen yıl Mayıs ayında Türkiye'nin dünyadaki ekonomik krize rağmen yüzde 4-5 civarında büyüdüğünü anımsatan Başbakan Erdoğan, 2010 yılındaki refendum ile demokrasinin güç kazandığını, 2011 yılındaki seçimlerde ise istikrarın güç kazandığını söyledi.


Çözüm sürecinin ilerlemesi ile kötü haberlerin gelmediği bir dönem olduğunu söyleyen Erdoğan şöyle devam etti:


"İşler o kadar iyi gidiyor ki 2013 yılının Mayıs ayında Cumhuriyet tarihimizin en büyük başarılarına imza atıyoruz. Borsa rekor kırıyor, Merkez Bankası rezervi rekor kırıyor, IMF'ye borç sıfırlanıyor. Nükleer enerji için imzalar atılıyor. Böyle bir ayın içersindeyiz, 77 milyon umutla geleceğe yürüyor. Ama sonra bir şey oluyor; İstanbul'da Gezi Parkı'nda başlayan eylemler. Düğmeye bir yerden basılıyor, hemen ülkede legal, illegal örgütler işbirliği yaparak huzuru bozacak, istikrarı sarsacak bir noktaya bu işi ulaştırıyorlar. Birden borsa gerilemeye başlıyor, faiz yükselmeye başlıyor.


Yurt dışında Türkiye aleyhine kampanyalar başlatılıyor. İçeride 'Tüketmeyin, ekonomi dursun' diye çağrılar yapılıyor. Her gün sokaklarda şiddet görüntüsü, bu görüntüler dünyaya sanki Türkiye'nin genelinde bir terör esiyor gibi servis ediliyor. Anamuhalefet partisi olayların daha da büyümesi için kışkırtma yapıyor. Tek gerekçeleri ne, 12 tane ağaç. Buradan başlayarak farklı yere taşıyorlar. Dik durduk, sağlam durduk, eğilmedik, bükülmedik ve bu saldırıları bertaraf ettik. Gezi'de istediklerini elde edemeyenler 17 Aralık, 25 Aralık darbe girişimlerine başvurdular. Orada da hedef aynıydı. Biz ona da eyvallah etmedik. Ülkeyi sağ salim seçime götürdük. Ne oldu? Millet darbe heveslilerine en güzel cevabı sandıkta verdi."


"Ali'siz Alevilere miting yapma izni verilmiş"


Başbakan Erdoğan, Alevi vatandaşların tahrik edildiğini dile getirerek şunları kaydetti:


"İşte şimdi Türkiye'yi bir başka meseleyle, mezhep farklılıklarını kaşıyarak yeniden tahrik etmenin mücadelesini içindeler. Hem içeride hem de dışarıda Alevi vatandaşlarımız üzerinden kendi hesaplarını görmek isteyenler yeniden harekete geçtiler. Bir süredir bunun provaları zaten yapılıyordu. Cumartesi Almanya'daydım. Bizim oradaki toplantımızın yapıldığı muhteşem salonun yakınından bir nehir geçiyor. Nehirin karşı tarafında da, oradaki Ali'siz Alevilere miting yapma izni verilmiş.


Dert, bizim yaptığımız o toplantıyı adeta acaba nasıl sabote ederiz, bunun gayreti içindeler. Bütün bunlara rağmen, Alman yönetimi tedbirini iyi almıştı, gerçi aynı anda bizim toplantımızın olduğu bölgeye yakın 5 merkezde o gün bize karşı olan gruplar tarafından toplantılar yapıldı. Alınan güvenlik önlemleri başarılı olduğu için hiç birisi başarılı olamadı. Ve bizler de orada gerçekten Almanya'daki kardeşlerimizle muhteşem bir buluşmayı gerçekleştirdik.


Fakat Türkiye'de Alevi vatandaşlarımızın kapılarına işaretler konuyor. CHP'li bazı milletvekilleri utanmadan her türlü iftirayı kullanarak Alevi vatandaşları tahrik ediyor. Reyhanlı saldırısında, Hatay'da, Malatya'da, Adıyaman'da bunu denediler. Kendi vekilleri bizzat bu işin aktörü oldu. Hepsinde başarısız oldular. En son Okmeydanı'nda bunu denediler, başarısız oldular. Merhumun kız kardeşinin sesini duydunuz değil mi? 'Eğer siz o eylemleri yapmamış olsanız benin kardeşim ölmeyecekti.' Vaka bu. Ortada herhangi bir sıkıntı yok. Okmeydanı'nda olayların başını çeken eli kanlı terör örgütünün dışarıdan desteklenmediğini söyleyecek olan var mı? Bunların nerelerden beslendiğini hepimiz biliyoruz.


Biliyorsunuz DHKPC terör örgütünün kampları Yunanistan'da. En sonunda Yunanistan yönetimi bunlara bir darbe indirdi ve belli bir yere kadar bu işi durdurdular. Fakat dert başka. Dert, güçlenen Türkiye'yi acaba nasıl böleriz, zayıflatırız. Çünkü güçlü bir Türkiye'ye asla kabullenemiyorlar. Fakat isteseler de Türkiye artık güçlenme noktasında damarı yakalamıştır."


PKK tarafından kaçırılan çocuklar


Başbakan Erdoğan, PKK tarafından kaçırılan çocuklarla ilgili de, "Ey BDP ey HDP neredesiniz?...Bunların da adreslerini, nerede rehin olduğunu iyi biliyorsunuz. Alıp geleceksiniz. Alıp gelmediğiniz takdirde bizim de b, c planımız devreye girer" şeklinde konuştu.


Ekonomi


Başbakan Erdoğan, "Biz atmosferi balans etmekle görevliyiz. Bu faiz oranı yüksektir. Faiz düşsün ki reel yatırım artsın" ifadelerini kullandı.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS