Eduardo Galeano'dan Yaratılış Türkçede

Eduardo Galeano'dan Yaratılış Türkçede

Eduardo Galeano'nun Amerika kıtasının tarihini rengârenk bir mozaik halinde anlattığı dev eseri Ateş Anıları Üçlemesi’nin birinci Yaratılış okurla buluştu. Yaratılış, Süleyman Doğru'nun çevirisiyle Sel Yayıncılık'tan çıktı.

Sel Yayıncılık, Eduardo Galeano'nun eski dünya ile yeni dünya arasındaki ilk çatışmaları ve ilişkilenmeleri yüzlerce hikâye halinde okurla paylaştığı Ateş Anıları Üçlemesi’nin birinci kitabı Yaratılış’ı okurla buluşturdu. Yayınevi ayrıca Peter-André Alt'ın “kötü” fikrini gotik romandan kara romantizme ve oradan da psikanalize taşıyarak derinleştirdiği Şeytanın Yeni Marifetleri ve Orhan Türker'in İstanbul’un levanten ve azınlık semtinin hikâyesini anlattığı Pera’dan Beyoğlu’nayı yayımladı.

Ateş Anıları I - Yaratılış

Eduardo Galeano, Amerika kıtasının tarihini rengârenk bir mozaik halinde anlattığı dev eseri Ateş Anıları Üçlemesi’nin birinci kitabı olan Yaratılış’ta, Eski Dünya ile Yeni Dünya arasındaki ilk çatışmaları ve ilişkilenmeleri yüzlerce hikâye halinde okurla paylaşıyor.

Amerikan yerlilerinin yaratılış mitlerinden başlayıp Avrupalıların kıtaya gelişinin ilk iki asırlık tarihini anlatarak devam eden bu eşi benzeri olmayan anlatıda; ezilenlerin, susturulanların kayda çoğu zaman geçmemiş tarihi satır aralarından başkaldırıyor, unutturulmaya çalışılan acılar bütün gerçekliğiyle ortaya dökülüyor.

Olgularla edebiyatın iç içe geçtiği Ateş Anıları Üçlemesi’nin bu ilk kitabında Galeano, tutkulu diliyle insanlığın kaybedilen, yok edilen olanaklarını gözler önüne sererek, “dünyanın vicdanı” olmaya devam ediyor.

Eduardo Galeano, Montevideo, Uruguay’da orta sınıf Katolik bir ailede doğmuştur. Çocukluğunda futbol oyuncusu olmak istemiş, gençliğinde birçok farklı işte çalışmıştır. On dört yaşında ilk politik çizgi romanı, Sosyalist Parti’nin haftalık yayın organı El Sol’da yayınlanmıştır.

Gazetecilik kariyerine 1960’larda, Marcha’da editör olarak başlamıştır. 1973’teki askeri darbe sonucunda hapse atılmış, daha sonra da sürgüne yollanmıştır. Arjantin’e yerleşmiş ve bir kültür dergisi olan Crisis’i çıkarmaya başlamıştır. 1976’da Arjantin’de Videla rejimi, askeri bir darbe ile iktidara gelince İspanya’ya kaçmak zorunda kalmıştır. Galeano, 1985 yılında geri dönebildiği Montevideo’da 13 Nisan 2015’te hayatını kaybetti.

Yazarın, Ve Günler Yürümeye Başladı, Aynalar, Latin Amerika’nın Kesik Damarları, Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri ile Kadınlar isimli kitapları da Sel Yayıncılık tarafından yayımlanmıştır. Ateş Anıları Üçlemesi, Yürüyen Kelimeler, Tepetaklak–Tersine Dünya Okulu ve Zamanın Ağızları ise yayınevinin yayın programında.

Şeytanın Yeni Marifetleri

Peter-André Alt, Kötünün Estetiği dizisinin ikinci kitabı Aydınlanma ve Psikoloji’de “kötü” fikrini gotik romandan kara romantizme ve oradan da psikanalize taşıyarak derinleştirirken, akıcı üslubuyla merak ve heyecan uyandırmayı sürdürüyor.

Ortaçağ’ın Şeytan’ı, mitin büyüsünün bozulmasıyla birlikte artık kuyruğundan ve boynuzlarından arınmış, insan biçimine dönüşmüştür. Aydınlanma’nın boş inanca karşı mücadelesinde aldığı bu yeni formla Şeytan, artık felsefenin ve edebiyatın konusu olan bir kötülük ilkesi, bir yoldan çıkma meselesidir. Goethe’nin Faust’undaki Mephisto örneğinde görüldüğü üzere insanın içindeki kötülükle Şeytan özdeşleşmeye başlar, Şeytan’la anlaşma ve Şeytan tarafından ele geçirilme konusu roman ve şiirin süzgeçlerinden geçerek en nihayetinde Freud ve Jung’un eserlerinde psikolojinin ve psikanalizin inceleme alanına girer.

Modern Avrupa Tarihi’nin karanlık yüzünün güzelliği, hikâyesini sürdürüyor…

Peter-André Alt, 1960 yılında Berlin’de doğdu. 1995 yılında Çağdaş Alman Edebiyatı dalında profesör oldu; ilk olarak Bochum Üniversitesi’nde, sonrasında Würzburg Üniversitesi’nde görev yaptı. 2005 yılından beri Berlin Özgür Üniversitesi’nde profesör olarak ders vermektedir. 2010 yılında aynı üniversitenin rektörlüğüne seçilen Alt, ayrıca Cambridge ve Princeton Üniversiteleri başta olmak üzere pek çok üniversitede misafir öğretim üyesidir. Alt’ın uzmanlık alanı 17., 18. ve 20. yüzyıl Alman edebiyatı ve kültür tarihidir. Bu alanda, özellikle Erken Modern Dönem ve Weimar Klasisizmi’ne yakından bakan çok sayıda kitap ve makale kaleme almıştır. 2012 yılında Alman Schiller Topluluğu’nun başkanlığına getirilmiştir.

Pera'dan Beyoğlu'na

Pera; kiliseleri, yabancı okulları, hastaneleri ve görkemli sefaret binalarının yanı sıra mağazaları, birahaneleri, lokantaları, pastaneleri, tiyatroları, lüks genelevleri ve barlarıyla da önemli bir merkezdi. Hıristiyan halkla İstanbul’un geleneksel Müslüman mahallelerinde yaşayan Türklerin kesişme noktasıydı.

Dolayısıyla Ankara merkezli yeni Cumhuriyet yönetiminin, 600 yıllık çokuluslu ve çokdinli Osmanlı İmparatorluğu’nu en kısa yoldan tek ırk, tek dil ve tek dinden oluşan bir Türk ulus-devletine çevirme çabasının hedefe ulaşması için, ele alınması gereken en önemli konulardan biri Türkleşmeye direnen Pera’ydı.

Pera halkının ve ekonomisinin millileşmesi için 1923’ten itibaren ortaya çıkan çalışma izinlerinin kısıtlanması, Varlık Vergisi, Yunan vatandaşlarının Türkiye’de oturmalarına ve çalışmalarına olanak veren Ankara Antlaşması’nın yürürlükten kaldırılması gibi sert yaptırımlar; "Pera"nın Beyoğlu’na, "Grand Rue du Pera"nın ise İstiklal Caddesi’ne dönüşmesine zemin hazırlamıştı. 6-7 Eylül ve Kıbrıs Olayları ise Pera için sonun başlangıcıydı.

Pera’dan Beyoğlu’na, İstanbul’un Levanten ve Azınlık Semtinin Hikâyesi, Pera’nın etnik ve ekonomik çehresinin millileşme ve Türkleşme aşamalarına birinci elden tanıklık ediyor. Özel arşivlerden derlenen fotoğraflar ve İstanbul’un Rumca basınına yansıyan haberlerle, unutulan bir yakın tarihi yeniden hatırlatıyor.

Orhan Türker, 1949'da İstanbul'da doğdu. Moda İlkokulu, Kadıköy Ortaokulu ve Marmara Koleji'nden sonra Gazetecilik Yüksek Okulu'nu bitirdi. Özellikle Moda'da geçen çocukluk yıllarında Rumlarla yakın ilişkisi sonucunda küçük yaşta Yunanca öğrendi. Türkiye'de Turing ve Otomobil Kurumu'nda çalışmasının yanı sıra ülkesel Yunanca tercüman-rehber kokardına sahip olması nedeniyle turizm alanında da faaliyetleri oldu.

Orhan Türker'in kitapları:
Osmanlı İstanbulu'ndan Bir Köşe - Tatavla (1998),
Mega Revma'dan Arnavutköy'e - Bir Boğaziçi Hikayesi (1999),
Galata'dan Karaköy'e - Bir Liman Hikayesi (2000),
Fanari'den Fener'e - Bir Haliç Hikayesi (2001),
Halki'den Heybeli'ye - Bir Ada Hikayesi (2003),
Nihori'den Yeniköy'e - Bir Boğaziçi Köyünün Hikayesi (2004).
Therapia'dan Tarabya'ya - Bir Diplomatlar Köyünün Hikayesi (2006)
Antigoni'den Burgaz'a - Küçük Bir Adanın Hikayesi (2007)
Halkidona'dan Kadıköy'e - Körler Ülkesinin Hikayesi (2008)
Psomatia'dan Samatya'ya - Bir Bizans Semtinin Hikayesi (2010)
Selanik'ten Thessaloniki'ye - Unutulan Bir Kentin Hikayesi (2012)
Pili Adrianupoleos’tan Edirnekapı’ya - Unutulmuş Bir Bizans Semtinin Hikâyesi (2013)

Türker'in kitapları Türk okuyucunun yanı sıra İstanbul'dan Yunanistan'a göçmüş Rum okuyucuların da ilgisini çekmiştir. Galata'dan Karaköy'e - Bir Liman Hikâyesi, 2008'de Yunancaya çevrilmiş, "İstanbul Limanı'nın Hikâyesi" adıyla basılmıştır.

 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS