Sultanın orgu: Londra’dan Paris’e masalsı yolculuk!

  1. Kültür Sanat
  2. Müzik
Sultanın orgu: Londra’dan Paris’e masalsı yolculuk!
Sultanın orgu: Londra’dan Paris’e masalsı yolculuk! © Aslı Ulusoy Pannuti

Paris’e 30 km uzaklıktaki görkemli Ortaçağ manastırı Royaumont’un tonozlu kubbeleri, Doğu ile Batı’nın buluşup adeta söyleştiği muhteşem bir konserle inledi: ‘Sultanın orgu; Londra’dan İstanbul’a masalsı yolculuk!’

Birinin adı Acheron, diğerininki Sultan Veled. Her ikisi de, yüreğini koyduğu müziğin peşinden giden genç sanatçılardan oluşuyor. François Joubert-Caillet yönetimindeki Acheron, 16.-17. yüzyıl İngiliz ve Fransız müziği üzerine çalışırken, Adrien Espinouze yönetimindeki Sultan Veled, Osmanlı sufi müziğini yorumluyor. İşte bu iki genç grubun Paris yakınlarındaki Ortaçağ manastırı, bugün kültür merkezi Royaumont’da birlikte verdiği konser, ‘Sultanın orgu; Londra’dan İstanbul’a masalsı yolculuk’, Doğu ile Batı’nın söyleşip dertleştiği, ağlaşıp coştuğu yürek titreten bir diyalogdu adeta!. Cezayir asıllı, güzel sesli soprano Amel Brahim-Djelloul ise Doğu ile Batı arasında gidip gelen eserler arasında yaptığı yorumlarla, bu iki dünya arasındaki köprüydü sanki.

Fotoğraf: Aslı Ulusoy Pannuti

Daha önce Fransa’nın diğer şehirlerinde de verilen konser, yaşanmış bir öyküden yola çıkıyor: 16. yüzyılın sonudur. İspanyol tehdidi karşısındaki İngiltere yeni diplomatik ve ticari müttefikler aramaktadır kendisine. Bu nedenle Kraliçe 1. Elizabeth Osmanlı’nın güçlü padişahı 3. Mehmet’le yakınlaşmaya çalışır. Bunun için sultanın şanına yaraşır üç metre yüksekliğinde, farklı ‘automate’* ve saatlerin de eşlik ettiği mekanik bir org yaptırır. Gencecik bir ustanın, 23 yaşındaki Thomas Dallam’ın elinden çıkmadır bu org. Şubat 1599’da orguyla Londra’dan gemiye biner. Gemi İstanbul’a altı ay sonra ulaşır. Dallam daha sonra bu olağanüstü seyahati anlatacaktır günlüğünde. Hiç tanımadığı ve çok etkilendiği Doğu hayatı, örneğin Topkapı Sarayı’nın haremi başlıca konusudur. İşte konserin teması, bu tarihi öykü etrafında oluşturulmuş.

Fotoğraf: Aslı Ulusoy Pannuti

Gerçek kaynağa ve enstrümana ulaşmak!

Seyahat’, ‘Saray’, ‘Orgun sunumu’, ‘Harem’ gibi ana başlıklardan oluşan konserin Osmanlı müziği programında Sultan 2. Bayezid’den Gazi 2. Giray Han’a, Şehzade Korkut’tan 4. Murad’a sultan bestekarların besteleri var. Fransız neyzen Adrien Espinouze’un 2005 yılında kurduğu Sultan Veled topluluğu bundan on yıl önce Özbek müzisyenlerden oluşan bir toplulukla, Özbek geleneksel müziği ile Osmanlı klasik repertuvarını birleştirdikleri benzeri bir projede yer almış. Daha sonra defalarca gelen ‘Doğu-Batı diyaloğu üzerine kurulu bir konser çalışması’ teklifine ise hep mesafeyle bakmış Espinouze: “Biraz basit, kes yapıştır projeleriydi, yanaşmıyordum o yüzden. Burada ise gerçek, ortak bir hikaye üzerine kurduk projeyi: Org yapımcısı Thomas Dallam’ın öyküsü! Projenin İngiliz ayağında yer alan müzisyen arkadaşım Andreas Linos’un fikriydi bu. Zaten kendisi projemizin de sanat yönetmeni.” Projedeki en büyük güçlüğün ne olduğunu sorduğumda hemen yanıtlayamıyor. “Öyle büyük bir zevkti ki, hiçbir şey zor görünmedi bana. Tek zorluk dönemin repertuvarını bulmak oldu sanırım. ‘Eski’ denen çok repertuvar, transkripsiyon var ama biz kaynağına inmek istedik. Bunun için Dimitri Kantemir ile Ali Ufki’yi temel aldık.” Peki İngiliz programında böylesi bir güçlük yaşanmış mı? “Onların elinde yazılı partisyonlar, notalar olabilir ama o dönemin müziğini tekrar düşünüp, ele almak gerekiyordu. Yani o müziği hangi enstrümanla çalacağımız, dönemin enstrümanı olması önemliydi bizim için. O nedenle bazı enstrümanları yeniden inşa ettirmek gerekti, tıpkı bizim grubumuzda vurmalı çalgılardan daireyi döneme uygun yaptırdığımız gibi. Mümkün olduğunca gerçek olana ulaşmaya çalıştık.”

"O dönemin dünyası düşündüğümüzden çok kozmopolitti!”

Acheron grubunun yönetmeni François Joubert-Caillet ise, bu proje sayesinde daha önce hiç bilmediği bir müziği keşfettiklerini, iki müzik arasındaki ortaklıkları gördüklerinde çok şaşırdıklarını söylüyor. “Bu proje bildiğimizi sandığımız konularda kendimizi sorgulamamızı sağladı. Fark ettik ki iki müzik ses, tını konusunda çok benziyor. Çaldığım viyolanın çıkardığı ses bazen rebabı andırıyor mesela. Ya da neyin sesi İngiliz Rönesans müziğinin flütünü hatırlatabiliyor. Teknik konularda da benzerlikler fark ettik. Bizim doğaçlamamızla Osmanlı’nın taksimlerini benzettik.” “Peki bu iki dünya birbirinin müziğini biliyor muydu sizce?” “Sanırım evet. Çünkü düşündüğümüzden çok daha fazla seyahat ediyorlardı ve prensler seyahatlerinde yanlarında müzisyenleri de götürüyorlardı. Bir müzisyenin yeni bir yere gidince yerel müzisyenlerle tanışmadan, yerel müziği keşfetmeden döndüğünü düşünmek imkansız. Muhtemelen, bu yerel ve yeni öğrendikleri etkileri ülkelerine götürüyorlardı. Düşündüğümüzden çok daha kozmopolitlerdi bence."

Konserin mekanı manastır

Cezayir asıllı, güzel sesli soprano Amel Brahim-Djelloul ise Osmanlı müziğini pek bilmediğini ama Arap Endülüs müziğini tanıdığını söylüyor. “Bir ortak kaynak vardı yani. Eğitimim lirik müzik üzerine, o nedenle Barok müziğini biliyorum. Bu projeden önce hiç Osmanlı müziği söylemedim. Bu program için Adrien Espinouze ile makamlar üzerine çalıştık. En zor tarafı ne oldu derseniz, tarzın içine girmek ve Doğu ile Batı eserleri arasında birinden öbürüne geçmek diyebilirim.”

Bu olağanüstü konserin Türkiye’de, Türk seyirciyle de buluşması dileğiyle...

*Automate: Guguklu saat vs gibi, canlıymışçasına hareket eden makine.

Not: 

‘Sultanın orgu; Londra’dan Paris’e masalsı yolculuk’ başlıklı bu konser daha önce Fransa’nın çeşitli şehirlerinde verilmişti. Paris’teki devlet radyosu France Musique de geçenlerde seyircili, canlı kaydını yaptığı konseri resmi sitesinden yayımladı. Arzu edenler siteden tüm konseri dinleyebilirler.

Not 2: 


Osmanlı müziğinin Fransız temsilcisi!

Sultan Veled müzik topluluğu neyzen Adrien Espinouze tarafından 2005’te kurulmuş. Kanunda Yunanlı müzisyen Spyros Halaris, ud ve lavtada yine Yunanlı müzisyen Alexandros Papadimitrakis, vurmalılarda Fransız müzisyen Antoine Morineau’nun yer aldığı grubun amacı, Osmanlı sufi müziğinin Avrupa’daki korumasına katkıda bulunmak. Çok sayıda festivalde yer almış grup adını, Rûmi’nin oğlu Sultan Veled’den alıyor. Adrien Espinouze Paris Şehir Tiyatrosu, Paris Arap Dünyası Enstitüsü, Fas’ın Fes şehrinde düzenlenen Kutsal müzikler festivali, Kahire Operası, İspanya’daki Granada Sanat ve Dans Festivali ile Bakü’deki uluslararası mugam festivalinde sahne almış. Espinouze, 2009’dan beri Paris’te özel bir ney sınıfı da yönetiyor.

Yazarla iletişim için: asli@siradisiparisrehberi.com

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Description $}
{$ item.Title $}
{$ item.Description $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS