2000’lerin Kuzey Avrupa sinemasından 10 film

  1. Kültür Sanat
  2. Sinema
2000’lerin Kuzey Avrupa sinemasından 10 film

Kimi Kuzey Avrupa insanının soğuk mizacına inat bizi kahkahalara boğdu, kimi Hollywood aksiyonlarına taş çıkaran işlere imza attı, kimi de en prestijli uluslararası festivallerden ödüllerle döndü. İşte size sinema diline önyargıyla yaklaşılan bir coğrafyadan çıkan zeka, mizah, estetik, tarih ve insanlık yüklü filmler…



Geçmişi Olmayan Adam (Mies Vailla Menneisyyttä) 2002, Finlandiya
Absürt gerçekçilik denilince akla ilk gelen yönetmen Finlandiyali usta Aki Kaurismaki’den başkası olamaz. Toplumun kıyısında yaşayan tuhaf karakterler, canlı renklerin içindeki iç karartıcı yaşamlar, trajedi ile yoğrulmuş akıl dışı mizah… İşte size Kaurismaki sinemasının özeti… Filmlerinde bir yandan sevgi, umut, iyilik temalarını işlerken diğer yandan toplumsal normları, devlet politikalarını, bürokrasiyi, kapitalist sermayeyi kurnazca eleştiren yönetmen, Finlandiya üçlemesinin ikinci filmi Geçmişi olmayan Adam’da, 3 sokak serserisinin saldırısı sonrası hafızasını yitiren bir adamın evsizlerin dünyasında ‘yeniden doğuş’unu anlatıyor. Aslında hiç yaşanmamış olan bu gerçeküstü hikaye muzip Kaurismaki’nin şiirsel dünyasında geziniyor. Oscar’a aday olan ve Cannes’da Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan Geçmişi Olmayan Adam, Kaurismaki sinemasının vazgeçilmez ismi Kati Outinen’e de "En İyi Kadın Oyuncu" ödülü kazandırdı.
Adem’in Elmaları (Adams Æbler) 2005, Danimarka
Cezaevinden yeni çıkmış “bela” bir neo-nazi, gerçekleri manipüle ederek hayatı çekilir kılan iyimser bir papaz ve bir elma ağacı…. Dini ve mitolojik metaforlarla bezeli Adem’in Elmaları, Anders Thomas Jensen’in yazıp yönettiği absürtlüklerle dolu karanlık bir komedi… İyilik-kötülük çatışmasına odaklanan film, “Bütün kötülükler şeytandan mı yoksa tanrıdan mı geliyor?” sorusu üzerinden Adam ve İvan’ın karakter dönüşümünü anlatıyor. "Acayip" senaryosu, ince mizah yüklü diyaloglara eşlik eden harikulade oyunculuklarıyla Adem’in Elmaları, seyirciye bambaşka bir sinema deneyimi vadediyor.
Kafa Avcıları (Hodejegerne) 2011, Norveç
Kafa Avcıları, içi boş Amerikan aksiyonlarına taş çıkaran, senaryosu da temposu da çok güçlü, gerilim dozu yüksek bir İskandinav yapımı. İnsan kaynakları uzmanı "Beyin Avcısı" Roger, lüks yaşamını ikinci işine borçlu; sanat eseri hırsızlığı... Ama o, büyük vurguna hazırlanırken aç gözlülüğünün bedelini ödeyeceğinden ve boğazına kadar belaya batacağından habersizdir. Norveçli ünlü polisiye yazarı Jo Nesbo’nun aynı adlı romanından uyarlanan, kurgusuyla soluksuz bırakan, zekice tasarlanmış bu filmin yönetmen koltuğundaki isim, 2014 yapımı Oscar’lı The Imitation Game’i de yöneten Morten Tyldum…
Oslo 31 Ağustos (Oslo, 31. August) 2011, Norveç
Oslo 31 Ağustos, uyuşturucu bağımlısı Anders’in 1 günlük yaşamından bir kesit… Etrafındakiler tekdüze hayatları, gerçekleştiremedikleri hayalleri olsa da rutinin ortasında mücadele etmekten vazgeçmezken, Anders yakaladığı fırsatlara rağmen amacını yitirdiği yaşamına bir türlü tutunamıyor. Ona yetenekleri ve sahip olduğu imkanlar hatırlatıldığında bile, “Elimde hiçbir şey yok, sıfırdan başlayamam” diyerek aciz gördüğü varlığından kurtulmak için çabalıyor. Anders’in ruhu mutsuzlukla, sevgisizlikle, tatminsizlikle kıvranıyor. Ne arkadaşları ne de ailesi buna bir anlam verebiliyor. Toplumun dayattığı düzeni sorgulayan ve seyirciyi derin varoluşsal sorgulamalara iten Yönetmen Joachim Trier boş mekanlar-boş ruhlar alegorisiyle de tükenmişliğin fotoğrafını çekiyor.
Onur Savaşı (Jagten) 2012, Danimarka
Onur Savaşı, son dönem Danimarka sinemasının medarıiftihar yapımlarından. 1998 yılında Dogma 95 kurallarına göre çektiği ensest temalı Festen ile çok konuşulan yönetmen Thomas Vinterberg, yıllar sonra meramını yine cinsel bir suç ekseninde anlatıyor. Söz konusu aile içi mevzu olunca üç maymunu oynayan Festen’deki toplumun aksine bu kez çocuksu bir yalanın kasabada yol açtığı infiale tanık oluyoruz. Hayatı altüst olan saygın bir kreş öğretmeni kendini onur mücadelesinin ortasında buluyor. Lucas karakterine hayat veren Usta oyuncu Mads Mikkelsen Cannes Film Festivali’nde En İyi Aktör ödülünün sahibi oldu. Yine Cannes’da Altın Palmiye için yarışan yönetmen Thomas Vinterberg ise bu ödülü alamasa da farklı kategorilerde 3 ödüle layık görüldü. Onur Savaşı, Oscar, BAFTA ve Golden Globes ödüllerinde de En İyi Yabancı Film adayları arasındaydı.
Mandalinalar (Mandariinid) 2013, Estonya
Yıkımın ortasında, kana bulanmış topraklarda inadına büyüyen mandalinalar, savaşın yarattığı "kötü"lerin habersizce ruhlarının derinlerinde sakladıkları insanlık… Mandalinalar, 87. Akademi Ödülleri’nde, En İyi Yabancı Film dalında Oscar adayı olan Estonya yapımı ilk uzun metraj film… Gürcistan İç Savaşı yıllarında Abhazya bölgesindeki Estonyalılar anavatanlarına göç ederken, evlerini terk edemeyen iki eski dost; Ivo ve Margus, savaşın taraflarının ortasında kalır. Bu artık bir savaşın değil barışın filmidir. Çatışma sahnelerine değil, insan ruhuna odaklanan, “Kim olduğunuz fark eder mi?” diye soran Gürcü yönetmen Zaza Urushadze, her ne kadar Abhazların tepkisiyle karşılaşsa da klişelere düşmeden, sakince savaşın anlamsızlığını anlatıyor, “Böyle olmamalıydı” diyor.
Ove Adında Bir Adam (En Man Som Heter Ove) 2015, İsveç
Hani siz, arabayı yanlış yere park edince ya da gürültü yapınca hemen telefona sarılıp sizi şikayet eden komşunuz var ya! İşte o Ove… Hatta bin beteri! Ne insana ne de hayvana katlanabilen, önüne geleni azarlayan, aşırı kuralcı, milliyetçi, aksi bir adam. Malı da pek kıymetli. Eşini kaybettikten sonra daha da tahammülsüzleşen bu yalnız ve huysuz ihtiyar, siteye yeni taşınan bir aileyle mecburi iletişim kurmaya başlayınca adım adım duygusal dönüşüme uğruyor. Yönetmen Hannes Holm'un dramla mizahı harmanladığı Ove Adında Bir Adam, En İyi Yabancı Film dahil 2 dalda Oscar’a aday da olmuştu.
İnatçılar (Hrútar) 2015, İzlanda
Karla kaplı, ıssız ve soğuk bir coğrafya, 40 yıldır yok yere birbirleriyle konuşmayan 2 yaşlı kardeş ve onların biricik yaşama amacı, ödüllü koyunları… İnatçılar, işte böylesi bir atmosferde bile yürek eritmeyi başaran dokunaklı bir İzlanda öyküsü. Rekabet, kardeşliğin o görünmez bağını tamamen koparmaya yeter mi! Seyirciyi mekana hapseden cezbedici sinematografisi, karakter geliştirme çabası, özenli senaryosu ile insana, "insan"ı kuzeyli mizahıyla anlatan minimalist yönetmen Grimur Hakonarson, Cannes Film Festivali dahil olmak üzere uluslararası festivallerde birçok ödüle layık görüldü.
Bakir Dev (Fúsi) 2015, İzlanda
Bakir Dev, yine soğuk İzlanda'dan çıkan sıcak bir “büyüme” hikayesi. Fusi, 40 yaşını devirmiş olsa da hala yetişkinlerin dünyasına girememiş, kötülük nedir bilmeyen, cinselliği henüz keşfetmemiş bir "çocuk". Her cuma bir başına gittiği restoranda yediği yemekten, dinlediği radyo programına kadar tekdüze bir yaşamı olan bu adam annesinin dizinin dibinde yaşayıp gidiyor. Tek tutkusu savaş oyunu maketleri yapmak olan aşırı kilolu bu asosyalin kabuğunu kırmasının artık zamanı... Noi Albinoi’den 6 yıl aradan sonra Fransa’dan çıkıp anavatanı İzlanda’ya dönen Yönetmen Dagur Kari, çevresindekilerin dışlayıp alay ettiği koca yürekli Fusi’nin hikayesini naif bir dille, olanca saflığıyla perdeye taşıyor.
Kare (The Square) 2017, İsveç
10 / 10
2000’lerin Kuzey Avrupa sinemasından 10 film
Para odaklı, içi boşaltılmış, hayattan kopuk ve zengin zümrenin tekelindeki modern sanat anlayışı... İnternet dünyasında viral olmak uğruna yerle yeksan edilen etik değerler... Toplumsal eşitsizlik, güvensizlik ve önyargı… "Bir toplumda nezaket yok olursa ormanda yaşayan gorilden bir farkımız kalmaz" mesajı veren Kare, "Linç kültürünün temelinde yatan korkaklık mı, farklı olana tahammülsüzlük mü?", "Sanat kışkırtıcı olan mı?", "İfade özgürlüğünün sınırı var mı?" gibi sorulara da ince bir mizah anlayışı ile yanıt arıyor. Nefis sosyal gözlemleriyle Yönetmen Ruben Östlund, Cannes'da Altın Palmiye'yi kucakladı.
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Description $}
{$ item.Title $}
{$ item.Description $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS