Volkan Erdoğan’dan beklenen albüm “Çöldeki Defne”

Volkan Erdoğan’dan beklenen albüm “Çöldeki Defne”

Volkan Erdoğan, uzun süredir üzerinde çalıştığı 'Çöldeki Defne' albümünü çıkardı. Yavuz Çetin'le de yer aldığı gruplardan sonra müziğe ara veren Volkan Erdoğan, tüm şarkıların söz ve besteleri kendine ait olan albümünde pop rock tarzıyla dinleyiciye sesleniyor. Çöldeki Defne albümündeki şarkıların hikayesel, melodik ve samimi tarzı dinleyiciyi bir kaç kez dinledikten sonra etkisiyle içine alıyor.

Küba'da tarihi konser /Afiş


Hasankeyf sulara gömülecek


Sinema seyircisi arttı


Eflatun Müzik etiketi taşıyan ilk albümü ''Çöldeki Defne'' ile müzikseverlerin karşısında. Selim Öztürk aranjörlüğünde hazırlanan albümde tüm şarkıların söz ve müzikleri Volkan Erdoğan'a ait. Gençlik yıllarındaki müzikal heyecanına geri döndüğünü ve aynı hislerle bu albümü hazırladığını belirten Erdoğan, "Tüm şarkılar derin hikayeleri olan ve itinayla üzerinde çalıştığımız şarkılardı. Dilerim dinleyiciye aynı samimiyetle ulaşır" dedi.


Şirket yöneticiliğinden müziğe geri dönüş


Volkan Erdoğan müzik hayatına akustik ve elektrik gitar çalarak ortaokul yıllarında başladı. Yavuz Çetin'le birlikte yer aldıkları Heart Time Passenger ve 102. Sayfa isimli gruplarda çeşitli konserler verdi. Bir süre profesyonel olarak cover şarkılar çaldıktan sonra eğitim hayatını ITU ve ABD'de tamamladı. Uzun bir süre müziğe ara vererek BP ve Volvo gibi uluslararası şirketlerde yöneticilik pozisyonunda çalıştı. Tekrar müzik hayatına yazmış olduğu şarkı ve bestelerle dönerek Çöldeki Defne isimli albümünü hazırladı.


Merakla beklenen “Çöldeki Defne “ albümü, tüm müzik marketlerde ve tüm dijital platformlarda yerini aldı.


- “Çöldeki Defne” uzun bir yolculuk gibi. Nasıl başladı ve bu serüven bugünlere nasıl geldi?


Gitar çalmaya ve beste yapmaya başlamam neredeyse çocukluk yıllarıma dayanır. Albümü yapmamsa belki çölde bir defne olabilir hayaliyle başladı. Hayatımın belli dönemlerinde bestelediğim sarkılar “Çöldeki Defne”de toplandı. Müzik ve genel olarak güzel sanatlar pozitif bilimlere ve toplumlara kapı açan rehberler, medeniyet ve yaratıcılık sanata daha çok zaman ayrılan ve yüksek yatırım yapan ülkelerde paralel olarak gelişiyor. Şarkılarımın dinleyenlere ilham olabilme ihtimali, bazı şeylerin değişebileceğine olan inancım tüm albümün ruh halini özetliyor aslında.



- Müziğe olan tavrınızı nasıl tanımlıyorsunuz?


Müziğin temel işlevi insanlarda iyilik çağrıştırabilmesi, bu aşk, merhamet, sosyal sorumluluk, adaletsizliğe dur deyiş gibi hepimizde var olan erdemlerin haykırışı olarak ortaya cıkıyor. Bulduğunuz melodi ve sözler ne kadar güçlü ise o derecede yönlendirici olabiliyor. Ben müziği doğru mesajlar vermek için yapıyorum. Yaşadığım duyguları insanlarla paylaşmak, dinleyenlerin de kendilerinden bir şeyler bulması beni umutlandırıyor. Müzik duyguların sansürsüz aktığı bir köprü gibidir. 


-Müziği hep yanınızda taşımışsınız ama albüm biraz geç geldi. Bundan sonra kafanızda neler var?


Öncelikle şarkılarımı ve albümümü dinleyiciyle buluşturmam gerekiyordu. Hep söylediğim bir şey var; Türkiye’nin vites kutusu bozuk. Çok iyi yetenekler ve cevherler olmasına rağmen bunlar alıcısı, dinleyicisi ile pek buluşamıyor. Bu sporda da bilimde de , iş hayatında da bu şekilde. Toplumda gerçekten ileri gitmiş insanları olması gereken yerlerde göremeyiz.


Albüm çıkarırken de bu böyle, kaliteli bir iş yaptıysanız bunun karşılığını göreceğini bekliyor insan ama müzik sektörü sanki biraz putperest bu konuda. Yapımcılar ve müzik kanalları belli isimler üzerinde yoğunlaşmış durumda. “Dinleyici istiyor” gibi rölatif bir rasyonelin üzerine dayandırılıyor bu.


Çok kötü bir eseri bile defalarca dinlerseniz bir beğeni oluşur hepimizde. Burada objektif kriterlere dayalı bir sistemin oturması lazım. Müzik gibi toplumun ilerleme motoru bir faaliyet için herkesin adım atarken çok hassas davranması, ülkesi için ticari hedeflerin yanında manevi sorumlulukda taşıması gerekiyor. Ben de ilerisi için içimdeki delikanlı yaşadığı sürece şarkı yapmaya devam edeceğim.



- Biraz da şarkıların yaratım sürecinden bahsedelim. Nasıl bir üretim süreciniz var?


İlk olarak duygusal bir motivasyon ve yoğunluk yakalamam lazım. Bu olunca gitarımı elime aldığımda melodiler kulağıma bağırıyor. Bazen şarkı sözleri birlikte geliyor bazen ayrı ayrı. Genellikle açık akorlu armoniler yakalamaya çalışıyorum. Aslında yeni bir şey yaratmak şarkı yazmak, icat veya insanlık için gurur duyulacak başka bir şeyi sıradan yöntemler dışında üretmek de olabilir. Sanki insan üstü bir manevi frekans. Yaratıcıya bir adım daha yaklaşmak, onun insanı yaratırken ki hedefine belki bir adım daha atmak. Atatürk’ün dediği gibi herkes her şey olabilir ama sanatcı olmak farklı, hayatı farklı yoğurmanız gerekiyor. 


-Şarkılarınız oldukça kişisel. Bazen söylemediklerini, içine attıklarını bu şekilde sonsuzlukla paylaşır ya insan, yaman bir çelişkidir bu. Sizde durum bu anlamda nasıl?


Tüm şarkılar belli ölçüde kişiseldir aslında. Kişisel olmayan bir şarkı duygularla sınırlı beslenir ve dinleyeni yakalayan çengelleri sınırlıdır. İnsan başkasına atılan bir tokadın acısını kendisine atılmış gibi anlatamaz. Yani ruhu olmaz desem pek yanlış söylemiş sayılmam. Hayata bakınca hepimiz bir eksik bir fazla aynı yollardan geçiyoruz. Burda temel olan dünyaya aynı gözlüklerle bakan kişilerin sizle ve eserlerinizle buluşması. Bunun oldugu noktada kişisellik kalkar. Ben şarkıları besteledikten sonra belki ticari olarak daha yüksek bir potansiyel yaratma ihtimali olsun diye bir edisyon sürecinden geçirmiyorum. Böyle olunca doğallıktan uzaklaşacak diye düşünüyorum.


-Ufukta yeni bir albüm var mı, ya da başka süprizler?


Yeni bir albüm yapacak kadar bestem var fakat bu gerçekten yorucu ve emek gerektiren bir süreç. Önümüzdeki dönemde şarkılarımın dinlenme düzeyi bu konudaki en büyük motivasyonum olacak.


Aslında günümüzde yeni birinin nitelikli bir albüm çalışmasına girmesi , bu cesareti gostermesi belkide gemiye binip Samsun’a gitmek gibi bir şey. Herkesin konuştuğu çok az kişinin hareket ettiği ve başarısızlığın sahiplenilmediği bir ülkede gerçekten zorlu bir yolculuk. Ama Tanrı cesurları sever. Ayrıca müziğe ve insanlara sevgi genede bu riskli yola girmenizi sağlıyor.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS