İngiliz synth pop ikilisi Hurts yeniden İstanbul’da

İngiliz synth pop ikilisi Hurts yeniden İstanbul’da

“New wave ve r&b türlerinden ilham alarak kendi tarzlarını oluşturan, synth-pop tarzlarına biraz karanlık ve duygusal melodiler de ilave eden İngiliz ikili Hurts, ikinci kez İstanbul’da. “Wonderful Life” ve “Stay” ile milyonların kalbini çalan ikiliye, 10 Şubat, Zorlu PSM konseri öncesi ulaştık…

 2013 Rock’n Coke’un da izleme şansı bulduğumuz ve yaptığı müzikleri için ‘tarzım değil’ diyenleri bile karizmasıyla ve sahne enerjisiyle kendisine kitlemeyi başaran Hurts, yeniden İstanbul sahalarında. 2005’te Manchester’da tanışan gitar-piyanoda (1984) Adam Anderson ve vokalde (1986) Theo Hutchcraft’ın 2009’da hayata geçirdiği synthpop, new wave ve soft rock projesi Hurts; “geçtiğimiz Eylül ayında “Desire” adıyla yayımladıkları yeni albümleri kapsamında çıktıkları turne programına İstanbul’u da ekledi” haberiyle müzikseverleri mest etmişti ve o gün gelip çattı. Hem müzik hem de görsel tarzlarıyla dinleyici kitlesini ihya eden Hurts, 10 Şubat Cumartesi, Zorlu PSM Ana Tiyatro’da… İlk iki albümleri “Happiness” ve “Exile” ile Birleşik Krallık başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde ilk 10’a giren ve albümleri dünya genelinde 3,5 milyonu aşkın satış rakamlarına ulaşan Hurts’ın Adam Anderson’ına ulaştık ve mail üzerinden bir röportaj gerçekleştirdik. Söz Anderson’da…

“Müzik bize bir kaçış imkanı sağlar”

* Yazar W. Burroughs; “Müzik insanı olmadığı bir şey olduğuna inandırır, mesela mutlu” diyor. Sizin için ‘müzik’ ne ifade ediyor? Müzikte ve şarkılarınızda peşinden gittiğiniz his, düşünce nedir?

- Bence, müziği icra etmek ve dinlemek iki olasılık sağlıyor. İlki; bir müzik parçasını, sadece basitçe kelimeler kullanarak açıklayamayız. Çünkü müzik tam olarak içinde bir duygu besler. İkincisi ise; müzik bize bir kaçış imkanı sağlar. Umarım bizim yaptığımız müzik de bu ikisini birden sağlıyordur.

* İkiniz, 2005’te Manchester’da bir bar kavgası sırasında tanışmış, sonrasında arkadaşlarınız birbirleriyle kavga ederken, siz bir köşeye oturup, konuşmaya başlamışsınız. Bu karşılaşmada şimdi hatırladığınız nedir diye sorsam?

- O dönem, bir şarkıcı arayışı içindeydim. Theo ise şarkıcıydı ve müzisyen arıyordu. Karşılaşmamız harika bir zamanlama ve iyi bir talihti diyebilirim. Hatırladığım; Theo’nun ceketini beğenmiştim. Aslında biraz tuhaf olduğunu düşünmüştüm ama o ceketi giymeye cesareti olmasına bayılmıştım. Bu karşılaşmadan sonra, hemen müzik yapmaya başladık.  

“Mümkün olmaz dediğimiz şeyleri tecrübe ettik”

* Müziğe ilk başladığınız zamanki hayalinizle bugün geldiğiniz noktayı değerlendirdiğinizde ortaya nasıl bir fotoğraf çıkıyor?

- Tüm hayallerimizi ve ötesini gerçekleştirdiğimizi düşünüyorum. Başlangıçta birilerine bir şeyler ifade eden bir müzik yapalım istemiştik ve bu isteğimizin, bir zaman sonra binlercenin de ötesinde insan için gerçekleştirdiğimizi gördük. Başkalarının hayatına fon müziği yaratmaya yardımcı olduğumuzu düşünüyorum. Defalarca dünyayı dolaştık ve asla mümkün olamaz dediğimiz şeyleri tecrübe ettik.

* 2009’da ilk amatör videonuzu “Wonderful Life”a çektiniz ve Youtube’a yüklendikten kısa bir süre sonra 21 milyonu aşkın kişi tarafından seyredildi. Albümleriniz dünya genelinde 3,5 milyonu aşkın satış rakamlarına ulaştı. Artı ve eksi olarak söylemek gerekirse; tüm bunların sizdeki karşılığı nedir?

- Aslında orijinal “Wonderful Life” klibi ilk aşamada, 100 milyondan fazla izlendi ama video kazara Youtube’tan silinince, bu rakamlar da kayboldu. Yüksek satışlar ve listelerin durumu elbette çok önemli ama biz başarımızı daha çok, her yaptığımız turda daha da gelişen canlı performanslarımızla değerlendiriyoruz.

“Beraber bir duyguyu tecrübe ediyoruz”

* Müziğiniz için pek çok benzetme yapılıyor; 70’lerin krautrock’ı, 80’lerin new wave’i ve 90’ların r&b’sinden geliyor gibi. Ya da “yeni Depeche Mode” veya “yeni çağın Shop Boys’u” gibi. Sizce? Ve melodilerinizin alamet-i farikası nedir?  

- Bence bizim alamet-i farikamız bir yere konumlanamaz ve sıkıştırılamaz. Bahsettiğiniz grupları beğensek de; siz, tam olarak bizim onlardan biriyle benzeştiğimizi söyleyebilir misiniz?! Ben söyleyemem. Bu da grubumuzun gücüdür. Biz Hurts gibi söylüyoruz, bir şeyin ikincisi gibi değil. Bu da gurur duyulacak bir şey…

* Konserlerde farklı dilden insanların hep bir ağızdan şarkılarınıza eşlik etmesinin sizdeki haleti ruhiyesi nedir?

- Tanımadığınız ve yabancı birilerinin sahnede sizin yazdığınız sözleri, size geri söylüyor olmasını görmek, bu işin en ödüllendirici taraflarından biri. Neredeyse uhrevi bir tecrübe diyebilirim. Canlı olan gösterilerimiz tamamen topluluklar, kitleler üzerine. Çaldığımızda, hepimiz tek yürek olarak o mekandayız; sadece ben ve Theo değil, tüm kitle sanki sahnenin üzerinde. O şarkı ya da şarkılarla hep beraber paylaşılan bir duyguyu tecrübe ediyoruz.

“Biz sadece bir pop grubuyuz”

*Bir söyleşinizde; “Biz sadece bir pop grubuyuz, hepsi bu! Pop!” diyorsunuz ve başka bir röportajda ise; “Pop müzik risk almaksızın ilerleyemez. Biz risk aldık” diyorsunuz. Dünyadaki pop müziğini nasıl değerlendiriyorsunuz ve aldığınızı söylediğiniz risk nedir?

- Pop müzik altında durmak için geniş bir şemsiye… Bu şemsiyenin, türün içinde birçok olasılık var. Biz, her albümde farklı dokular denemek için uğraşıyoruz. Pop müziğine hakiki bir sevgi besliyoruz ve melodilerine her zaman değer veriyoruz; müziğimiz ne yöne giderse gitsin, her zaman bir pop grubu olacağımızı söyleyebilirim. Buradaki anahtar, bunun gücünü sonuna kadar kullanmak ve yeni şeyler denemeye devam etmek.

*Müzikal yolculuğunuzu tariflemenizi istesem?

- Müzik yapmak her zaman başlı başına bir yolculuk! Hiçbir zaman bir sonraki adımda ne olacağını tahmin edemiyorsunuz. Daha önce hiç duyulmamış bir sound, geleneksel ve bilinen bir müziğin üzerine sözlere katılan bir şaşırtmaca kadar basit olabilir bu. Bu tip şeyler, şarkı yazmanın ve bu yolculuğun bağımlılık yapmasının nedeni diyebilirim.

*Yaptığınız müziği ve Hurts’u gelecekte nasıl bir yerde görüyorsunuz?

- Hedefler, her zaman ölçülebilir şeylere bağlı olmak zorunda değil. Grubumuzun gidişatından çok memnunuz. Konserlerimiz her yıl büyümeye devam ediyor. Her zaman değişik ülkelerde, daha çok insana çalıyoruz. Bu durumdan da çok hoşnutuz.

*Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

- Türkiye her zaman üstüne konuştuğumuz bir ülke. İngiltere’de bize sürekli; “Neden Türkiye’ye daha sık gitmiyorsunuz?” diye soran Türkiye’den arkadaşlarımız var. Lojistik olarak Türkiye’de bir konser organize edebilmek çok zor. Ama tekrar ziyaret edeceğimiz için çok heyecanlıyız.

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS