Koşmanın beyniniz üzerindeki sihirli gücü

  1. İyilik Sağlık
  2. Hareket
Koşmanın beyniniz üzerindeki sihirli gücü
Koşmanın beyniniz üzerindeki sihirli gücü

İyi bir koşu bazen yepyeni biriymişsiniz gibi hissettirebilir. Nöroloji alanında yapılan 30 yıllık bir araştırma bu hissin doğru olabileceğine işaret ediyor! Yakın zamana kadar nöroloji dalının dehaları bile nöronlarımızın sayılı olduğunu, ve yetişkinliğe ulaştıktan sonra yeni nöronların üretilmediğini düşünüyordu. Ancak, son araştımalar nöronların ömür boyu üretildiğini gösteriyor. American Academy of Clinical Neuropsychology'nin başkanı Karen Postal, "Bildiğimiz tek tetikleyici tempolu egzersiz" diyor.

Geçenlerde Huffington Post gazetesinde gördüğüm bir haber koşmanın bana neden bu kadar iyi geldiğini anlamama yardımcı oldu. Koşu ile ilgili yapılan son araştırma sonuçlarını açıklayan haberin bir özetini paylaşmak istedim.

Koşanlar arasında çok iyi bilinir, uzun mesafe koşmak düşünceleri uzaklaştırıp zihni berraklaştırır. Biraz sıkıntınız mı var? Hemen koşuya! Yaratıcı bir fikir bulmak için sıkışmış mı hissediyorsunuz? Çıkın koşun. Hayatınızı değiştirebilecek bir konuda karar mı vermeniz lazım? Koşun! Kızgın, üzgün, veya biraz sıkıntılı mı hissediyorsunuz? Koşuya çıkın, koşun, koşun.

Yazar Joyce Carol Oates New York Times'daki köşesinde "koşarken zihin de vücutla beraber hareket eder ... beynimiz ayaklarımızın ve kollarımızın ritmine ayak uydurur." diyor. Film yapımcısı Casey Neistat ise Runner's World'e koşmanın ona zihin açıklığı getiren tek şey olduğundan bahsediyor, "Son sekiz yıldır aldığım tüm önemli kararların öncesinde koşu yaptım." Ancak bu konuyu en iyi açıklayan kişi koşucu Monte Davis, "Aynı anda hem koşup hem de kendinize üzülmek zordur. Uzun bir koşudan sonra zihin saatlerce berrak kalır."

İyi bir koşu bazen yepyeni biriymişsiniz gibi hissettirebilir. Son çıkan araştırma sonuçları bu hissin doğru olabileceğine işaret ediyor! Nörolojide yapılan 30 yıllık araştırma, egzersiz ve zihinsel açıklık arasında sağlam bir bağlantı olduğunu gösteriyor. Bugüne kadar nöroloji dalının dehaları bile nöronlarımızın sayılı olduğunu, ve yetişkinliğe ulaştıktan sonra yeni nöronların üretilmediğini düşünüyordu. Ancak, hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar nöronların ömür boyu üretildiğini gösteriyor ve yeni nöronların yaratımını tetikleyen tek aktivite de tempolu egzersizmiş gibi görünüyor. American Academy of Clinical Neuropsychology'nin başkanı Karen Postal, "Bildiğimiz tek tetikleyici tempolu egzersiz." diyor.

Bu durumla ilgili etkileyici olan başka bir şey ise yeni hücrelerin ortaya çıktığı bölge: beynin öğrenme ve hafızayla ilgili olan bölümü hipokampus. Bu da, egzersizin hafızayı geliştirdiğini öne süren çalışmalara açıklık getirebilecek bir bilgi. "30 - 40 dakika egzersiz yapınca, yeni beyin hücreleri doğmaya başlar." diyor Postal, "Ve bu hücreler beynin hafıza bölümünde ortaya çıkar."

Beyinde koşu sonrası gözlemnenen başka etkiler de var. Düzenli olarak 30-40 dakikalık koşu yapan kişilerde, beynin ön lobuna giden kanın arttığı görüldü. Ön lob, odaklanma, konsantrasyon, amaç koyma ve zaman değerlendirme gibi özelliklerle ilişkilendiriliyor.

Beynin ön lobu aynı zamanda duyguları düzenlemekle de görevlidir. Harvard'ta psikolog olarak çalışan Emily E. Bernstein, koşunun duygular üzerindeki etkisini görmek için bir test yaptı. İnsan duyguları üzerine çalışan araştırmacılar arasında klasik bir yöntemi kullanan Bernstein, 1979 yapımı The Champ filminin son sahnesini katılımcılara izletti.

Sahneyi izlemeden önce, 80 katılımcının bir kısmı 30 dakikalık koşu yaparken, diğer kısım sadece esneme hareketleri yaptı. Sonrasında, filmi izleyip filmin onları ne kadar üzdüğüyle ilgili sorular soran bir anket doldurdular. Bundan sonra, 15 dakika bekleyip nasıl hissettikleriyle ilgili bir anket daha doldurdular. 30 dakikalık koşu yapanlar, yapmayanlara göre duygusal çöküntüden daha hızlı kurtuldu.

Koşunun bir zihinsel getirisi daha var, araştırmacıların henüz tam olarak anlayıp üzerine çalışmaya başlayamadığı bir konu: koşuyla beraber gelen kendi içine dönme duygusu. Farkındalık, veya anda kalabilmek mükemmel bir şeydir. Farkındalığın hayatımıza getirileriyle ilgili birçok bilimsel kanıt var. Ancak hayale dalma, veya kendi garip fikirleriniz içinde kaybolmak da çok önemlidir. Frontiers in Psychology adlı dergiden alınan 2013 yılında çıkmış bir makale şunları söylüyor:

"Bir satırı üç kez okumak zorunda kalmak, eğer dikkatimizin dağılmasıyla önemli bir hatıraya ulaştıysak ve şimdi daha iyi bağlantı kuruyorsak önemli değildir. Bir hikaye anlatırken ortasında duraksamak, eğer uzak bir anıyı hatırlamamızı sağladıysa ve şimdi hikayeyi daha iyi bir şekilde anlatabileceksek önemli değildir. Eğer dönüşü kaçırıp yolumuzu birkaç dakika uzattıysak, bunu yaparken geçen haftanın toplantısında söylediklerimiz yüzünden patronun neden üzüldüğünü birden fark ettiysek önemli değildir. Yumurta almaya gidip yumurta almayı unutup dönmek, eğer yolculuk zam isteme, işten ayrılma veya okula geri dönme gibi zor bir kararı vermemize yardım ettiyse önemli değildir."

Düşünceleriniz içinde kaybolmak, sırf değeri kolay kolay ölçülemiyor diye değersiz değildir. Bu zihinsel durumu sağlayabilen yolardan biri de koşudur. Her koşucunun cevaplamaya çalıştığı "O kadar yol koşarken ne düşünüyorsun?" sorusunun cevabını en iyi Haruki Murakami veriyor. "Bazen koşarken düşünüyorum. Bazen de düşünmüyorum. Gerçekten fark etmiyor. Sadece koşuyorum. Hiçlikte koşuyorum. Ya da şöyle diyeyim, Koşuyorum çünkü hiçliğe ulaşmaya çalışıyorum." 

 

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Description $}
{$ item.Title $}
{$ item.Description $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS