kültür sanat

Altın Palmiye Ödüllü The Square Filmekimi’nde

  1. Kültür Sanat
  2. Sinema

Altın Palmiye Ödüllü The Square Filmekimi’nde

Şehrin en kalabalık caddelerinden birinde yürüyorsun. Etrafında olan her şeye ve herkese duyarsız... Bir dilenci para istiyor, görmezden geliyorsun. Bir yardım kuruluşu çalışanı "Bir hayat kurtarmak ister misiniz?" diye soruyor, duymuyorsun. Kaldırımları kaplayan evsizlerin önünden umarsızca geçiveriyorsun. Bir adamdan kaçan kadın çığlık çığlığa "Beni öldürecek!" diye bağırıyor. Yine kulaklarını tıkıyor, görmüyorsun. Ama Christian -zorla da olsa- durdu. Ve o kadına yardım etti. Mutlu da oldu. Peki sonra ne mi oldu? İşte size bir "modern" zaman hikayesi... Aşırı acıklı bir sosyal komedi...



Avrupa'nın en zengin, en yaşanılır ülkelerinden biri olarak bilinir İsveç... Fakat son araştırmalara göre bu refah ülkesinde gelir eşitsizliği son 5 yılın en yüksek seviyesinde... Toplumsal güvensizlik ve önyargı had safhada... Yönetmenin çıkış noktalarından biri bu... Ama filmin tek bir teması yok. Yan öykülerle de örülü, ayrıntı yüklü bir hiciv bu..

Para odaklı, içi boşaltılmış, hayattan kopuk ve zengin zümrenin tekelindeki modern sanat anlayışı... İnternet dünyasında viral olmak uğruna yerle yeksan edilen etik değerler...

Ana mekanımız Stockholm'deki "saygın" bir sanat galerisi. Ziyaretçilerin kapı girişinden çakıltaşı yığınlarına şöyle bir bakıp çıktığı sergi alanının duvarında "Hiçbir şeyin yok" yazılı.. Fotoğrafını çekmenin bile yasak olduğu bu "eser" bir gün bir temizlikçinin gazabına uğrasa da çaktırmadan eski haline getirilebiliyor. Bir başka eser sergi süresi dolduğu için yerinden kaldırılıyor. Ama nasıl?

Kahramanımız Christian bu galerinin baş küratörü... 40'lı yaşlarında, kültürlü, karizmatik, şık ve kibar... Ayrıcalıklı sınıftan örnek bir imaj... Çevresindekiler de öyle. Peki görünen gerçek olan mı? Kibir, bencillik, hoşgörüsüzlük, gösteriş merakı bu imajı lekelemeye yeter mi?

"Kare, doğruluğun ve yardımseverliğin tapınağıdır. Karenin içinde olanlar eşitliği ve doğruluğu yaymakla yükümlüdür."

Galerinin büyük bir heyecanla hazırlandığı yeni serginin adı "Kare"... Eşitliğe dayalı toplumsal sözleşmenin bir sembolü... Bu sergiyi gezebilmenin 2 yolu var. Önünüzdeki butonlardan birinde "İnsanlara güveniyorum", diğerinde "İnsanlara güvenmiyorum" yazılı. Sizce çoğunluk hangi butona bastı?

Başına gelen bir hırsızlık olayının peşine düşen Christian işini ihmal ediyor. Ve bu yeni serginin sansasyonel tanıtım filmi, onun onayından geçmeden internette yayınlanınca da olanlar oluyor.
Çünkü eşitliğin anlatılması gereken bu filmin kurgusu bambaşka. Empatiden yoksun bu elitist insanların eşitliği anlatabilmesi mümkün mü?

Sadece tanıtım filmi değil, serginin açılış gecesinde sahnelenen rahatsız edici bir canlı performans da Christian'ın kontrolünden çıkıyor. İnsan-gorilin sınırları zorlayan bu gösterisine tahammül edemeyen ilk kişi ise bir sanatçı... "Bir toplumda nezaket yok olursa ormanda yaşayan gorilden bir farkımız kalmaz" mesajı veren yönetmen, "Linç kültürünün temelinde yatan korkaklık mı, farklı olana tahammülsüzlük mü?",
"Sanat kışkırtıcı olan mı?", "İfade özgürlüğünün sınırı var mı?" gibi sorulara da ince bir mizah anlayışı ile yanıt arıyor.

"Toplumsal eşitsizliğin ve güvensizliğin tek sebebi sadece kapitalist düzen değil, bu duruma sessiz kalmayı tercih eden, giderek daha da birbirinden kopan, körleşen bireyin ta kendisi... Sadece zengin fakire karşı değil fakir de zengine karşı önyargılarla dolu" diyor film...

Kadın-erkek ilişkilerindeki karşılıklı menfaat ve güvensizliğin işlendiği prezervatif sahnesi de filmin unutulmazlarından...

Malum hırsızlık olayının ardından başına gelenlerle bir evrilme süreci geçiren Christian, insanlık adına -bazen geç kalınmış olsa da- hala umut var dedirtiyor. Öyle ki kapısından girmeye çekindiği bir "kenar mahalle" apartmanına çocuklarıyla gidebiliyor. Birlikte olduğu kadına bile güvenmeyen bu adam bir dilenciye alışveriş poşetlerini, hatta çocuklarını emanet eder hale geliyor.

Daha nice göndermeleri ve nefis sosyal gözlemleriyle The Square Cannes'da kazandığı Altın Palmiye'nin hakkını sonuna kadar veriyor.

Yönetmen: Ruben Östlund
Oyuncular: Claes Bang, Elisabeth Moss, Dominic West, Terry Notary, Christopher Laesso

Süre: 142’

IMDB Puanı: 7,9

7 / 7
{$ nextTitle $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}

{$ item.Description $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

ilgili haberler

 
LG
MD
SM
XS