Şiddetin Topolojisi

Şiddetin Topolojisi

Başarıya ve performansa odaklı yaşamın neden olduğu depresyonu şiddetin dönüşümünün bir aşaması olarak tanımlayan Güney Koreli kültür kuramcısı Byung-Chul Han, şiddetin içselleşerek, ruhsallaşarak görünmez hale geldiğini ve insanın kendisine yöneldiğini anlatıyor. Han, Şiddetin Topolojisi'nde, olumsuzluğun şiddetinin yanında bir de olumluluğun şiddeti bulunduğunu ve bu şiddetin her türlü düşmandan ve iktidardan yoksun gerçekleştiğini anlatıyor.

Byung-Chul Han'ın Şiddetin Topolojisi kitabı, eski toplumlardan günümüze şiddetin tarihsel değişiminin temel uğraklarını tespit eden felsefi bir anlatı. Sigmund Freud, Carl Schmitt, Walter Benjamin, René Girard, Giorgio Agamben, Gilles Deleuze, Michael Hardt ve Antonio Negri’nin şiddete ilişkin tezlerine de eleştirel bir gözle değindiği Şiddetin Topolojisi'nde Han, etkili bir felsefi uyarıda bulunuyor.


Murathan Mungan'ın biriktirdiği şiirler Solak Defterler'de

Şiddetin çok farklı ve karışmış biçimlerinin yaşandığı Türkiye'de bir karşılaştırma ve tartışmaya da imkân veren Şiddetin Topolojisi iki bölümden oluşuyor. "Şiddetin Makrofiziği" adlı ilk bölümde şiddetin topolojisi, arkeolojisi, ruhu, politikas ve makro mantığını inceleyen Han, "Şiddetin Mikrofiziği" başlıklı ikinci bölümde ise sisteme içkin şiddeti, iktidarın mikrofiziğini, olumluluğun ve şeffaflığın şiddetini inceliyor.


Şeytanın Sözlüğü

Dilek Zaptçıoğlu'nun çevirisiyle Metis kitap'tan çıkan Şiddetin Topolojisi'nde Han, kaybolmayan şeyler olduğunu ve bunlardan biri olarak olarak saydığı şiddetin kılıktan kılığa girdiğini, toplumsal durumlara bağlı olarak suretini değiştirdiğini belirtiyor: "Günümüzde aşikârlıktan mahremiyete, cephesel karşılaşmadan viral bulaşmaya, kaba güçten medyatiğe, fiziksellikten ruhsallığa, olumsuzdan olumluya kayıyor ve derinin altına, satır aralarına, kılcal damarlara ve sinir uçlarına doğru geri çekiliyor – öyle ki tamamen ortadan kaybolduğu yanılsamasına kapılabiliyoruz.


'Asılı Adam - Ai Weiwei'in Tutuklanışı'

Özgürlüğün şiddetin karşılığı olduğunu ve karşılaştıklarında ise şiddetin iyice görünmez bir hal olduğunu belirten Han, günümüzde kaba kuvvetin öznesinden arınmış, anonimleşmiş ve sisteme içkin bir şiddete dönüştüğünü anlatıyor.

Şiddetin topolojisi, öncelikle şiddetin olumsuzluk kılığında tezahür eden makrofiziksel görüntülerine yönelir; Ego ve Alter, İç ve Dış, Dost ve Düşman gibi iki kutuplu gerilim hatlarında ilerler. Genellikle dışa dönüktür, patlayıcı güçtedir, masif ve kanlı ifade eder kendisini. Han, bu şiddet biçimleri arasında arkaik ve kanlı kurban ayinlerini, kıskanç ve intikamcı tanrıların mitolojik gazabını, hükümdarın öldürücü şiddetini, işkenceyi, gaz odasının kansız şiddetini ya da terörizmin viral şiddetini sayıyor.


Sema Kaygusuz'un Barbarın Kahkası romanı çıktı

Makrofizik şiddetin daha örtük biçimlerde, örneğin dilsel bir şiddet olarak da karşımıza çıkabileceğine işaret eden Byung-Chul Han, keskin bir dilin şiddetinin de fiziksel şiddet gibi olumsuzluk üzerine bina edildiğine, çünkü bir şeyden yoksun bıraktığına ve hedefini yaraladığına işaret ediyor: "İftira atar, itibarsızlaştırır, aşağılar veya hakaret eder."


Olivier Roy, Kayıp Şarkın Peşinde

Güney Koreli kültür kuramcısı Han, bu olumsuz şiddetin yanı sıra bir de olumluluğun şiddeti olduğunu vurguluyor: "Dilin spamlaşması, aşırı iletişim, aşırı haber ve bilgi, azmanlaşmış bir dil, iletişim ve haber kütlesi, olumluluğun şiddetinin görüntüleridir."


'İşçi bayramı neden kana bulandı?'

Günümüz toplumunun giderek 'öteki’nin veya 'yabancı’nın olumsuzluğunu üzerinden attığını, küreselleşme sürecinin sınırları ve farkları hızla ortadan kaldırdığını dile getiriyor. Olumsuzluğun azalmasının şiddetin de ortadan kalkması anlamına gelmediğini ifade eden Han, "Çünkü olumsuzluğun şiddetinin yanında bir de olumluluğun şiddeti vardır ve bu şiddet her türlü düşmandan ve iktidardan yoksun gerçekleşir" diyor.


'Asi Şehirler'

Han'a göre, şiddet yalnız aşırı ölçülerde olumsuzluk değil, aşırı olumluluk da demektir, hatta bu yeni şiddet, tam da olumluluğun kitleselleşmesi, aşırı performans, aşırı üretim, aşırı iletişim şeklinde ortaya çıkar ve kendini hiper dikkat ve hiper aksiyon şeklinde gösterir. Böyle baktığımızda olumluluğun şiddeti belki de olumsuzluğun şiddetinden çok daha yıkıcıdır, çünkü her türlü görüşe ve aleniliğe kapalıdır ve olumluluğu nedeniyle bağışıklık tepkilerinden de ustaca kaçar. Olumsuzluk şiddetinin karakteristik özellikleri olan enfeksiyon, invazyon ve infiltrasyon –bulaşma, istila ve sızma– yerini enfarktüslere bırakır.

Geç modernitenin öznesinin başarıya ve performansa odaklı olduğunu hatırlatan Han, bu öznenin, kendi dışındaki bir iktidar kurumunun baskısına maruz kalmadığı ölçüde özgür olduğuna işaret ediyor ve şu tespitte bulunuyor: "Ama gerçekte bir kul kadar da özgürlükten yoksundur. Dış baskı nihayet aşıldığında, içerideki basınç devreye girer. Başarıya ve performansa odaklı yaşayan özne, bir depresyon geliştirir. Şiddet azalmadan sürmektedir. Yalnız ağırlık noktası içeri kaymıştır. Egemenlik toplumundaki kelle alıcı güç, yani dekapitasyon, disiplin toplumundaki deformasyon ve başarı ve performans toplumundaki depresyon, şiddetin topolojik dönüşümünün birer aşamasıdır. Şiddet giderek içselleştirilir, ruhsallaştırılır ve böylelikle görünmez hale gelir. Giderek Öteki’nin veya Düşman’ın olumsuzluğunu üzerinden atar ve insanın kendisine yönelir."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS