3 Hayat: İran usulü kara mizahın en “saf” hali

Uçurumun kenarındaki daracık ve engebeli yol, ücra bir köyde yaşanan tozlu bilinmezliğe doğru gidiyordu. Kendi “kanun”larıyla yönetilen bu köyün susuz, elektriksiz evlerine doktor giremiyordu belki ama gençlerinin ellerinden cep telefonları da düşmüyordu. Köydeki tek “medeniyet” emaresi olan çanak antenler ise “töre”lerine körü körüne bağlı ama iyi niyetli yöre halkının zihinsel açlığını gidermeye yetmiyordu. Bir köyden bir ülke portresi çizmek, üstelik bunu safiyane bir kara mizah diliyle yapmak ancak yasaklı bir yönetmenin harcı olabilirdi.



Çarpıcı hakikatle kurmacayı harmanlamakta bir usta olan İranlı yönetmen Jafar Panahi, yaşadığı zorlu coğrafyanın siyasi ve kültürel girdabına inat olanca naiflikle anlattı ülkesinin gerçeklerini. Hapse atılmasına, 20 yıl boyunca film çekmesinin yasaklanmasına rağmen tutkusundan hiç vazgeçmedi. “Film çekmesine izin verilmeyen bir yönetmenin zihnine kilit vurulmuştur” diyecekti bir röportajında. İran dışına çıkış yasağı nedeniyle uluslararası festivallerdeki koltuğu belki hep boş kaldı ama Batı’nın büyük desteğini ve saygısını kazandı. Yıllardır gizli çektiği filmleri en prestijli ödülleri topladı. Yönetmenin son filmi 3 Hayat, işte o büyük ödüllerden birine; ana yarışma bölümüne ilk kez kabul edildiği Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülüne uzandı.
3 Hayat’ta yine ülkesinin kara yazgılı kadınlarını kadrajına alan Panahi, İran’ın geçmişini, bugününü ve geleceğini simgeleyen 3 kadının öyküsünü, dupduru bir mizahla anlatıyor. Kendi ailesinin de memleketi olan İran-Türkiye sınırındaki Azeri köylerinde geçen hikayesinde, kimi zaman çıkarcı ve kurnaz, kimi zaman çocuk saflığındaki yöre insanının en doğal hallerini yansıtıyor. Onları körlüğe mahkum eden devleti eleştirdiği kadar; dogmatik inançlarından sıyrılamayan, kaderine boyun eğip hep bir “kurtarıcı”nın gelmesini bekleyen kendi insanını da yeriyor. Köye gelen ünlü dizi oyuncusuna saygıda kusur etmeyip gelecek bölümde ne olacağını soran köy halkı, iş kendi içlerinden birinin oyunculuğa heves etmesine varınca bunu bir şeref meselesi yapabiliyor. Ancak tek bir aracın geçebileceği köy yolunu eline kazma kürek alıp genişletmeyi akıl edemeyen ahali, “korna kanunu”nu icat ederek kendi sorunu çözüyor. O tozlu yol sadece bir köyü değil aslında bir ülkeyi resmediyor.
Jafar Panahi, İran’ın sosyokültürel açmazlarının yanı sıra; sinema sektöründeki sansür kıskacına, dışlanıp küstürülen sanatçılara da dikkat çekiyor. Daha önceki çoğu filminde olduğu gibi yine kendisini oynayan yönetmen, bir ara hakkındaki ülke dışına çıkış yasağına dokundurmayı da ihmal etmiyor. Devrim öncesinin en büyük sinema yıldızlarından, günümüzde film çekmesi yasak olan Shahrzad’ı da kinayeli bir üslupla anıyor. Filmde yeni nesil iletişim teknolojisine de ayrı bir parantez açılıyor. Panahi, toplumsal geleneklerin altında ezilen genç kuşağın “sanal” özgürlüğüne dair önemli tespitler yapıyor. Oyuncu olma hayaliyle şehirdeki konservatuvara gitmek isteyen bir genç kız, onu evliliğe zorlayan ailesine karşı telefonuna sarılıp sosyal medyanın gücüne sığınıyor ve ünlü oyuncu Behnaz Jafari’ye bir video mesaj ulaştırıyor. Tıpkı yönetmen gibi filmde kendisini oynayan Jafari, Panahi ile birlikte o kızı bulmak için Türkçe konuşulan Azeri bölgesine doğru yolculuğa çıkıyor.
3 Hayat’ta ülkesinin kusurlarını olduğu kadar insanının sıcaklığını da yansıtan Panahi, Sarı Gelin türküsünün hüzünlü ezgisi ile hikayesini tamamlarken, son planda dahi o sıcacık mizahi dilinden vazgeçmiyor.
Filmde anlatılan 3 hayattan ikisi köyü terk ederken, aynı anda o malum yoldan geçerek köye doğru ilerleyen kamyonetlerin kasasındaki inekler, aslında ülkede yaşanan kısırdöngüye dair çok şey anlatıyor.
5
Yönetmen: Jafar Panahi
Senaristler: Jafar Panahi, Nader Saeivar
Oyuncular: Behnaz Jafari, Jafar Panahi, Marziyeh Rezai, Narges Del Aram, Maedeh Erteghaei
Süre: 100 dk.
IMDB Puanı: 7,1
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS