Birini aklınızdan çıkartmak için 10 strateji

Birini düşünmeden duramadığınız oldu mu? Söyledikleri veya yaptıkları bir şeye takılıp günlerce aklınızdan çıkmadığı? Biri bizi üzdüğünde, kırdığında veya rahatsız eden bir şekilde davrandığında saatlerce, hatta günlerce o kişiyi ve olayları düşünebiliriz. Evde, arabada, çalışırken, giyinirken, duşta sürekli aklımıza girmesine engel olamayabiliriz. Bu takıntılı düşünme hali saatlerce, günlerce, haftalarca, aylarca sürebilir. Tüm bu süre boyunca gerçekte hiç görüşmemiş olsak bile. Peki nasıl engel olabiliriz? İşte sizin için Psychology Today dergisinde yayımlanan bir makaleden derlediğimiz 10 strateji. Hazırlayan: İyilik Sağlık Haber



Bizi üzen biri kafamıza takıldığında genelde onun suçlu olduğunu düşünürüz. Ama bu her zaman doğru değildir. Bazen sorun, aklımızdan çıkaramadığımız kişinin karşılayamayacağı beklentilerimiz olabilir. Bazen de tam tersine sorun bizde olmamasına rağmen kendimizi suçlar, sürekli neyi yanlış yaptım diye düşünürüz.
Bu tür düşüncelerin tamamı zehirli ve kötümserdir. Bize duygusal olarak zarar verirler. Araştırmalara göre, problemleri üzerine çok fazla ve tekrarlayıcı şekilde düşünmek mutsuzluk ve sağlık problemleri ile sonuçlanıyor. Zihnimiz kötü anları ve kayıpları düşünüp o anları bize tekrar tekrar yaşatırken, vücudumuz stres hormonları ve kimyasallar salgılıyor. Bu kimyasallar vücutta depresyon, kanser, kalp ve bağışıklık sistemi hastalıkları gibi birçok sorunun ortaya çıkmasına elverişli bir ortam oluşturuyor.
Negatif, toksik düşünceler, lunaparkta bir dönme dolapta mahsur kalmaya benzer. İlk birkaç dakika hoşunuza gitse de, sonrasında mideniz bulanmaya başlar. İnmek istersiniz, ama inemezsiniz.

Sağlığımıza zarar veren zehirli maddeleri hayatımızdan çıkartmak için çaba sarf ederiz. Organik besinler tüketir, zararlı yiyeceklerden uzak dururuz, kimyasalları evimizden çıkarırız. Ancak konu zihnimize gelince, bu özeni göstermeyiz. Aslında sağlığımız için temiz tutmamız gereken en önemli yer zihnimizdir.

İşte zihninizdeki zehirden kurtulmanıza yardımcı olmanın 10 yolu:
Bekleyip neler olacağını görün
Bazen zorlu durumlara veya insanlara tepki göstermek, haklı olduğumuzu anlamalarını sağlamak isteriz. Bu yüzden sürekli gelecek hamlemizin veya cümlemizin ne olacağıyla ilgili kafa patlatırız. Bunun yerine, Budist psikolog Sylvia Boorstein’a göre bekleyip ne olacağını görme konusunda kendimize izin vermek çok daha olumlu sonuçlar doğurabilir.
Suçlamaktan kaçının.
Eskiden olmuş olayları gözden geçirip insanları suçlamak (buna kendinizi suçlamak da dahil) asla yararlı olmaz. Yanlış anlaşılmalar, tıpkı ardı ardına düşen dominolar gibi, sırasıyla birbirini tetikleyen olaylar sonucu oluşur. Hiç kimse sonuçtan tamamıyla sorumlu değildir.
İlk olarak en büyük sorununuzla ilgilenin
Budist meditasyon eğitmeni Norman Fischer, başımıza ne gelirse gelsin, en büyük problemin kendi öfkemiz olduğunu söylüyor. Öfke, mantıklı ve üretken bir şekilde karşılık vermemizi engelliyor. Bu yüzden, çözülmesi gereken ilk problem kendi öfkeniz. İnsanlarla olan problemlerinizi çözmeden önce, meditasyon yapın, yürüyüşe çıkın, vaktin geçmesine izin verin ve sakinleşin.
Diğer insanların ne düşündüğünü bildiğinizi varsaymayın
Kendinize sorun, başkaları sizin ne düşündüğünüzü ve neyi amaçladığınızı bildiğini varsaysa, sizce ne kadar başarılı bir varsayımda bulunabilirdi? Büyük ihtimalle aklınızdan geçenlerle, sizi neyin neden üzdüğü ile ilgili doğru bir tahminleri olamazdı. Varsayımlardan kaçının.
Düşüncelerinizin mutlak doğrular olmayabileceğine ihtimal verin
Düşündüğünüz her şeye inanmayın. Duygularımızı vücudumuzda yaşarız. Duygularımız fizikseldir. Bunu genellikle düşüncelerimizin gerçekleri yansıttığına kanıt olarak gösteririz. Duygularımız doğru değilse, nasıl bu kadar kötü hissediyor olabiliriz?

Endişe, korku, pişmanlık, öfke gibi hisler yaşadığımızda tecrübe ettiğimiz duygular ve fiziksel durum gerçektir ama doğruları yansıtmıyor olabilir.
Bu olaydan nasıl ders çıkarıp olgunlaşabileceğinize odaklanın
Bizi üzen bir olaya öfkeyle karşılık verdiğimizde, kendi acımızı arttırırız. Hislerimizle beraber orada var olup, neden bu kadar güçlü bir tepki verdiğimizi düşünüp, hislerimizin kendimizle ilgili bize ne gösterdiğini düşünerek yaşadıklarımızdan ders çıkarabiliriz. Bu da olgunlaşmamızı sağlar. Düşüncelerinizi olgunlaşmaya odaklayın.
Kendi iyiliğiniz için affedin
Budist psikolog Jack Kornfield, kendi acınıza sadık kalmak zorunda olmadığınızı söylüyor. “Başıma neler geldi” düşüncesine takılıp kalmak zamanla kendinizi yaşadığınız kötü olaylarla tanımlamaya başlamanıza neden olur. Affetmek sadece karşınızdaki için gerçekleştirdiğiniz bir eylem değildir. Affetmek geçmiş acılardan kurtulmak ve özgürleşmek için ihtiyaç duyduğunuz bir şeydir.
90 saniyelik mola verin
Zihninizi rahatlatmak için, düşünce sisteminizi kırmanız gerekebilir. Nöropsikiyatrist Dan Siegel “90 saniyeden sonra duygular sahildeki dalgalar gibi yükselip yavaşça bitecektir” diyor. Bir ruh halinden çıkmanız, sadece 90 saniye sürer. Kendinize 90 saniye süre verin, ve sizi üzen olayı düşünmeyin. Böylece düşünce döngünüzü kırıp kendinizi kurtarabilirsiniz.
Zihninizde başka bir yere gidin
10 / 11
Birini aklınızdan çıkartmak için 10 strateji
Farkındalık meditasyonu hocası ve psikolog Trish Magyari rahatlamak için imajinasyon egzersizleri tavsiye ediyor. İşte sizi rahatlatabilecek bir görüntü: Derin, masmavi denizin dibinde olduğunuzu ve her şeyin yüzüp gidişini izlediğinizi hayal edin. Tüm düşüncelerin yanınızdan yüzerek geçişini hayal edin. Derin, sakin, mavi deniz olduğunuzu hayal edin.
Sevgi gönderin
11 / 11
Birini aklınızdan çıkartmak için 10 strateji
Wanda Lasseter-Lundy, sizi kırmış birini aklınızdan çıkaramadığınızda şunu yapmanızı öneriyor : “O kişiye beyaz bir ışık topu gönderdiğinizi hayal edin. Onu bu ışık topunun içine koyun, onu ışıkla sarın, ta ki öfkeniz geçene kadar.”
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS