Pınar Öğünç'ten Jet Rejisör'ün hikayesi

Pınar Öğünç'ten Jet Rejisör'ün hikayesi

Pınar Öğünç, "Dünyayı Kurtaran Adam" gibi kült bir filmin de aralarında bulunduğu kovboy filminden edebiyat uyarlamasına, avantürden türkücü filmine, dinî filmden seks komedisine, yüz elliye yakın filme imza atan yönetmen Çetin İnanç'ın hikayesini kaleme aldı. İletişim Yayınları'ndan Jet Rejisör'de Övünç, "B sınıfı" denen filmlerin dünyasını ve sinema emekçilerinin yer yer hüzünlü, yer yer eğlenceli dünyasını anlatıyor.

İletişim Yayınları 13 Mayıs'ta Pınar Öğünç'ün Jet Rejisör Çetin İnanç, Şebnem İşigüzel'in romanı Gözyaşı Konağı, Ada 1876, TBD Bilimkurgu Yarışması'nda derece alan öykülerden derlenen Dünyalılar, Murat Belge'nin Rusça ve Türkçe Edebiyatta Doğu-Batı Sorunu ve Kültür konusunu ele aldığı incelemesi Step ve Bozkır, Vivek Chibber'in Post - Kolonyal Teori ve Kapitalizmin Hayaleti, Louis Renou'nun başvuru eseri Hinduizm ile Tolstoy'un Sivastopol Öyküleri kitaplarını okurla buluşturuyor.

Jet Rejisör Çetin İnanç

Pınar Öğünç'ün, adını 1972-73 yıllarında en fazla film çeken yönetmen olan Çetin İnanç'a takılan isimden ilhamla koyduğu kitabı Jet Rejisör İletişim Yayınları'ndan çıkıyor. Çalışma, Türkiye sinema tarihinin kült filmlerinden Dünyayı Kurtaran Adam'ın yönetmeni İnanç'ın kendi ağzından sineması üzerine birçok bilinmezi gün ışığına çıkarırken, Türkiye sinema tarihi ve sinema emekçileri hakkında yer yer hüzünlü yer yer eğlenceli bilgiler veriyor.

"Törkiş Star Wars" diye global şöhrete ulaşan tam manasıyla bir kült film, Dünyayı Kurtaran Adam. Onun yönetmeni Çetin İnanç, kovboy filminden edebiyat uyarlamasına, avantürden türkücü filmine, dinî filmden seks komedisine, yüz elliye yakın filme imza atmış bir sinema emekçisi, sinema delisi. "B sınıfı" denen filmlerin dünyasını anlatıyor bu kitapta. O filmlerin kendisi kadar heyecanlı, tatlı hikâyeler... Tevazuyla ve tutkuyla anlatılan bu hayat hikâyesi, '60'ların başından '80'lerin ortasına, Türkiye'de sinema tarihinin mahremine ışık tutuyor.

"Şimdi o dönemki filmciliğimiz kötülendiğinde içim buruluyor; benim ömrüm meşakkat içinde mutsuz geçmiş, ona bakan yok. (…) Sadece çok şahane yemekler yapan, pahalı restoranlar mı vardır? O zaman şehirdeki bütün kuru fasulyecileri kapatın, olur mu? Halkın kuru fasulyeciye ihtiyacı vardı, hâlâ da var. Yeri geldi, biz de fasulyemizin, yağımızın, soğanımızın yettiği kadar kuru fasulye yaptık işte. Birileri de afiyetle yedi."

Gözyaşı Konağı

Çağdaş Türkçe edebiyatın en önemli yazarlarından Şebnem İşigüzel'in Gözyaşı Konağı, Ada 1876 adlı romanı İletişim Yayınları tarafından okurlarla buluşturuluyor. Genç bir kadının hikâyesini anlatan neşeli ve aşk dolu bu romanıyla Şebnem İşigüzel, hem kendi edebiyatına hem de Türkçe edebiyata yeni bir soluk getiriyor. Gözyaşı Konağı, edebiyatımızın unutulmayan romanları arasında kendi yerini bulacak.

Tanıtımdan:

"Böyle başlıyor Gözyaşı Konağı. Gencecik bir kadın, karnında bebeği, kederli ve mağrur, adaya geliyor. Kaderden, ayıp arayan gözlerden, hayata hükmeden erkeklerden uzağa… Bir yanda ahlâka hürmet ve fikri mukaddes masalları, diğer yanda kıpır kıpır hürriyet meseleleri… Şebnem İşigüzel, neşeli, aşk dolu, hayat dolu bir romanla yeni bir ses katıyor, sesine… edebiyata…"

Kitaptan:

"1876 yılı baharında gayrimeşru bebeğimi doğurmak üzere evin erkeklerinden habersiz Büyükada'ya gönderildim. Yanıma Bedriye Kalfa'yı verdiler. Evin kadınları baba ve ağabeyime küçük bir hikâye takdim ettiler. Para kazanma hırsıyla yaşayan babam yokluğumu dikkate alacak vaziyette değildi zaten. Sadece ağabeyim bir süre uzaklarda olacağımı duyunca şaşırmış. Sofrada kızılcık hoşafını kaşıklarken bir an donup kalmış. Ona öyle anlatıldığı üzere, güya, talihsiz bir kaza neticesinde saçlarım tutuşup yandığından, Bedriye Kalfa ile halamın Beyazıd'daki konağına gideceğime, bu sayede kendimi biraz olsun toparlayacağıma inanıvermiş."

Dünyalılar

TBD Bilimkurgu Yarışması'nda 2011-2015 yılları arasında derece alan öykülerden derlenen Dünyalılar, İletişim Yayınları tarafından edebiyatseverlerin beğenisine sunuldu. Dünyalılar, bilimkurgu edebiyatını seven okurlar için yeni yazarlar ve öyküler keşfedebilecekleri bir seçki özelliğini taşırken, bilimkurgu edebiyatıyla ilk kez tanışacak okurlar için bu türü farklı örnekleriyle görebilecekleri bir ilk adım olacak.

Gezegeninize geldiğim on yedi yıldan beri büyük bir metropol yerine küçük bir Anadolu kasabasında yaşamam, fiziksel farklılığımı saklamama yardım etti. Esnafın, ahalinin benim hakkımda kendince teorileri var. Cin çarpması, akraba evliliği, küçükken geçirilen havale gibi. Bunların hepsi "uzaylı" olmaktan daha sıradan şeyler olduğu için hiçbirini yalanlamadım. Kendimi öyle veya böyle kabul ettirdim sayılır. Galaksiler, androidler, eşçipler, virüsler, bitimsiz kıyametler, helijetler, neon pigmentler, tekno operalar, kronal giyotinler, çıtırdayan moleküller ve tabii ki muammalı uzaylılar… Ve karşılarında endişeli, öfkeli ve rekabetçi türdeşlerimiz… Sonra insanlığa mesajı olan çirkin bir karpuz şarkı söylemeye başlıyor. Sonra Akbil basıp Laleli tramvayına binerek ışınlanıyorlar…

Biraz insan biraz robot, biraz dünyalı biraz uzaylı, biraz hologram biraz gerçek…

Dünyalılar, TBD Bilimkurgu Yarışması'nda 2011-2015 yılları arasında derece alan öykülerden yapılmış hararetli bir seçki.

Step ve Bozkır

Murat Belge'nin Step ve Bozkır - Rusça ve Türkçe Edebiyatta Doğu-Batı Sorunu ve Kültür adlı çalışması İletişim Yayınları'ndan çıkıyor. Belge, Rusça ve Türkçe roman geleneklerinin kuruluşunu, bu kuruluş aşamasında yazılan ilk eserlerin niteliğini ve Batılılaşma karşısında edebiyatın takındığı tavrı incelerken Dostoyevski'den Reşat Nuri'ye, Gonçarov'dan Tanpınar'a varan geniş bir çerçevede edebiyat tarihini yeniden sorguluyor.

Step ve Bozkır, Rusça ve Türkçe roman geleneğinin kuruluşlarında yer alan edebî eserlerin eleştirel bir değerlendirmesini sunarak Batılılaşma karşısında alınan tavırları, bunun etrafında kümelenen sorunları ve bütün bu çerçevenin roman geleneklerini nasıl etkilediğini araştırıyor. Dostoyevski'den Reşat Nuri'ye, Gonçarov'dan Tanpınar'a uzanan zengin bir tartışma çerçevesi çiziyor.

Murat Belge, öncelikle Rus ve Osmanlı imparatorluklarının Batılılaşma karşısındaki seçimlerini, bu seçimlerin ortaya çıkardığı aydın ve yazar tiplerini, çeviri ve yayın faaliyetlerini kıyasladıktan sonra her iki dildeki edebî eserlerin odaklandığı coğrafi mekânlara, eleştiri geleneğine yöneliyor. Ardından eserlerdeki karakterleri ve tipleri inceleyerek Rusça edebiyatta lişnii çelovek (lüzumsuz adam) tipinin nasıl biçimlendiğini, farklı yazarlarda nasıl işlendiğini, bizatihi "lüzumsuz adam"ın nasıl bir araçsallık taşıdığını ve hangi sorunların yüklendiği bir tipolojiyi resmettiğini inceliyor. Murat Belge, romanlardaki siyasî tipleri de değerlendirmesine dahil ederek Batılılaşma gibi hem siyasal hem de kültürel sorunların beşiği olan bir meselenin, Rusçada ve Türkçede nasıl "dillendirildiğini" kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Post - Kolonyal Teori ve Kapitalizmin Hayaleti

Vivek Chibber'in post-kolonyal teoriye dair en kapsamlı tartışmalardan biri olan kitabı Post-Kolonyal Teori ve Kapitalizmin Hayaleti İletişim Yayınları tarafından yayımlanıyor. Chibber'in Spivak, Bhabha, Guha, Chakrabarty gibi bu alandaki yetkin isimlerin görüşlerine yer verdiği bu çalışması, aynı zamanda maduniyet çalışmalarına ilham veren temel argümanların analitik ve tarihsel bir dizi yanlış anlamaya dayandığını vurguluyor ve postkolonyal teoriye ciddi bir eleştiri getiriyor.

 

Post-kolonyal teori, Küresel Güney'i kavrayabilmek açısından önemli bir çerçeve olmuştur. Aynı zamanda Aydınlanma'nın evrensel kategorilerini reddettiği için oldukça popüler bir düşünce okuludur. Gayatri Chakravorty Spivak, Homi Bhabha, Ranajit Guha, Dipesh Chakrabarty gibi önemli isimlere de yer verdiği bu kitapta, Vivek Chibber post-kolonyal teoriye dair en kapsamlı tartışmayı sunuyor. Maduniyet Çalışmaları'na ilham veren temel argümanların, analitik ve tarihsel bir dizi yanlış anlamaya dayandığını vurgulayarak postkolonyal teoriye ciddi bir eleştiri getiriyor.

"Kültürel kimlikler ve karışımlar üzerine odaklanan post-kolonyal teori, kapitalist ilişkilerle olan geniş bağlamı reddetmiş ve bu şekilde odağını, büyüme ve serbest suçlu hissiyatından fayda sağlama konularında uzmanlaşmış Batı akademisiyle sınırlandırmıştır. Chibber'in kitabı basit bir biçimde yanlış bilinenleri ortaya koyuyor, post-kolonyalizmi kültürel tepelerden aşağıya, ait olduğu kapitalist sürecin tam kalbine yerleştiriyor. Sözde radikal akademik yapıların bayat aromasını taptaze bir havayla dağıtan, uzun zamandır beklediğimiz bir kitap…" Slavoj Zizek

Hinduizm

20. yüzyılın en önemli Hindoloji uzmanlarından biri sayılan Louis Renou'nun Hinduizm adlı çalışması İletişim Yayınları tarafından yayımlanıyor. Hıristiyanlık ve İslam'dan sonra dünyanın en büyük üçüncü dini olan Hinduizm üzerine temel bir kaynak kitabı olan bu çalışma, Hinduizm'i karma, dharma, samsara, yoga, kast gibi temel kavramları ve Vedalar, Upanişadlar, Puranalar adlı temel metinleri üzerinden değerlendiriyor.

Hinduizm, yaklaşık 4.000 yıllık geçmişiyle ve 1 milyardan fazla inananıyla Hıristiyanlık ve İslâm'dan sonra bugün dünyanın en büyük üçüncü dini. İndus Vadisi'nde ortaya çıktığı günden bu yana sürekli bir gelişim izleyen bu ibadet, ahlâk ve toplumsal düzen öğretisi, birçok teolojiyi ve felsefeyi aynı şemsiye altına toplamış engin ve derin bir bilgi kaynağı. Belli bir dogmaya ya da denetleyici otoriteye bağlı olmayan, bu sayede çeşitliliğe ve farklılıklara hoşgörülü bir yaklaşım izleyen Hinduizm, farklı bakış açısıyla 20. yüzyıldan itibaren Batı kültüründe de karşılık kazanmıştır.

20. yüzyılın en önemli Hindoloji uzmanlarından sayılan Louis Renou, kitabında Hinduizm'in karma, dharma, samsara, yoga, kast gibi temel kavramlarını açıklarken, Şiva, Vişnu, Krişna, Rama gibi belli başlı tanrılarına, Vedalar, Upanişadlar, Puranalar gibi temel metinlerine değiniyor. Ortaya, evreni açıklama yolunda dünyanın en eski bilgi kaynaklarından biri üzerine referans bir eser çıkıyor.

Sivastopol Öyküleri

İletişim Yayınları, Tolstoy'un Sivastopol Öyküleri adlı eserini Ergin Altay'ın özenli çevirisi ile yayımlıyor. Kırım Harbi sırasında Sivastopol'da astsubay olarak bulunmuş Tolstoy'un bu eseri, savaş ve savaş sonrası yaşananları tüm ayrıntılarıyla tasvir ederken, dünya edebiyatına damga vuran büyük bir yazarın adını duyurduğu ilk eser olma özelliğini de taşıyor. Sivastopol Öyküleri, vereceği edebi zevkin yanı sıra, okuyucuyu bir büyük yazarın edebiyat sahnesine çıkışının tanığı yapıyor.

Ergin Altay'ın çevirisi, David Mcduff'ın sonsözüyle okurla buluşacak kitapta, yazarın ve dönemin kronolojisiyle kitaba dair görseller de bulunacak.

Sivastopol Öyküleri, Tolstoy'un Kırım Harbi'nde gördükleri ve yaşadıklarını hikâyeleştirdiği bir gençlik dönemi eseri. Kırım Harbi'ndeki en önemli noktalardan biri olan Sivastopol'a Tolstoy, genç bir topçu astsubayı olarak gelmiş ve savaş hakkındaki düşüncelerini şekillendiren bu cephede, aynı zamanda yazar olmaya karar vermişti. Sovremennik dergisinde 1855 yılı içinde yayımladığı üç "eskiz"de Tolstoy, savaşın insani boyutunu, maaş ve rütbe hesaplarını, cephenin gerisinde yaşananları ve tüm acıları sade bir dille, modern bir savaş muhabirinin soğukkanlılığıyla tasvir eder. Daha sonra Savaş ve Barış'ta ustalıkla döneceği savaş meydanını tüm çarpıcılığıyla anlatarak Rus halkının, aydınlarının ve çarlığın hayranlığını kazanmış, bir yazar olarak adını ilk kez duyurmuştur.

"Savaşın kaosunda barışın gerçek kaynağına ulaşmıştı; şanlı bir şekilde ayrıldığı meydanda kılıcıyla bilediği kalemi, bundan böyle kullandığı tek silahı olacaktı." Edward Steiner

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS