kültür sanat

Unutmak, Unutturmak ve İnkar üzerine: 'Günden Güne'

  1. Kültür Sanat
  2. suyun yolculuğu fotoğraf yarışması

Unutmak, Unutturmak ve İnkar üzerine: 'Günden Güne'

Hastalığı nedeniyle 2008 yılından bu yana görevini sürdüremeyen Türkiye Ermenilerinin 84. Patriği Mesrob Mutafyan'ı konu alan Aret Gıcır'ın "Günden Güne" sergisi Galata Rum İlkokulu'nda. Sergi sadece Türkiyeli Ermenileri değil, toplumun her kesimini yakından ilgilendiren sorunlara atıfta bulunuyor. "Günden Güne / Günlerle beraber / Sönüverir günlerim". Henüz 26 yaşındayken, şairlerin kaderi gibi görülen ince hastalığa yakalanarak hayatını kaybeden Garbis Cancikyan'ın son günlerinde yazdığı bu şiir, Aret Gıcır'ın son sergisine adını verdi. "Günden Güne" sergisinin konusu bir başka hastalık. Türkiye Ermenilerinin 84. Patriği Mesrob Mutafyan'ı ölümle yaşam arasında kalmasına neden olan fronto-temporal demans üzerine… Bu metafor sergi içinde bazen toplumsal bir unutuşa dönüşüyor, bazen unutmak isteyişe, bazense inkara… (Serdar Korucu / CNN TÜRK)

 



Ermeniler ile Rumların ortak kaderi

Serginin ilk akla getirdiği, binlerce yıldır komşu olarak bir arada yaşayan Ermeniler ile Rumların bu topraklardaki ortak kaderi oluyor. Eserlere ev sahipliği yapan mekanın Galata Rum İlkokulu olması nedeniyle…

Devlet aklının gadri

Tarihsel adı "Galata Okulu" olan ancak bugün hala devlet nezdinde "Özel Karaköy Rum İlköğretim Okulu" diye anılan okul yıllardır öğrencisiz. Nedeni ise Ermeniler gibi Rumların da 100 yıl önceki devlet aklının gadrine uğraması, sonrasında da benzeri şekilde sürdürülen politikalar sebebiyle yok olmanın eşiğine getirilmesi…

Artık öğrencileri yok, mezunları dünyanın dört bir yanında

Okulun artık sadece kültür sanat aktiviteleri için açılan geniş kapısından girildiğinde, bir zamanlar sınıflarını dolduran öğrencilere özel tasarlanmış geniş merdivenlerinin ucunda yeni serginin tanıtımı yer alıyor. Artık öğrencilerin burada olmadığını, mezunlarının çoğunun da dünyanın dört bir yanına dağıldığını, onların boşluğunu, sessizliğini tekrar tekrar hatırlatırcasına…

Patrik ile dünyası arasında kalın bir perde

İkinci katta sınıfları birleştiren geniş holde Türkiye Ermenileri Patriği'nin sırt üstü yatan portresi bulunuyor. Gözleri kapalı, uyuyor gibi görünüyor. Ancak bu uykunun sona ermesi ancak annesi Diramayr Mari Mutafyan'ın da umduğu gibi bir "mucize"nin yaşanmasına bağlı. O ana kadarsa kalın bir perde Patrik ile dünyası arasına çekilmiş durumda.

"Çobanın uzun uykusu"

Bu sürecin toplumda yarattığı travmanın tek nedeninin sadece Patrik'in yakalandığı hastalık olmadığını ise serginin Aras Yayıncılık'tan çıkan kitabında Rober Koptaş "Çobanın uzun uykusu" başlıklı yazısında anlatıyor: "Sürece başından beri dahil olan devletle danışıklı olarak "patrik genel vekilliği" adında gelenekte var olmayan bir unvan yaratıldı ve Kilise vekaleten yönetilir hale geldi."

Hrant Dink hatırlatması

Üçüncü katta ise bir başka Patrik portresi yakalıyor gelenleri. Bu kez yanında bir silah ve kuzu çizimi ile. Hatırlanansa 19 Ocak 2007'de gazetesi önünde öldürülen Hrant Dink'in hemen ardından Patrikhane'deki açıklama oluyor: "Agos gazetesi müteveffa Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink ile Patrikliğimiz arasında özellikle cemaatimizin dini kimliği konusunda görüş farklılıkları bulunmuş olduğu, Agos yayınlarını takip eden herkesçe malum olan bir konudur. (…) Müteveffa yazar, perspektifi, fikir ve düşünceleri nedeniyle bir kısım çevreyle fikir ayrılığına girmiş olsa bile böyle vahşi, hain ve alçak bir suikastı ve bu tür bir ölümü kesinlikle hak etmiyordu."

Patrik ile Dink arasındaki ilişkiler

1998'deki Patriklik seçiminde Agos gazetesinin de desteğini arkasına alan Patrik ile Hrant Dink arasındaki ilişkinin yıllar sonra nasıl bu kadar değiştiğini Koptaş anlatıyor yine: "Halkın yeni patrikten temel beklentisi, cemaat işlerinde sivillerin alanını genişletmesiydi. Patriklik makamına oturan Mesrob II ise güç ve yetkilerini daha önce verdiği sözlerle pek de bağdaşmaz şekillerde kullandı ve böylece başta Dink olmak üzere önceki destekçilerinden pek çoğunun tepkisini toplamaya başladı."

"Pieta" sahnesi gibi

Serginin belki de en etkileyici eseri, bir sınıfın içinde. Bir zamanlar Rum öğrencilerin penceresinden baktıklarında caddenin tam karşısındaki Ermeni kilisesini tüm ihtişamı ile gördükleri bu aydınlık oda, karanlık bir boşluktaki Patrik'i annesinin kolları arasında gösteriyor. Çarmıha gerilen Mesih'in Meryem Ana'nın kucağındaki ünlü "Pieta" sahneleri gibi şefkat dolu…

18 Haziran'a kadar gezilebilecek

Serginin kitabında Evrim Altuğ "Her şey asıl ve suret arasındaki o kendinden geçmiş sırdaşlıkta anlaşılmayı bekliyor" diyor. Anlaşılacak şey ise ne sadece Patrik'in özelinde, ne de Ermeni toplumunun… Bu hastalığın hem fiziken hem ruhen hepimizin kapısını çalabileceğini, unutmanın, unutturmanın ve inkarın bizi eline geçirebileceğini hatırlatıyor. Sergiyi ziyaret etmek içinse az zaman kaldı. Öktem & Aykut tarafından düzenlenen, 7 Mayıs'ta kapılarını açan "Günden Güne" 18 Haziran'da sona erecek. Sergi Pazar ve Pazartesi hariç her gün 12:00-19:00 arasında görülebilir.
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Description $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}

ilgili haberler

 
LG
MD
SM
XS