İletişimde mucize yaratacak iki değişiklik

  1. İyilik Sağlık
  2. ilişkiler
İletişimde mucize yaratacak iki değişiklik

Dünyaca ünlü zen ustası, yazar ve Nobel Barış ödülü adayı Thich Nhat Hahn ‘’İletişim Kurmanın Sanatı’’ adlı kitabında sevgi, şefkat ve anlayışa dayalı iletişimin ilişkilerimizde yaratacağı mucize etkileri anlatmış. Önerilerinin uygulayabildiğim kadarının faydalarını birebir deneyimledim. Herkese fayda sağlaması dileğiyle kısa bir özetini hazırladım. Kitabın tamamını okumanızı şiddetle tavsiye ederim. İşte söyledikleri… Hazırlayan: Özlem Çitçi



Dünyaca ünlü zen ustası, yazar ve Nobel Barış ödülü adayı Thich Nhat Hahn ‘’İletişim Kurmanın Sanatı’’ adlı kitabında sevgi, şefkat ve anlayışa dayalı iletişimin ilişkilerimizde yaratacağı mucize etkileri anlatmış. Önerilerinin uygulayabildiğim kadarının faydalarını birebir deneyimledim. Herkese fayda sağlaması dileğiyle kısa bir özetini hazırladım. Kitabın tamamını okumanızı şiddetle tavsiye ederim. İşte söyledikleri…
İletişimde farkındalığın önemi
Beslenmek yediklerimizle sınırlı değildir. Tükettiğimiz her şey bizi etkiler. İletişim esnasında duyduklarımız ve söylediklerimiz de besinler gibidir. Duyduklarımız bizim anlayışımızı ve şefkat hissimizi arttırıyorsa, iyi besleniyoruz demektir. Kendimizi kötü ve güvensiz hissettiren veya yargılayıp yukardan bakmamıza sebep olan toksik konuşmalar bize zarar verir. Internet de tükettiğimiz bir şeydir, etkisi iyileştirici de olabilir, zehirleyici de… O yüzden konuşmalarımız kadar ne okuduğumuz ve ne seyrettiğimiz hakkında seçici olmamız önemlidir.

Thich Nhat Hahn sağlıklı bir iletişim için 3 dikkat noktası öneriyor:

1. Kendimizi ve etrafımızdakileri yargılamamak
2. Nefesimizin ve vücudumuzun farkında olmak
3. Bütün dikkatimizi o anda içimizde ve dışımızda yaşadıklarımıza vermek

Fransız filozof Sartre ‘’İnsan tüm aksiyonlarının toplamıdır’’ demiş. İlk aksiyon düşüncedir. Çünkü düşüncelerimiz nasıl davranacağımız belirler. Eğer öfke dolu bir düşünce yaratırsanız bu hem sizin hem de çevrenizdekilerin bedenini ve zihnini zehirler. Anlayışlı, şefkatli, bağışlayıcı bir düşünce ürettiğinizde bu hem fiziksel hem de zihinsel sağlığınız üzerinde olumlu bir etki yaratır. Sadece sizin değil çevrenizdekilerin de…

Eğer nefesin farkındalığıyla, sadece o anda yaşadıklarımıza odaklanabilirsek, ürettiğimiz düşünce ve duyguların yıkıcı veya yapıcı, şefkatli veya yaralayıcı olduğunu fark edebilir, davranışlarımızı bu bilinçle seçebiliriz.

İletişimde olduğumuz kişi bize karşı nefret, kızgınlık, hayal kırıklığı gibi zehirli duygularla dolu olabilir. Bu duyguları üretenler aslında acı çekiyorlardır. Eğer farkında ve anda kalabilir, karşınızdakinin çektiği acıya şefkat hissedebilirseniz kendinizi koruyabilirsiniz. Şefkatle dinlediğinizde ve dramaya dahil olmadığınızda hem siz zarar görmezsiniz, hem de karşınızdakinin acısı azalır.
Kendinizle iletişim kurmak için nefesinizi kullanın
Hepimiz kendimizi sevgi bağları kurmaya aç hissederiz. Bu içimizde nasıl dolduracağımızı bilemediğimiz bir boşluk yaratır. Sosyal medyayla, cep telefonlarımızla, epostalarla yalnızlığımızı gidermeye çalışırız ama işe yaramaz.
Yürürüz ama yürüdüğümüzün farkında değilizdir. Bir şeyler yeriz ama kafamız başka yerde, ne yediğimizin farkına bile varamayız. Bir paragrafı tekrar tekrar okumamız gerekir. Yaşıyoruzdur, ama yaşadığımızın farkına varamayız. Aslında ilk yapmamız gereken kendimizle bağ kurmaktır.

Durmak ve kendimizle bağ kurmak devrim niteliğinde bir harekettir. Bunun için tek yapmanız gereken nefes alıp verdiğinizi hissetmektir. Bunu eve dönmek gibi düşünebilirsiniz.

Her nefes alış eve dönüştür, her nefes verişle bütün gerginliğinizi atarsınız.
Sadece nefese odaklandığınızda bütün korku, kızgınlık, şüphe ve pişmanlıkları geride bırakırsınız. Sadece kendiniz için orada olduğunuzu bilirsiniz. Bu sizi özgürleştirir ve mutlu olmanın en önemli sırrı enerjinizi aşağı çeken negatif duygu ve düşüncelerden özgürleşebilmektedir.

Bu özgürlüğün bir nefes kadar yakın olduğunu fark ettiğinizde, bunu yürürken de yapmaya başlayabilirsiniz. Her adımınızda nefesinize ve adımınıza odaklanın. Ayağınızın yere basışını hissedin. Her bir adımda özgür olduğunuzu hissedin.
Eğer acı çekiyorsanız, kızgınlık, korku, şüphe hisleri içindeyseniz, bu hislere izin verin. İtip, yokmuşlar gibi davranmak yerine, farkına varın. Neden böyle hissettiğinizi anlamaya çalışın. Kendinizi anladığınızda ve şefkat hissettiğinizde yaralarınız iyileşir.
Kendimizi anlamak ve kendimize şefkat hissedebilmek başkalarını anlamanın ilk şartıdır. Ancak o zaman kendimizi haklı çıkartmak için değil, karşımızdakini anlamak için iletişim kurmaya başlarız.
Beslenmeyen ilişkiler biter
Aşk, sevgi, nefret, acı gibi duyguların devam edebilmek için beslenmeleri gerekir. Eğer ilişki içinde sürekli acı çekiyorsak, acıyı besliyoruz demektir. Yüksek bir farkındalıkla, çektiğimiz acıyı nasıl beslediğimize bakmamız gerekir. Kafamızda oluşturduğunuz şüphe, öfke, korku kaynaklı her bir düşünce sizi de, karşınızdakini de zehirler. Eğer ilişki zordaysa bilin ki yargılamayı ve öfkeyi besliyorsunuz, şefkat ve anlayışı değil.
İlişkiler bitkilere benzer, yaşamaları için sevgi ve sağlıklı iletişimle beslemek gerekir.
Karşımızdakilerle sağlıklı iletişim kurmanın iki sırrı
1. Derin Dinleme

Hepimiz anlaşılmak isteriz. Konuşmaya kendimizi anlatmak amacıyla başlarız. Ama bu çoğunlukla işe yaramaz. Önce dinlememiz gerekir. Ve dinlerken tek bir amacımız olmalıdır.

‘’Bu insanı dinlemekteki tek amacım daha az acı çekmesine yardımcı olmak.’’

Bu amaçla dinlersek karşımızdakini yargılamak yerine anlamaya başlarız. O kişiyi kendi büyük resmi içinde görmek mümkün olur. Belki bir takım yargılayıcı düşünceler gelir aklımıza ama bunlara saplanmayız, bırakırız giderler...

Karşımızdaki bizi suçlasa bile, bizimle ilgili yanlış, haksız şeyler söylese bile, şefkatle onun neden böyle davrandığını anlamaya çalışarak dinleriz. Bu gerçekten derin dinlemedir. Ama zordur. Sinirlendiğiniz anda dinlemek için sabrımız kalmaz. Geri atak yapma hissi doğar. Bununla başa çıkmanın tek yolu önce kendimizi dinlemek, kendimizi anlamak ve şefkat duymaktır. Nefes egzersizleri ile bedenimizin farkındalığını arttırmanın en büyük faydalarından biri budur. O anda neden öfkelendiğimizin farkına varabilirsek, öfkemiz kendiliğinden iyileşir ve sakinliğimizi koruyabiliriz. Böyle durumlarda karşımızdakini gerçekten açık bir kalp ve kafa ile dinleyebilirsek, yanlış anladıklarını daha sonra sakinlikle düzeltme şansımız zaten olacaktır.
Pek çok kişi konuşmaktan kaçar çünkü anlaşılmayacağını, yargılanacağını düşünür. Çektiği acıyı paylaşmaz. İlişkimizde sanki her şey yolunda zannederken, bir bakarız artık çok geçtir. Bu yüzden kendimize ‘’karşımdakini gerçekten anlıyor muyum’’ diye sormak çok önemlidir.

Mutluluğumuzu belirleyen anlama ve sevme kapasitemizdir. Sevgi ve şefkat, anlamaktan doğar. Gerçekten sevebilmek için önce anlamak gerekir.

2. Sevgi diliyle konuşmak

Sevgi dili şefkatli, anlayışlı ve bağışlayıcıdır. Sevgi diliyle konuştuğumuzda bedenimizde ve zihnimizde kendimizi çok hafif, huzurlu ve mutlu hissederiz. Karşımızdaki de böyle hisseder.

Sevgi diliyle konuşmanın 4 prensibi vardır:

1- Gerçeği söyleyin. Amacınız karşınızdakinin hem kendi içinde yaşadığı hem de size yaşattığı acıyı fark etmesi olsun. Eğer karşınızdaki için duyması zor bir gerçekten bahsetmeniz gerekiyorsa bunu sevgi ile onu kırmadan söylemenin bir yolunu bulun.

2- Hiçbir şeyi abartmayın. Bazen hislerimiz bizi olanları olduğundan daha büyük ve daha kötü görmeye iter. Karşımızdaki kişinin davranışlarını abartırız. Bu zararsız görünse de güveni sarsar.

3- Tutarlı olun. İkil oynamayın, birine anlattıklarınız başkasına farklı anlatmayın. Karşınızdakini kendi çıkarınız için manipüle etmeye çalışmayın.

4- Nazik olun. Hiçbir küçümseyici, suçlayıcı, kötü sözcük kullanmayın.
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS