Dr. Öz'den genç kalmanın sırrı ve Türklere özel tavsiyeler

Dr. Öz geçen hafta bir günlüğüne İstanbul'a geldi. Evinde buluştuk ve sağlıklı yaşamla ilgili sorular sorduk. Beni çok etkileyen bir hikaye anlattı: ''Hiç unutmuyorum gençliğimde yeni yapay kalp takmaya başlamıştık. Aynı gün iki hasta geldi. Birinin durumu çok ağırdı, diğeri ise kuvvetli bir adamdı ama kalbi aniden durdu. İkisine de yapay kalp taktık. Sadece biri yaşadı...'' Hikayenin devamı ve Dr. Öz'den sağlıklı yaşam üzerine kendi hayatından örnekler ve Türklere özel tavsiyeler bu özel röportajda. Hazırlayan: Özlem Çitçi



Dengeli hayat diye bir şey yok!
Tüm dünyada Dr. Oz olarak tanınan Doktor Mehmet Öz geçen hafta 1 günlüğüne İstanbul’a geldi. Tarabya’da evinde buluştuk. Son derece nazik ve misafirperver ailesi ile tanıştık ve kendisiyle güzel bir sohbet gerçekleştirdik. İşte İyilik Sağlık okuyucuları için bizimle paylaştıkları.

S: Dengeli bir hayat yaşamak ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Dr. Öz: Aslında dengeli hayat diye bir şey yok. Hayatta herkes başarılı olmak istiyor. Herkesten daha iyi olmak için biraz farklı olman gerekiyor. Aynı zamanda yakınlık arıyoruz. Herkesle beraber olmak istiyoruz, samimiyet arıyoruz. Bunları bir araya getirmek çok zor. Farklı olmak istiyorum – aynı olmak istiyorum! (bilgisayarından bir tarafta farklı/başarılı olmak diğer tarafta yakınlık/bağ kurmak olan bir üçgen gösteriyor). Tam bunun tepesine çıktığın zaman buna denge diyoruz ama aslında bu denge değil. Bunun tepesine oturamazsın, orada oturacak bir yer yok! İki taraftan da tırmanmaya çalışıyoruz. Ya bir tarafta ya da diğer taraftayız. İnsanlar (üçgenin) en tepesinde dengede oturamadıkları için kendilerine kızıyor. Keşke oturabilsem diyorlar. Çözüm arıyorlar ama kolay bir çözümü yok. Hiç kimse dengeli dediğimiz o tepede oturamıyor aslında.

Ben sağlık mesleğini neden seçtim? Kendi vücudunu anlayabilirsen vücudunun dışındaki dünyayı değiştirebilirsin. Elinde olan tek bir şey var, o da vücudun. Onu idare edemezsen dışarıdaki dünyayı nasıl idare edebileceksin? O yüzden sağlık benim için simgesel bir önem taşıyor. Bilmeceyi çözmek için bir sistem gerekiyor. Kendim için seçtiğim sistem sizin için uymayabilir. Ama belki de faydalı olur. Zaten televizyon programlarımızda da sağlıklı insanların kendileri için geliştirdikleri farklı sistemleri anlamaya çalışıyoruz. Ünlülerle, ünlü olmayanlarla, politikacılarla pek çok değişik kesimden insanla konuşuyoruz.
1 dakika bütün gücünle yaptığın egzersiz yarım saatlik hafif spor kadar faydalı!
S: Sizin kendi sağlık sisteminiz nasıl işliyor?

Dr. Öz: Ben her sabah saat 6’da kalkıyorum. Hiç değişmedi. Seyahat etsem bile saat farkını hesaplayıp yine aynı saatte kalkmaya çalışıyorum. Geceleri de 22:15 en geç 22:30 yatıyorum. 12’den önce uyuduğunuz saatler daha kıymetli. Saat 6’da kalktığımda 7-8 dakikalık bir antrenman yapıyorum. Droz.com’da gösterdiğim gibi içinde esneme, mekik, şınav gibi hareketler var. Geçenlerde yine bir araştırma çıktı, 1 dakikalık bütün gücünüzle yaptığınız bir egzersiz yarım saatlik hafif sporla aynı faydayı sağlıyor. Önemli olan yoğun olması. O yüzden 7 dakika yeterli. Sonunda terleyip kendimi duşa atıyorum. İlk içtiğim şey su veya limonlu su. Limonlu su Hindistan’dan gelen eski bir Ayurvedik teknik. Bağırsaklar enzimlerini çoğaltarak bağırsakları çalıştırıyor. Bir faydası daha var. Limonlu su içersen kahveyi erteliyorsun. Kahve içmeyin kötü demiyorum, kahve çok değerli antioksidanlar içeriyor. Çay da faydalı. Ama sabah ilk iş içtiğinizde kafein vücudu kaldırıyor ve dengesizliği başlatıyor. İçine şeker veya krema koyuyorsun onların da etkileri oluyor. İçtikten sonra enerji yükseliyor ama yarım saat bir saat sonra tekrar düşüyorsun. Eğer kahve içmeyi uyandıktan sonra birkaç saat ertelesen asıl o zaman işe yarıyor.
Kahvaltı şart değil ama yapıyorsan proteini yüksek besinler seç
S: Peki ya kahvaltı?

Dr. Öz: Ben eskiden hep kahvaltı yapın derdim. Ama sonra araştırmalara baktım. Gördüm ki hepsini şirketler yaptırmış. Aslında kahvaltı şart değil. Ama kahvaltı ediyorsan doğru şeyler seçmek gerekiyor, protein miktarının yüksek olması önemli. Ben genelde saat 8’de kahvaltı ediyorum. Yoğurt yiyorum, protein var içinde, biraz yağ da var. İçine çilek, yaban mersini, frambuaz gibi meyveler karıştırıyorum. Yumurta da yiyorum ama ikisini karıştırmıyorum. Ya yoğurt ya da yumurta tüketiyorum.

S: Sütlü ürünlerin zararları ile ilgili pek çok araştırma var, ne düşünüyorsunuz?

Dr. Öz: Sütlü ürünler bana dokunmuyor ama pek çok insana dokunuyor. Farkında değiller. Ben yeni bir beslenme programı verdiğimde ilk iki hafta sütlü ürünlerden uzak durun diyorum. Eğer iki hafta kendinizi iyi hissederseniz denetiyorum. Deneyince balgam fazlalaşıyorsa, gözler şişiyorsa, reflü gibi sorunlar oluyorsa demek ki dokunuyor. Sütlü ürünlerin aslında protein miktarı yüksek ve sağlıklı bir besin grubu. Ama alerji oranı da yüksek.
Genç kalmanın sırrı: Kalbin çalışması için bir sebep gerekiyor!
S: Genç kalmanın ve yaşsız hissetmenin sırrı nedir?

Dr. Öz: Sırrı bence şu: Kalbin çalışması için sebep gerekiyor. Eğer bir amaç varsa, sevdiğin biri, sevdiğin bir meslek, yapmak istediğin bir şey varsa sağlıklı kalırsın. Tutku herkes için farklıdır. Ama uzun yaşamak isteyen herkesin tutkusunu bulması gerekiyor. Hiç unutmuyorum gençliğimde yapay kalp takmaya başlamıştık. Aynı gün iki hasta geldi. Birisi Karayipler’den gelen bir hastaydı. Durumu kötü değildi aslında ama kalbi aniden durdu, yapay kalp takmak zorunda kaldık. Ama kuvvetliydi. Kimse hastaneye görmeye gelmedi, tamamen yalnızdı. Adam yatağın içinde eridi. Aynı gün başka birini ameliyat ettim. Çok hastaydı, durumu çok ağırdı. Kalbi üst üste duruyordu. Adale kalmamıştı vücudunda. Ben yapay kalp taktım. Ama hiç ümitli değildim. Eşi vardı yanında, hiç yalnız bırakmadı. İşin ilginç tarafı ameliyattan önce kalbi 10 dakika durdu, beyne giden kan miktarı çok düşüktü, komadaydı. Ameliyattan sonra da uyanmadı günlerce. Eşi her gün gazete okudu. Ben duymadığını sanıyordum ama yanlıştım! Adam tamamen uyandı ve komadan çıktı. Sonra beni konserine çağırdı bu sihirbaz beni iyileştirdi dedi. Ama asıl sihirbaz eşiydi.
Türklere sağlık için tek bir tavsiye verecek olsam...
S: Amerika’da sağlıklı yaşam konusundaki son yenilikleri ve Türkiye’deki beslenme ve yaşam tarzını en iyi bilen kişilerdensiniz. Türkiye’de yanlış yaptığımızı düşündüğünüz, değiştirin diyeceğiniz bir şey var mı? Bize daha sağlıklı ve fit olmak için tek bir tavsiye verecek olsanız, ne söylerdiniz?

Dr. Öz: Türkler yeterince hareket etmiyor. Çoğu kişi hareketsiz olmaktan, uzun saatler oturmaktan memnun. Bu kültürle alakalı. Okulda gençlerin pek çok değişik spor yapması ile ilgili bir beklenti yok. Kadınlar hamilelik sonrası egzersizi bir kenara bırakıyor. Eğer tek bir şeyi değiştirin diyecek olursam daha çok hareket edin derim. Bunun için uzun zamana ihtiyacınız yok. Kısa süreli yoğun tempolu interval içeren aktiviteler uzun süreli, sabit ve yavaş tempolu antrenmandan daha etkili.
Beslenmenize katmanızı tavsiye edeceğim süper besin...
S: Son yıllarda süper besin olarak adlandırılan pek çok yeni besin girdi hayatımıza. Mutlaka beslenmenize ekleyin diyeceğiniz bir şey var mı?

Dr. Öz: Ata tahılları tüketmenizi tavsiye ediyorum (not: ata tahıllar yüzyıllardır aynı şekilde yetişen, genetiği ile oynanmamış tahıllara verilen isim. Buğday yıllar boyu genetiği ile oynandığı için ata tahıl sayılmıyor).

Nedir bunlar? Örneğin karabuğday, akdarı, tef, amarant, farro buğdayı, kinoa, chia gibi (not: kinoa ve chia genelde tahıl olarak biliniyor ama aslında tohum). Bu besinler yüksek miktarda fiber ve protein içeriyor. Karbonhidrat da içeriyorlar ama fiber yüksek olduğu için kana yavaş karışıyor. Hem doygunluk hissi yaratıyor hem de tok tutuyor. Çoğu glüten içermiyor.
Kanser tedavisinde immunoterapi
S: Gelecekte beklediğiniz en büyük medikal gelişme nedir? Tıpta hayatımızı değiştirecek bir gelişme olacak mı?

Dr. Öz: En büyük ilerleme kanser alanında olacak.
Birincisi kemoterapi çok daha odaklı olacak.
İkincisi immunoterapi. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için yeni teknolojiler geliştirilecek. Aslında hepimizin vücudunda kanser hücreleri var. Bağışıklık sistemi bu hücreleri görünce yok ediyor. Bu sistem çalışmadığında hastalık başlıyor. Ya da kanser o kadar akıllı ki bağışıklık sisteminden saklanıyor. İmmunoterapi ile bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini bulup onlarla başa çıkması sağlanıyor.

Bu uygulama Amerika’da başladı. Eski Amerika başkanlarından Jimmy Carter çok kötü melanomaydı. İmmunoterapi ile tamamen iyileşti. Kanserde ölüm oranı büyük hızla düşmeye başladı. Meme kanseri %80’in üzerinde kurtuluyor, lösemi %90’ın üzerinde. Eskiden sıfır ihtimal verilen kanserlerde yaşama oranı şu anda %25. Sıfırdan %25'e varmak büyük bir ilerleme.

Yarın röportajın ikinci bölümünde Dr. Öz'ün katkı maddeleri, ekmek, et ve kahve ile ilgili tavsiyelerini bulabilirsiniz.
The Dr. Oz Show
The Dr. Oz Show hafta içi her gün saat 10.00’da; tekrarları ise 19:30 ve 00:30’da D-Smart 20.kanal MaxSmart Premium’da yayınlanıyor. Eylül ayında ise yeni sezon bölümleri Türkiye’de ilk defa D-Smart’ta yayınlanacak.
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS