"Öğretilmiş Çaresizlik"in vücut bulmuş hali: Aşk Geçmişim

"Öğretilmiş Çaresizlik"in vücut bulmuş hali: Aşk Geçmişim

Ömür ATAK AYDIN, Şebnem Bozoklu ve Rıza Kocaoğlu’nun başrollerini paylaştığı “Aşk Geçmişim”i yazdı.

Çok klişedir ama hemen her klişe kadar haklı ve gerçektir de: İnsan tercihleriyle yaşar. Peki seçimlerimizi neye göre yapıyoruz? Yüreğimizin sesiyle mi? Mantık süzgeciyle mi? Yoksa öğretilmiş çaresizlikle mi? Aşk Geçmişim’de Tom ve Amy, öğretilmiş çaresizliğin vücut bulmuş hali olarak çıkıyor karşımıza.


Toplumsal normlar, mahalle baskısı, yaşamımıza yön vermede nasıl bir rol oynuyor? Dünyanın neresine giderseniz gidin; ister Türkiye’de yaşayın, ister Avrupa’da, ister Orta Doğu’da… Her toplum kendi coğrafyasıyla şekillense de çoğunluğun uyduğu düzenden, geleneklerden herkes bir yönüyle payına düşeni alıyor. Zira birlikte yaşamanın çatısı böylelikle örülebiliyor.


Ama bu alışkanlıkların ya da kuralların zaman zaman öğretilmiş bir çaresizliğe dönüştüğüne tanık oluyoruz. Daha küçüklükten zihnimize işlenen bazı davranış biçimlerinin, kendi doğrularımızla örtüşmediğini sonradan anlasak dahi empoze edilenlerin peşinden gitmeyi sürdürebiliyoruz.


“- E okulu bitirdin, işe girdin. Ne zaman evleneceksin?
- Bu yaşına geldin hala birini bulamadın mı? Sen de ne beceriksizsin!
- Böyle “Armudun sapı, üzümün çöpü” yapmaya devam edersen daha çok beklersin.
- Tek başına sinemaya, tiyatroya, tatile gidilmez.”


Sizin ulaşmak istediğiniz yer A noktasıyken, bu ve bunun gibi pek çok örneğin sizi götürdüğü yer B noktası olabiliyor. İşte buna “Öğretilmiş çaresizlik” deniliyor.


“Aşk Geçmişim” oyunun bana verdiği mesaj tam olarak böyleydi.


Özel hayatında aradığı mutluluğu bir türlü bulamamış, 30’larında bir kadın ve bir erkek. Bu iki kişinin yolları, Tom’un, Amy’nin çalıştığı şirkette işe başlamasıyla kesişir. İstemeye istemeye tuhaf bir ilişkinin içinde bulurlar kendilerini. İşin daha da tuhaf olan tarafı, her ikisinin de birbirinin ilişkiye bakışını, olduğundan çok daha farklı algılamasıdır. Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi… Bazen kendimizi karşı taraf için vazgeçilmez sanırken aslında hakikat çok daha farklıdır. Oysa ki hiçbir duygu tek taraflı değildir bana göre. Sevgi de sevgisizlik de. Bu durumun Tom ve Amy için de geçerli olduğunu görüyoruz.


Ortak paydaları ikisinin de geçmişlerinden gelen hayal kırıklıklarıdır. Biri istediğini elde edememiş, diğeri ise elindekinin kıymetini bilemeyişine dair pişmanlığı silememiş. Ciddi bir ilişki belki hem Tom hem de Amy için olmazsa olmaz değilken, çevresel faktörlerin de etkisiyle ikisi de arayıştan vazgeçmemiş. İkilinin zoraki buluşmasını domine eden faktörlerden biri de mesai arkadaşları Sasha.


Hesapta olmayan bir gelişme ikisinin de kendileriyle yüzleşmelerine neden oluyor. Peki kişisel muhasebeleri, aslında birbirine çok benzeyen bu iki kişiyi derinlikli bir ilişki kurmaya yöneltecek mi?


39 yaşındaki İskoç yazar D C Jackson’ın 2010 yılında kaleme aldığı ödüllü oyun Aşk Geçmişim, Erdem Avşar tarafından Türkçe’ye çevrilmiş. Pangea ve Tatlı Ekşi Tiyatro ortak yapımı olarak sahneleniyor.


Prömiyerini 15 Ekim’de yapan oyunda Amy karakterine Şebnem Bozoklu hayat veriyor. Bozoklu yeteneğinin yanı sıra enerjisini çok sevdiğim oyunculardan. Işıldayan bir aurası var. Amy’i oynarken de o güçlü enerjisi sarıp sarmalıyor izleyiciyi. Sanatçının oyunculuğu öyle bir tat veriyor ki bu mesleği hava gibi, su gibi bir yaşam kaynağı olarak gördüğünü düşünüyorsunuz.


Tom rolünde Rıza Kocaoğlu var. Canlandırdığı hemen her karakterde, başrolden çalan iyi bir oyuncu Kocaoğlu. Tom içe dönük, ne istediğini bilmez, bezgin hatta looser bir profil. Kocaoğlu’nu izlemeye alışkın olduğumuz rollerden biraz farklı bir kişilik. Ama sanatçı mimikleri, vücut dili ve tavrıyla oyunda tasvir edilen karakteri tam anlamıyla yaşıyor ve yaşatıyor.


Melisa Doğu da Sasha için biçilmiş bir kaftandı deyim yerindeyse. Akılda kalıcı ses tonuyla taçlandırdığı yalın ve abartısız oyunculuğu doyurucuydu.


Üç oyuncu durmaksızın, yorulmaksızın performans sergilediler sahnede. Ana rollerinin dışında yan karakterleri de yine onlar canlandırdı. Kreatif ve fonksiyonel dekorun da etkisiyle dinamizm oldukça yüksekti sahnede.


Çok yeni Hedda Gabler’de seyrettiğim Tuğrul Tülek, bu kez mutfakta; yönetmen koltuğundaydı. Oyunculuk kadar rejinin de hakkını verdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.


Romantik komedi filmi tadında bir oyun Aşk Geçmişim. Çokça eğlenceli. 90’lara yapılan flashback’ler, o dönemlerin çocuğu olan ben ve benim gibi birçok izleyiciye nostalji yaşattı. Salonda kahkahalar eksik olmadı. Güldürürken düşündürmek derler ya hani, beni de fazlasıyla düşündürmüş olacak ki yazım bir hayli uzadı. 


Keyifli vakit geçirmek isteyenler oyunu ajandalarına not etsin. İstanbul Uniq Hall’de sahnelenen Aşk Geçmişim turneye 9 Kasım’da Bursa ile başlıyor.


 


 


 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS