Elvis Peeters'tan mültecilerin romanı: Sayısız

Elvis Peeters'tan mültecilerin romanı: Sayısız

Aynı zamanda ünlü bir müzisyen de olan Belçikalı yazar Elvis Peeters'ın, "Savaş Tanrısına sunulan kurbanlar", "yeni dünyanın esirleri" mültecileri anlattığı romanı Sayısız, okurla buluştu. Romanda mültecilerin yaşadıkları dramın yanı sıra, her şeyi yerli yerinde Avrupalıların mültecilerle karşılaşmasıyla rahatlarının bozulması da başarılı bir şekilde anlatılıyor.

Aynı zamanda ünlü bir müzisyen de olan Belçikalı yazar Elvis Peeters'ın Avrupalıların gözüyle mültecilerin yaşadıklarını konu edindiği romanı Sayısız, Gül Özlen'in çevirisiyle Tekin Yayınevi tarafından okurla buluşturuldu.

Peeters, romanında "Savaş Tanrısına sunulan kurbanlar", "yeni dünyanın esirleri" olarak görülen mültecilerin karşısında, kariyerinde yükselmiş, evi, arabası, karısı, çocukları, her şeyi yerli yerinde Avrupalı, beyaz, imtiyazlı erkeklerin; zarif ve kırılgan ev hanımlarının rahatlarının bozulmasından duydukları endişeyi yansıtıyor.

8. İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali kapsamında 10-11 Mayıs'ta İstanbul'da bulunan ve Türkiyeli yazar, eleştirmen ve edebiyatçılarla da bir araya gelen Peeters, "Bir yazar olarak dünyanın dinmeyen uğultusuna kulak vermek" ve "Harften Notaya, Sözden Müziğe" başlıklı söyleşilere de katıldı.

Elvis Peeters'ın Sayısız adlı romanının arka kapak yazısı şöyle:

"Gerçek tüm çıplaklığıyla ortadaysa ona ilave edilecek fazla bir söz yoktur.'

Aylardır bu gerçek daha da soyunuyor gözlerimizin önünde, modern dünyada savaş tanrısına sunulan kurbanlar, yani mülteciler, yani ülkesinden sürülenler, yani evsiz barksız bırakılanlar, yani hayatsız, susuz, soluksuz kalanlar. Peki, biz hangi gerçekliğin içinde yaşıyoruz? Bizim rahatımız kaç kişinin uykusuzluğuna, hayatımız kaç kişinin ölümüne mâl oluyor? Sayısız, neşteri tam yerine saplıyor.

Hayatını işgal etmekten kaçınmadığımız herkes bir gün gelir bizim hayatımızı işgal eder. Kişisel ilişkilerinin değişmez kuralı halklar için de geçerli. Ülkeleri işgal edilirken ses çıkarmadığımız halklar Avrupa'nın dört bir yanına yayılıyor. Tam yerinde öngörülmüş bir felaket akıyor Sayısız'ın satırları boyunca. Refahını sağlama almak isteyenlerle hakkını isteyenler arasındaki bitmeyen kavgaya tanıklık edeceksiniz Elvis Peeters'in gerçekçi gözleriyle.

Yaşlı bir adama kendi hayatını sorgulattığı ve koca bir ömürden arta kalanlarla toplumsal, siyasal meselelerin birbirine nasıl bağlandığını ustalıkla gösterdiği kitabı Herhangi Bir Gün'ün ardından, Elvis Peeters'in ele aldığı meseleyi fevkalade ustalıkla anlattığı Sayısız'da hiçbir yapmacıklık göremezsiniz. Öyle ki kitabı okurken bir anda kaygılı bir küçük burjuvaya dönüşür, hemen sonra hayatını korumaya çalışan bir mülteci oluverirsiniz.

'Aç kalan ve yiyecek bir şeyi olmayan biri için suç sözcüğü ne ifade eder?'

Burjuvazinin üzerinde bir hayalet dolaşıyor, hatta dolaşmakla kalmayıp cisme kavuşuyor, bahçelere, evlere, orta sınıf ailelerin konforlu hayatına giriyor. Sayısız, dünya ülkelerinin eşitsiz gelişiminin, Batı'nın zenginleşip semirmesinin sonunu işaret ediyor bize.

Mülteciler ellerinden alınanları parça parça da olsa toplamak üzere geri geliyor…

Elvis Peeters, müthiş gözlem yeteneği ve olanı olduğu gibi anlatmadaki cesaretiyle günümüzün realist romanına kuşkusuz yeni bir soluk getiriyor. İnsana dair iyi-kötü, aşağı-yüce ayrımı yapmadan, neredeyse natüralist bir havayla mültecilerin yaşadıklarını anlatırken, kariyerinde yükselmiş, evi, arabası, karısı, çocukları, her şeyi yerli yerinde Avrupalı, beyaz, imtiyazlı erkeklerin; zarif ve kırılgan ev hanımlarının rahatlarının bozulmasından duydukları endişeyi de iliklerinize kadar hissettiriyor.

Kendi ülkesi Hollanda'da De Gouden Dil ve Libris Edebiyat Ödülü gibi prestijli ödüllere aday gösterilen Sayısız, çağdaş dünyanın esirlerinin haykırışı ve zamana yayılmış başkaldırısı olarak okunmayı hak ediyor."

Fırtınalı Yıllarda

Tekin Yayınevi, Emrah Cilasun'un İbrahim Kaypakkaya'nın hikayesini anlattığı Fırtınalı Yıllarda adlı kitabını da okurla buluşturdu.

24 Ocak 1973'te Dersim'in Vartinik mezrası basıldı. Çıkan çatışmada Ali Haydar Yıldız hayatını kaybederken İbrahim Kaypakkaya yaralı olarak kaçtı. Beş gün sonra sığındığı köy evinde, ev sahibinin ihbarıyla yakalandı. Yaralı olduğu halde çıplak ayakla kilometrelerce buzda yürütüldü, ayakları dondu, ayak parmakları kesildi. Hastane sonrası aylarca gözaltında tutuldu. Sorguculara "gereksiz gördüğünü" söyleyerek örgütü ve arkadaşları hakkında hiçbir bilgi vermedi. Mahkemeye çıkmasına birkaç gün kala (Mayıs 1973'te) intihar ettiği söylendi ve Diyarbakır'da babasına parçalanmış cesedi teslim edildi.

Emrah Cilasun'un "Fırtınalı Yıllarda İbrahim Kaypakkaya-Bilinmeyen Yazılar" adlı kitabında Kaypakkaya'nın Numan Kurtulmuş'la birlikte HAS Parti kurucuları arasında yer alan iktisat profesörü Cem Somel, Profesör Halil Berktay ve Doğu Perinçek gibi kamuoyunda tanınan isimlerle kesişen yolları ve ilginç hikayeleri de yer alıyor.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS