CHP'li vekiller Suriyeli mültecilerin dramını kitaplaştırdı

CHP'li vekiller Suriyeli mültecilerin dramını kitaplaştırdı

CHP Göç ve Göçmen Komisyonu üyeleri Suriyeli mültecilerin dramını kitaplaştırdı. Veli Ağbaba, Zeynep Altıok Akatlı, Mustafa Balbay, Nurettin Demir, Selma Doğan, Muharrem Erkek, Özcan Purçu, Sezgin Tanrıkulu ve Elif Doğan Türkmen'in imzalarını taşıyan Sınırlar Arasında - İnsanlık Dramından İnsanlık Sınavına adlı kitap, Tekin Yayınevi'nden çıktı.

Tekin Yayınevi, CHP Göç ve Göçmen Komisyonu üyelerinin hazırladığı mülteci dramının anlatıldığı Sınırlar Arasında - İnsanlık Dramından İnsanlık Sınavına adlı kitabı okurla buluşturdu. Yayınevi ayrıca Teresa Bernheimer'in yazdığı Ali'nin Ailesi - Ehlibeyt ve İlk Aleviler, Şair Ataol Behramoğlu'nun Türk edebiyatının usta kalemi Aziz Nesin'e ilişkin anılarını aktardığı Aziz Nesin'li Anılar, Özdemir İnce'nin Din İman ile Sinan Erensü, Ethemcan Turhan, Fevzi Özlüer ve Arif Cem Gündoğan'ın İsyanın ve Umudun Dip Dalgası kitaplarını yayınladı.


Elvis Peeters'tan mültecilerin romanı: Sayısız


Sınırlar Arasında


CHP Göç ve Göçmen Komisyonu'nun üyeleri somut verilerle mültecilerin dramını Sınırlar Arasında - İnsanlık Dramından İnsanlık Sınavına adlı kitapta gözler önüne seriyor.


Komisyonun üyeleri Veli Ağbaba, Zeynep Altıok Akatlı, Mustafa Balbay, Nurettin Demir, Selma Doğan, Muharrem Erkek, Özcan Purçu, Sezgin Tanrıkulu ve Elif Doğan Türkmen tarafından kaleme alınan kitap Tekin Yayınevi'nden çıktı.


10 yıl aradan sonra Kaderin Bir Cilvesi


Kitapta, Suriye'de dış güçlerin de dâhil olduğu savaş başladığından bu yana zorunlu olarak Türkiye'ye göç eden, zorlu yollardan geçerek ulaştıkları sınırda, sıcağın altında saatlerce aç susuz bekleyen, kendilerine gösterilen kamplarda ve ülkenin dört bir yanında yaşamlarını sürdürmeye çalışan mülteciler anlatılıyor.


Adli makinenin işleyişi Peder Bey'in Yargısı'nda


Kitapta mültecilerin karşılaştığı dramlar da var. Kimi zaman güvenlik gerekçesiyle, kimi zaman ısınmak amacıyla verilen elektrik sobasının neden olduğu yangınlarda ölmeleri, sokakta yaşamak durumunda kalmaları, kadınların, çocukların tecavüze uğrayıp fuhuşa sürüklenmeleri ve yaşadıkları bütün olumsuzluklar aktarılıyor. Kitapta yaşama sevincini kaybeden, geldiği ülkeye dönmemek için intihar eden insanların hikayeleri de var.


Yüz bin kişi kadar olacağı tahmin edilen ancak ülkemizdeki varlıkları üç milyonu bulan mültecilerin, uygulanan yanlış politikaların neden olduğu bir insanlık dramını yaşadıkları ifade edilen kitapta, somut verilere de yer veriliyor.


Konunun bütün yönleriyle incelendiği kitapta, çözüm önerileri de sunuluyor ve bu insanlık sınavını başarıyla vermek için yapılması gerekenler gösteriliyor.



Ali'nin Ailesi


Teresa Bernheimer yazdığı Ali'nin Ailesi - Ehlibeyt ve İlk Aleviler'de, Muhammed Peygamber'in en yakınlarının, Ehlibeyt'ten doğan soyun adım adım izini sürüyor.


Tekin Yayınevi'nin İnanç Dizisinden çıkan kitap, belirlenen şecereleri, çıkarılan soyağaçlarını ve yapılan tüm ilmi çalışmaları dikkate alarak okurun önüne titiz bir araştırmayla beraber sorular da koyuyor: Şecereler sadece soy sınırlarını belirlemek üzere mi çizilmişti? Belirli bir sülalenin çıkarlarını korumaları da isteniyor muydu? Bu sayede İslam kültürü içerisinde gerçekten ayrıcalıklı bir zümre oluşmuş muydu?


Bu gibi soruların da peşinden giden ve nesnel delillerini gösteren Ali'nin Ailesi, Abbasi Devrimi'nden sonra Ali'nin soyundan gelen ve geniş bir coğrafyaya yayılan Alevilerin serüvenine ilişkin merak edilen soruları yanıtlıyor.



Aziz Nesin'li Anılar


Şair Ataol Behramoğlu'nun "Büyük yazar-büyük eylemci" dediği Türk edebiyatının ve hiciv sanatının usta ismi Aziz Nesin'e ilişkin anılarını aktardığı kitabı, Aziz Nesin'li Anılar okurla buluştu.


Behramoğlu, Aziz Nesin'li Yılları şöyle anlatıyor:


"Aziz Nesin büyük bir yazardır.
Mizah(gülmece) yazınının dünya ölçüsünde eşsiz bir ustasıdır.
Gülmece öğeleriyle duygululuğu, her ikisiyle de toplumsal işlevselliği bağdaştırmayı başarmış ender bir ustadır.
Bu alandaki öykü ve romanlarıyla ve anı türündeki büyük yapıtı "Böyle Gelmiş Böyle Gitmez"le olduğu kadar oyunlarıyla da yenilikçi, öncü bir yazardır.


Bütün bunların yanı sıra adaletsizliğe, aptallığa, eşitsizliğe, acımasızlığa karşı denebilir ki son nefesine kadar ödünsüzce savaşım vermiş, eşine çok az rastlanabilecek bir eylem ve mücadele adamıdır.


Kendisine hayranlığımın tarihi lise öğrenciliği yıllarıma, 1950'lere kadar uzanır. Türkiye Yazarlar Sendikası'nın kurulduğu 1970 ortalarından 1995'teki ölümüne kadar süren eylem arkadaşlığımız ise hayatımın en değerli, en öğretici, en unutulmaz yaşantıları arasındadır.


Ona ilişkin anılarımı, gözlemlerimi, izlenimlerimi kimi kez eleştiriden de yoksun olmayan düşüncelerimi ve 1980'lerdeki yurt dışı sürgünümde bana gönderdiği mektupları içeren bu kitap, bu eşsiz insana saygımın, hayranlığımın, gönül borcumun, bir küçük kardeş olarak bağlılığımın 'karınca kararınca' bir ürünüdür."



Din İman


Tanıtım metninden:


"Birkaç istisna dışında tarih boyunca bütün dinler iktidarlarla iş ortaklığı yapmış; İslam da sadece iktidara (devlete, beylere, feodallere, ağalara ve zenginlere) hizmet etmiştir.


Bir ekonomik krizle iktidara gelen ve geldiği günden bu yana cumhuriyetin niteliklerini beğenmediğini, dahası değiştireceğini ilan eden AKP iktidarı süresince hayatımızda neler değişti? Adım adım ilerleyen dinci bir örgütlenme eliyle hangi ilkelerden taviz verildi? Din iman ile masa ve kasa nasıl bir araya geldi?


Özdemir İnce, zihinleri kurcalayan bu soruların cevaplarını ironik üslubu ve birer tarihi belge niteliğindeki yazılarıyla verirken kaleminin sivri ucunu hiç çekinmeden yönelttiği hedefi tam on ikiden vuruyor."



İsyanın ve Umudun Dip Dalgası


Tanıtım metninden:


"Alamet-i kıyamet değil, ekolojik felaket!


'Emperyalizm doğası gereği saldırgandır' sözünü bilmeyen pek yoktur. Sermayenin küreselleşmesiyle birlikte bu politik önermenin son yıllarda ve büyük bir hızla hangi türden olumsuz değişimlere yol açtığını ise yaşayarak gördük. Kentsel dönüşüm, HES, termik santral ya da altın madeni adı altında topraklarımız, evlerimiz, akarsularımız, ormanlarımız sermayenin sınırsız talanına açıldı.


Meraların, tarım arazilerinin yağmalanması, kentsel alanın ranta kurban edilmesi Türkiye'nin doğusunda ve batısında eşzamanlı gelişirken güçlü, tabandan yükselen, kültürel kodları itibarıyla geleneksel değerlerini yaşatmayı hedefleyen ve bunu eşitlikçi bir ekolojik proje olarak yükseltmeyi önüne koyan politikleşme çabaları da filiz verdi.


Türkiye'de toplumsal mücadelenin son on yılı, neoliberal politikaların yarattığı bölüşüm sorunlarına ve ekolojik yıkıma tepki ekseninde gelişti. Neoliberal akımın geniş halk kitlelerini kapitalizmin normalliğine ve sıradanlığına ikna etmek amacıyla oluşturduğu politikalara, yasaların değiştirilmesi yoluyla uyguladığı zorbalığa rağmen dipten gelen bir dalga hâlinde gelişen ekoloji mücadeleleri giderek birleşmeye ve antikapitalist bir özellik göstermeye başladı.


İsyanın ve Umudun Dip Dalgası, sosyal adaletsizliğin, farklılıkların ve yoksulluğun derinleşmesinin sınıf mücadelelerine zemin hazırladığını ve kırda sermayeye karşı bir sınıf hareketinin ortaya çıktığını belirtirken üretim araçları elinden alınan, sosyal adaletsizlikler ve yoksullaştırma politikaları sonrasında göçe zorlananların tek bir seçenekleri kaldığı tespitinde bulunuyor: Direniş.


Yaşam alanlarımızı yok eden, doğal olan her şeyi sermayenin konusu haline getiren kapitalizmle mücadele edilmeden doğanın katledilmesine engel olunamayacağını ülkemiz örnekleriyle sergileyerek sorunlara yeni bir bakış açısıyla yaklaşıyor: 'Ekolojik krize karşı mücadele artık emeğin mücadelesidir!"


{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS