Phantom Thread: Tutkunun Düellosu

Nefret ettiğini bile bile eritti koca bir kaşık tereyağını. Özenle topladığı mantarları doğrayıp ekledi üstüne. Sonra gözünün içine baka baka bir kaşık tereyağı daha… Çırpılmış yumurtayı da ilave ettiğinde artık hazırdı Mr. Woodcock’un akşam yemeği. Reynolds "ruh eşi"ne gülümseyip keyifle indirdi midesine. Tutku dolu bir acizliğin şefkatli kollarına sarılacak olmanın verdiği o karşı konulmaz zevkle…



1950’li yılların Londra’sında dönemin önde gelen simalarını giydiren ünlü bir terzidir Reynolds Woodcock. En büyük destekçisi ve ortağı kız kardeşi Cyril ile birlikte işleri yürütür. İkisi de hiç evlenmemiş, orta yaşı çoktan devirmişlerdir. Kendilerini katı bir disiplinle yürüttükleri mesleklerine adayan bu iki kardeş için marka imajı her şeydir. İş dünyasındaki bu istikrarı özel hayatında bir türlü yakalayamayan takıntılı ve tahammülsüz Reynolds, birlikte olduğu kadınlardan o kadar çabuk bıkar ki onlardan kurtulmak istediğinde muhatap bile olmaz. Nasılsa kusursuz bir kriz yöneticisi olan kız kardeşi tüm “parazitleri” büyük bir profesyonellikle yok edecektir. Ta ki o kadın gelene kadar…

Genç, güçlü, hırslı bir kadındır Alma… Derdi para pul değil, öznesi olduğu tutkulu bir aşktır. Kabul görmek, sevilmek ister. Ne istediğini bilir, nasıl elde edeceğini de! Reynolds kendisiyle -ne sınıfsal ne de zevksel- hiçbir ortak noktası olmayan bu garson kızın cazibesiyle büyülenir. Çünkü Alma’da bugüne kadar birlikte olduğu hiçbir kadında olmayan bir şeyler vardır. Peki yeni ilham perisi bu kez Reynolds’un tatminsiz ruhunu besleyebilecek midir?
Phantom Thread’in baş karakteri, dönemin sıra dışı modacılarından ilham alınarak yaratıldı. O isimlerden biri Christian Dior'un “hepimizin ustası” dediği İspanyol tasarımcı Cristobal Balenciaga, diğeri ise Amerika'nın ilk ‘haute couture’ tasarımcısı olan “yapı dehası” Charles James… O günlerde James’in görülmemiş tasarımlarının, şaşaalı balo kıyafetlerinin sahibi olabilmek için sadece paraya değil, belli bir zevke, asalete ve her şeyin ötesinde güçlü bir sosyal profile sahip olmanız gerekiyordu. O elbiselere kumaş parçaları gibi değil, değerli birer mücevher gibi davranabilecek olan müşteriler Charles James tasarımlarını giyme şerefine nail olabilirdi. İşte bu sıra dışı modacıya hayat veren isim ‘Lincoln’, ‘There Will Be Blood’ ve ‘My Left Foot’ filmlerindeki performanslarıyla hafızalara kazınan 3 Oscar ödüllü Daniel Day-Lewis.
"There Will Be Blood" filminde de beraber çalıştığı yönetmen Paul Thomas Anderson'la bir kez daha bir araya gelen metot oyunculuğunun ustası Lewis, nasıl 1988 yılında ‘Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği’ filmi için Çekçe öğrendiyse, Phantom Thread için de uzun süre terzilik eğitimi aldı. Eşi Rebecca Miller’i model olarak kullanarak, Balenciaga’nın özel tasarımlarını yeniden dikti. Öyle ki zanaate yatkınlığıyla bilinen Lewis profesyonel olarak terzilik yapabilecek seviyeye ulaştı. Ünlü aktör filmin senaryo yazım sürecinde de aktif olarak yer aldı. Londra’daki dönem modasını, sosyal iletişim dilini araştırdı. Bir İngiliz olarak, Amerikalı yönetmen Anderson’un en büyük yardımcısı oldu. Daniel Day Lewis’in filme bu derece özel önem atfetmesinin nedeni belki de onun veda rolü olmasıydı. Çünkü 60 yaşındaki aktör çekimler sırasında çok şaşırtan bir karara vardı. Oyunculuğu bıraktığını açıkladı. Öyle ki nedenini kendisi de bilmiyordu. Bir röportajında "Filmin çekimleri başlamadan önce Paul ile birlikte çok güldük, eğlendik. Ve sonra gülmeyi kestik. Çünkü ikimiz de üzüntü hissiyle boğulmuştuk. Bununla yaşamak zordu. Oyunculuğu bırakma dürtüsü içimde kökleşti ve bir baskı oluştu. Yapmak zorunda olduğum bir şeydi” diyecekti. ‘En Karanlık Saat’ filminde Churchill rolüyle döktüren Gary Oldman olmasaydı Lewis muhtemelen sinemaya vedasını 4’üncü Oscar ile taçlandıracaktı.
Amerika dışındaki ilk filmini çeken Anderson’un gerçek karakterlerden esinlenerek kaleme aldığı senaryosundaki Reynolds-Alma ilişkisi elbette kurmaca. Ama yönetmen bir röportajında bu 2 karakterin kendi özel deneyimlerinden de esintiler taşıdığını söylüyor. Anderson’un en minimalist filmi sayılabilecek Phantom Thread, zihinsel çekişmeye dayalı karanlık bir ilişkinin dingin ama çok katmanlı bir bilinçaltı okuması. Ruhunun derinlerinde anne özlemi yatan obsesif ve narsist kişilikli Reynolds Woodcock’un şefkate olan açlığının ve bu açlığı doyurmaya çabalarken savruluşunun öyküsü. Bu zaafı keşfeden Alma’nın, tüm o aşağılanmalara rağmen hayranlık duyduğu Reynolds’a ulaşabilmek, onun kibrini alaşağı etmek, “bu ilişkide ben de varım” demek uğruna seçtiği tehlikeli bir yol var!
"Punch-Drunk Love"dan "Magnolia"ya, "Boogie Nights"tan The Master’a her filminde farklı kulvarlarda gezinen, karakter yaratma ve mizansen kurma kabiliyetiyle daha ilk yıllarında rüştünü ispatlayan "Altın Ayı" ve "Altın Palmiye"li Anderson, son filmi ile 6 dalda Oscar’a aday gösterilse de sadece En İyi Kostüm Tasarımı ödülüne uzanabildi.

6 / 6
Yönetmen ve Senarist: Paul Thomas Anderson
Oyuncular: Daniel Day-Lewis, Vicky Krieps, Lesley Manville
Süre: 2 saat 10 dakika
IMDB Puanı: 7,8
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS