İşkenceye beraat, direnen gence ceza

İşkenceye beraat, direnen gence ceza

İstanbul'da beş yıl önce iki genci dövüp burnunu ve kafatasını kırdıkları iddiasıyla yargılanan sekiz polis beraat ederken; açılan karşı davada, polis memurlarına hakaret ettikleri ve direndikleri öne sürülen iki gence üç ayrı suçtan ceza verildi.

Radikal Gazetesi'nden İsmail Saymaz'ın haberine göre Beyoğlu Savcılığı’nın iddianamesinde, sekiz polis 5 Mart 2009’da Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) üyesi Ufuk Özgün Erhan, İbrahim Doruk Balkan ve Ufuk Göllü’ye kimlik sordu. Polis tutanağına bakılırsa Göllü, “Kimlik göstermiyorum, üzerimi aratmıyorum” derken, iki arkadaşı "Kahrolsun faşizm, yaşasın özgürlük mücadelemiz" diye slogan attı.


İddiaya göre Erhan, bir polise yumruk; Göllü de diğer polise kafa attı. Balkan da tekme tokat saldırdı. Polislerin “Bize saldırdılar” dediği Göllü’nün sağ göz çevresi morardı, burnu kırıldı, kolu, göğsü ve kafasında şişlikler oluştu. Erhan’ın sol bileği kırıldı ve kafasında şişlikler oluştu. Balkan hafif şekilde yaralandı. Aynı tutanakta, üç eylemci tarafından dövüldüklerini öne süren polislerin ise ‘basit tıbbi müdahaleyle iyileşecek şekilde’ darp gördükleri belirlendi.


Savcı Ali Şafak, tutanağı dikkate almayarak polisin “Zor kullanma sınırını aşıp işkenceye varacak şekilde kasten yaralama eylemini gerçekleştirdikleri, müştekilerin kelepçelendikten sonra biber gazı sıkılarak kasten yaralama eylemine devam ettikleri, bu eylemin araç içerisinde sürdüğünü” saptadı. Polislere; Doruk’a yönelik şiddet nedeniyle ‘işkence’ suçundan, Güllü ve Erhan’a uygulanan şiddet nedeniyle de ‘ağırlaştırılmış’ işkence suçunu ikişer kez işledikleri iddiasıyla dava açtı.


Beyoğlu 20. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın son duruşması, 21 Aralık 2012’de görüldü ve mahkeme beraate hükmetti. Mahkeme, gerekçeli kararında, polislerin 2911 sayılı Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’nun verdiği yetki doğrultusunda, kimlik gösterilmesine direnilmesi üzerine zor kullandığını kaydederek, “Polislerin kademeli şekilde orantılı güç kullandıkları ve kendilerini savundukları” sonucuna vardı. İşkence suçunun oluşmadığını ileri süren mahkeme, “Saldırının orantılı güç kullanarak engellenmeye çalışılması nedeniyle yaralama suçu olarak da nitelenemeyeceği” ifade edildi.


Polisler aklanırken, gençlerden Ufuk Göllü ve İbrahim Doruk Balkan’a da iki polis memuruna hakaret, direnme ve muşta bulundurma iddiasıyla dava açıldı. İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava, geçen 11 Kasım’da bitti. Mahkeme, iki gence polislere hakaret ettikleri iddiasıyla ayrı ayrı 8840 TL para cezası, direnme suçundan da beşer ay hapis cezası verildi. Göllü’ye muşta bulundurduğu gerekçesiyle beş ay 20 gün hapse hükmedildi. Bu cezaların tümün de hükmün açıklanması ertelendi.


Yırca için ikinci durdurma ÇED'den

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS