Roma: Ayrıcalık(sız)lar dünyası

Hırçın dalgaların alıp götürdüğü iki küçük bedeni kurtarmak için kararlılıkla atıldı suya. Yüzme bilmiyordu oysa. Cesareti çaresizliğindendi. En dipteki karanlıktan çekip çıkarmak istediği sadece o çocuklar değildi. "Ölü doğmuş pişmanlığı"ydı.



Daha ilk planıyla kendini özetleyen bir film Roma… Yıkanan yer karolarını kaplayan ve gittikçe bulanan su, tıkalı gider etrafında birikiyor. O suya yansıyan bir uçak görüntüsü belirsiz geleceğe doğru ilerliyor. Bu açılış sadece bir hizmetçinin yaşayacağı trajediye değil, dönüşüm sürecindeki bir ülkenin kanlı yakın geleceğine tanıklık edeceğimizi de işaret ediyor.

1970… Meksika Başkanı Luis Echeverria Alvarez'in iktidara geldiği, siyasi kaosun hüküm sürdüğü yıl… Mexico City'nin zengin bölgesi Roma’da bulunan orta-üst sınıf bir ailenin evindeyiz. Sürekli seyahatte(!) olan bir babanın dışında bu evde anne, anneanne, 4 çocuk, Güney Meksika'nın yerli halkı Mixtec kökenli 2 hizmetçi ve bir de köpek yaşıyor. Hizmetçilerden biri, çocukların çok sevdiği Cleo… O'na evin yetişkinleri de "aileden biri gibi" davranıyor. Ama bu "gibi", her öfke patlamasında ya da tüm ailenin huzurla film izlediği bir "an"da ansızın yok edilebiliyor. Evin en küçük ferdi kendisinden hoşlanmadığı bir şey istediğinde Cleo'ya "Benimle böyle konuşma" diye çıkışabiliyor. Yeri geliyor, o çok sevdikleri hizmetçinin yaşını da, gerçek adını da bilmedikleri ortaya çıkıyor. Çünkü herkesin "yerini" bilmesi gereken, sınırları çizilmiş bir sevgi bu! Hiçbir masraftan kaçınılmayan bir evde hizmetçi odasında kullanılan elektrikten tasarruf edilen bir sevgi…
Aile içi çatışmaların ortasındaki bu masum genç kadının yaşadığı travmayı anlatırken, bir yandan da devletin el koyduğu köylülere ait araziler, öğrenci eylemleri, sokaklarda gelir adaletsizliğinin hissedildiği insan manzaraları vb. yoluyla bir dönemin politik portresini çizen isim, Meksikalı yönetmen ve senarist Alfonso Cuaron... 2001'de aşk dolu bir yolculuğu anlatan Y Tu Mama Tambien, 2004 yılında ünlü fantastik serinin üçüncüsü Harry Potter and the Prisoner of Azkaban ve 2006'da kaosun hüküm sürdüğü distopik bir dünyada geçen Children of Men ile tanınan yönetmen, 2013 yılında bir uzay macerası olan Gravity filmi ile 2 Oscar birden kazandığında, bu ödüle layık görülen ilk Latin Amerikalı yönetmen unvanının da sahibi olmuştu.

Tek bir türe bağlı kalmayıp birbirinden çok farklı yapımlara imza atan Cuaron, 5 senelik bir aranın ardından bu kez yönünü geçmişe, kendi çocukluk hatıralarına dönüyor ve en kişisel filmine imza atıyor. Y Tu Mama Tambien'den sonra ülkesinde çektiği ilk film olan Roma’da bir anlamda öz eleştiri yapıyor. Sınıf ve etnisitenin iç içe geçtiği Meksika'nın sosyal hiyerarşisine dair bizi keşfe çıkaran yönetmen, "Yaralı toplumların tarihinde bizi bireyler olarak dönüştüren dönemler vardır. Zaman ve mekan bizi sınırlandırır ama aynı zamanda başkalarıyla açıklanamaz bağlar yaratırken kim olduğumuzu tanımlar. Roma, yaklaşık elli yıl önce yaşadığım olayların anısını yakalamak için bir girişim ve beni yetiştiren kadınların samimi bir portresi" diyor. Ve filmi gerçek hayattaki bakıcısı olan Libo'ya adıyor.
Alfonso Cuaron, aile hizmetçisi Libo'nun filmdeki karşılığı olan Cleo'nun en huzurlu ve mutlu anlarını her seferinde bölüyor. Bu anlarda hakim olan sükunet yerini korku, gerilim ya da kaosa bırakıyor. Bu yolla yönetmen, genç kadının yaşayacağı trajedinin işaretlerini önceden verip seyirciyi sona hazırlamayı amaçlıyor. Filmin en dramatik anına doğru ilerleyen sekansta ise Corpus Christi Katliamı hatırlatılıyor. Cleo'nun yaşamındaki en büyük travma, Meksika yakın tarihinin en büyük travmasıyla iç içe geçiyor. 1971 öğrenci isyanı hükümetin silahlandırdığı bir grup tarafından kanla bastırılıyor.

Filmde dikkat çeken bir başka ayrıntı da bu varlıklı evle sokağı yani gerçek Meksika'yı birbirine bağlayan ana koridorun köpek dışkısıyla kaplı olması. Ne kadar temizlenirse temizlensin her seferinde yine peydah olan… Yine bir başka sahnede hizmetlilerin yangın söndürme çalışmalarını kadehlerindeki içkilerini yudumlayarak seyreden üst sınıfı görüyoruz. Oysaki onlar da alevlerin tam ortasında! Sosyal ve ekonomik eşitsizliğe dair sessizce bu eleştirel göndermeleri yapan yönetmen, bir yandan da aynı sınıf içindeki ayrımcılığa da dikkat çekiyor. Örneğin yılbaşı partisinde kendi aralarında eğlenen hizmetçilerden biri, diğeri için "Şehir hizmetçilerini aramızda istemiyoruz. Patronlarından daha kibirli oluyorlar" diyor.
"Çocukken astronot olmak istiyordum" diyen Cuaron, o yıllarda başlayan, yıllar sonra yönetmenlik günlerine de taşınan uzay ve bilim kurguya olan merakına dair sahnelere de yer veriyor. Önce astronot kostümüyle ormanda oyun oynayan çocuğu (muhtemelen kendisi), birkaç sahne sonra ise kenar mahallede bulduğu bir cismi astronot başlığı gibi başına geçirmiş oyun oynayan başka bir çocuğu görüyoruz. Yönetmen kendi filmi Gravity'ye de 70'lerin sinema salonu perdesinden yansıyan bir sahne ile gönderme yapıyor.

Cuaron, senaryosunu, kurgusunu ve görüntü yönetmenliğini de üstlendiği bu siyah-beyaz anlatısında neredeyse tamamı amatör oyuncularla çalıştı. En dramatik ve en uzun sahne olan hastane sahnesi tek seferde, gerçek doktor ve hemşirelerle çekildi. Roma’ya dair bir başka dikkat çekici anekdot da tüm senaryoyu çekimden önce bilen tek kişinin yönetmen olması. Cuaron her çekim günü oyuncularına senaryonun sadece ana hatlarını anlattı. Bu yolla oyuncularını şaşırtarak rollerinde gerçekçiliği yakalamayı amaçladı. Bunun anlamı sette kaos demekti. Yönetmen için "Hayat tam olarak buydu: Kaotik… Belirli bir duruma nasıl tepki vereceğinizi gerçekten planlayamazsınız."
Filmin gösterimi için Netflix ile anlaşan Cuaron , 71. Cannes Film Festivali'ne kabul edilmedi. Çünkü festival yönetimi kural değişikliğine gitmiş, adil gösterim hakkı gerekçesiyle, Netflix ve benzeri platformlarda yayınlanan filmlerin Cannes'da yarışmasını yasaklamıştı. Protestolara neden olan bu karar sonrası yönünü İtalya’ya dönen yönetmen, filmin ilk gösterimini Venedik Film Festivali'nde yaptı ve büyük ödül Altın Aslan'a layık görüldü. Cannes'da başlayan tartışmaların da vesilesiyle Netflix gönülsüz de olsa filmi vizyona sokmaya karar verdi. Roma, 14 Aralık 2018 itibariyle 41 ülkedeki 600’den fazla salonda gösterime girdi. O ülkelerden biri de Türkiye oldu.

Yakın plan kadrajlar tercih etmeyip seyirciyi gözlemci yerine koyan yönetmen, hemen her planı ayrıntılarla bezeli, teknik gücü yüksek bir sinema sunuyor. Bu, mütevazı göründüğü kadar ihtişamı da içinde barındıran görsel ve işitsel bir hazine… Film, 2019 Akademi Ödülleri'nin de en büyük favorilerinden.

Ve son bir not… Gerçek Cleo yani Libo hala Alfonso Cuaron'un ailesi ile birlikte...
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS