Sihirli gerçekçilik: Nebile Hanım'ın Solucan Deliği

Sihirli gerçekçilik: Nebile Hanım'ın Solucan Deliği

Ev hanımlığından, eşlikten, annelikten biraz bunalmış Nebile Hanım'ın, sürekli duvardan neşeli seslerini dinlediği yan komşusunun evine gizli bir tünel kazıp, oraya geçmesini ve orada başına gelenleri anlatan, 'Nebile Hanım'ın Solucan Deliği' adlı film !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali'nde Türkiye'den Kısalar İzleyici Ödülü'nü ve İKSV tarafından düzenlenen 36'ncı İstanbul Film Festivali’nde mansiyon ödülünü kazanmıştı. Filmin yönetmeni Pınar Yorgancıoğlu şimdi yeni projeler hazırlığında.

İlk filmi, Nebile Hanım'ın Solucan Deliği ile ödül kazanan Yorgancıoğlu çocukluk hayali sinema için Türkiye'den Amerika'ya uzanan yolculuğunu ve dünya çapında ses getirmeye hazırlandığı proje hazırlıklarını anlattı.


Bir çocukluk rüyası daha gerçek oldu


Küçüklüğümden beri uydurduğum hikayeleri anlatmayı, dinleyicilerin duygusal dünyalarını kısa bir süreliğine de olsa orkestra şefi gibi yönetmekten zevk alıyorum. Gözlem yapmak, insan ilişkilerinde satır aralarını okumak, sonra da bu gibi gözlemlerimi seyirciye sunmak hoşuma gidiyor. Hepimiz kendi hikayemizin kahramanı olduğumuz, herkes de kendi işinde gücünde olduğu için; kimi şeyler bir tek bize dokunuyormuş gibi, kimi sorunları bir tek biz aklımıza takıyormuşuz, bazı hayalleri bir tek biz kuruyormuşuz gibi geliyor. Benim yaptığım filmlerdeki amacım, öyle olmadığını göstermek. Sinemaya beni çeken, seyirciye beyaz perdeden ayna tutabilmek oldu bir nevi.  



Yola Ömer Faruk Sorak ile çıkmak benim için büyük şans oldu


Böcek Yapım'da asistan olarak sinema dünyasına girdim. Set işleyişi, ekip yönetmek, oyuncular ile ilgilenmek ve benzeri birçok şeyi Ömer Faruk Sorak'tan ögrendim. Sonra yavaş yavaş kendi işlerimi yapmaya başladım. Nebile Hanım'ın Solucandeliği'nden önce Şafak Vakti isimli bir filmim daha oldu festivalleri dolaşan. Tabii kendi kendime egzersiz niyetine çekip kimseyle paylaşmadığım çok şey var - her yaptığı kendiliğinden başarılı sanatçı mitine inanmıyorum, yetenek kas gibi bir şey, tembelliğe vurunca hemen hantallaşıyor. Kariyeri benimki ile benzer noktada olan birçok genç sinemacı arkadaşım var, onların işlerinde de fırsat buldukça rol almaya çalışıyorum. Kurgu, senaryo, sanat yönetmenliği, oyunculuk, asistanlık, ne iş olursa. Allahtan hiçbirimizin o konuda bir ego sorunu yok; maksat ortaya güzel bir film çıksın. Hem başka birisini sette yönetmen olarak izlemek, tekniğini gözlemlemek değerli bir deneyim. 


Sihirli gerçeklik
Filmin çıkış noktasi Nazlı Eray'ın Monte Kristo isimli kısa öyküsü. Ev hanımlığından, eşlikten, annelikten biraz bunalmış Nebile Hanım'ın, sürekli duvardan neşeli seslerini dinlediği yan komşusunun evine gizli bir tünel kazıp, oraya geçmesini ve orada başına gelenleri anlatıyor. Filmin ismi "Nebile Hanım'ın Solucandeliği" de oradan geliyor. Lisede okuduğum ve unutamadığım bir hikayeydi. Sihirli gerçekçilik akımından bir hikaye olduğu için, ton olarak benim portfolyoma uyacak bir hikayeydi. Nazlı Hanım'la konuştum, Almaya'dan finansör buldum ve orada çekmeye karar verdim. Hazırlık süreci zannettiğimden daha zor oldu, tanımadığım bir yerde ekibi ve oyuncuları toparlamak, çevirmenlerle çalışıp senaryoyu yeniden yazmak, duvarını yıkabileceğimiz mekan bulmak . 7 ay kadar Almanya'da kalmak durumunda kaldım; ama bu esnada filme duygusal ve sanatsal anlamda hazırlanmak, gözlem yapmak, referansım olan filmleri izleyip kitapları okumak için fırsatım oldu.


'Yeni Başlayanlar İçin Hayatta Kalma Sanatı' yakında vizyonda


Ödüllü oyuncular ile çalışmak ayrı bir keyif


 Oyuncu seçiminde çok şanslıydım, Jale Arıkan ve Tim Seyfi gibi hem çok yetenekli, hem hikayeye tam uygun, hem de birbiri ile arkadaş olan iki oyuncu ile çalışma fırsatım oldu. Jale Arıkan daha önce Zerre'deki performansıyla Moskova Uluslararası Film Festivali'nde "En İyi Kadın Oyuncu" ödülü kazanmıştı. Daha önceden işlerine aşina olduğum ve karakteri anlayacağını bildiğim oyuncular aradım; benim en dikkat ettiğim nokta bu ikincisiydi. Jale Hanım da Tim Bey de hep ilk seçeneklerimdi. İkisi ile de tanışıp hikayeyi anlattım ve bu yola birlikte çıkmaya karar verdik. Film Varşova, Florida, St Louis ve İzmir Kısa Film Festivalinde'de izleyici ile buluştu. !F İstanbul başarısı da hepimizin beklediği bir sonuçtu ve inanın hepimizi çok gururlandırdı.


Büyük ses getirecek projeler için hazırlık aşamasındayız


Şu an en büyük heyecanım ilk uzun metraj filmimin proje geliştirme aşamasında olması. Şu an daha çok Avrupa ile ortak yapım opsiyonlarını araştırıyoruz. Son yıllarda severek takip ettiklerim yönetmenler Maren Ade, Lucrecia Martel, Sean Durkin, Anna Rose Holmer, Tsai Ming Liang, Lynne Ramsay, Apichatpong Weerasethakul, Reha Erdem, Nuri Bilge Ceylan, Terrence Malick, Jane Campion, Barry Jenkins, Mehmet Can Mertoğlu, Nisan Dağ, Esra Saydam, Lucile Hadzihalilovic. Sinema benim çocukluk rüyam ve beğendiğim yönetmenler gibi uzun metrajlı projelerle büyük ses getirecek çalışmalara imza atmak için durmadan çalışmaya devam edeceğim. 


Pınar Yorgancıoğlu kimdir?



1988, Ankara doğumlu. Bilkent Üniversitesi'nde İletişim Tasarım okuyup, ardından sinema alanında faaliyet göstermeye başlamıştır. Kısa filmler ve müzik videoları çekerek Makarna Film isminde butik bir müşterek prodüksiyon şirketi kurmuş, Böcek Yapım'da reji asistanlığı yapmış ve freelance editör olarak çalışmıştır. Columbia Üniversitesi Film Departmanı'nda Güzel Sanatlar Master'ı yapmıştır ve sinema kariyerine New York'ta devam etmektedir.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS