Can sıkıntısının tragedyası: Hedda Gabler

Can sıkıntısının tragedyası: Hedda Gabler

Ömür ATAK AYDIN, Demet Evgar ve Tuğrul Tülek’in başrollerini paylaştığı dünya klasiği “HEDDA GABLER”i yazdı...

Mutluluk bir amaca tutunmakla başlar.


Ama o “Benim asıl görevim kendimi sıkıntıdan gebertmek” diyecek kadar kendinden bihaber… Yaşamdan ne beklediği hakkında fikri olmayan, bu yüzden de içindeki hezeyanlarda savrulan bir kadın: Hedda Gabler.


Sığlığını güzelliğiyle, çekiciliğiyle kamufle etmiş; bir o kadar karanlık, tekinsiz bir karakter.


Özgür ruhlu, birine, bir şeylere bağlı olmak onun karakteri ile taban tabana zıt. Ama amaçsızlığı, çelişkilerinde boğulup kalmasına neden olmuş. Öyle ki burun kıvırdığı geleneklerden, toplumsal normlardan medet umar hale gelmiş. Ve fırtınalı kişiliği için fazla dingin, fazla düzgün biriyle evlenmiş. Akademisyen Jürgen Tesman ile.


Buraya kadar anlattıklarım Hedda’nın yüzeysel olduğu kadar derinlikli, çok katmanlı karakterinin bana yansıttıkları. Eşinin soyismini değil de kendi kızlık soyismini taşıması, onun kişiliğinin ipuçlarından biri aslında.



Hikaye bizim için çiftin balayından dönüşüyle başlar. Çıkmaz sokakları için bir çıkış noktası olarak gördüğü Tesman’da da aradığını bulamayacağını kısa sürede anlar genç kadın. Ve yine en başa; ne bulmayı umduğunu bilmediği arayışlarına döner.


Bir rastlantı sonucu sır olan geçmişiyle buluşur yeniden. Hayatını kurnazca oyunlarla renklendirme, dişiliğini kullanarak başkalarının üzerindeki gücünü test etme çabaları; nefsiyle, sadakatiyle imtihanı, sonunda onu acizliğiyle yüzleşmeye götürür. Peki ya sonra?


Norveç’li yazar Henrik İbsen’in asırlık eseri Hedda Gabler…


Bugüne dek dünyaca ünlü birçok star Hedda Gabler rolüyle sınav vermiş hem sahnede, hem beyaz perdede. Türkiye’de de daha önce İBB Şehir Tiyatroları ve Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından derlenmiş. Şimdi Tiyatro Pangar yorumu ile yeniden gösterimde.


Hedda Gabler rolünde Demet Evgar çıkıyor karşımıza. İlk kez gördüğümüz sarı saçlarıyla... Uçuk, savruk, yeri geldiğinde tehlikeli, yeri geldiğinde saf, bir garip Hedda’yı kimse ondan daha iyi oynayamazdı hissi veriyor performansıyla.


Kendisi için “Altın çağını yaşıyor” desek yanlış olmaz. Yeteneği artık demini almakta. Demet Evgar, tıpkı hocası Yıldız Kenter gibi yeni nesil tiyatronun duayenlerinden biri olma yolunda.


Jürgen Tesman rolünde Tuğrul Tülek var. Tülek’i ilk izleyişimdi. Performansı, yeteneğine yönelik çokça duyduğum ve okuduğum övgülerin haklılığını kanıtlar nitelikteydi.



Oyun yeni bir isim ile tanışmamı da sağladı. Hakim Brack rolündeki Tolga Çiftçi. Bugüne dek varlığından haberdar olmadığım sanatçı, gerek vücut dili, gerek ses tonu ile oyunun en dikkat çekici isimlerindendi nazarımda.


Nazan Diper, Yeşim Koçak, Osman Karakoç ve Merve Satılan. Karakterlerin hepsi özenle seçilmiş. Tüm oyuncular rollerini layığıyla üzerine oturtmuş.


Ve Mehmet Birkiye. Reji ona emanet. Daha önce yönetmen koltuğunda oturduğu iki oyunu da keyifle izlemiştim. Büyük usta, iltifatı ve saygıyı fazlasıyla hak ediyor.


Dekorda ve kostümlerde sadelik tercih edilmiş. Bu da oyunculuklara ve konuya daha çok odaklanabilmenize imkan tanıyor. Karakterlerin akıllarından geçenleri seyrettiğimiz anlarda, sahne ışıklarının kırmızıya ve yeşile dönmesi de iyi düşünülmüş bir detay.


Oyun 110 dakika, iki perde. Ama konunun akıcılığı dolayısıyla sürenin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Oyun çıkışı kulak misafiri olduğum yorumlarda, diğer seyircilerin de benimle hemfikir olduğu izlenimini edindim.


Tıpkı hayattan, mutluluktan ne anladığımızın, ne beklediğimize bağlı olması gibi; bir oyunu beğenip beğenmemek de beklentimizle ilgili. Yani göreceli. Kendi adıma Hedda Gabler için bu sezon başından beri izlediğim en başarılı oyundu diyebilirim.


Biletlerin hızla tükendiği notunu düştükten sonra oyunun Ankara, İzmir, Bursa, Eskişehir, Edirne ve Tekirdağ turnelerine çıkacağı bilgisini de vereyim.


 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS