Sevgiliniz yok mu? Öyleyse yanınızdakine biraz daha dikkatli bakın

Sevgiliniz yok mu? Öyleyse yanınızdakine biraz daha dikkatli bakın

Modern ilişki biçimine farklı bir bakış açısıyla bakan "Dünyanın En Güzel Kokusu" filmi, Hakan ve Derya isminde iki yakın arkadaşın ilişkilerinin dostluktan sevgililiğe nasıl evrildiğini anlatıyor.

Yönetmen Uğur Yağcıoğlu, başrol oyuncularından Tuğba Ünsal ve Rıza Kocaoğlu, filmi anlattı.

Filmde iki yakın arkadaş olan Derya ve Hakan, bir süre sonra - Hakan'ın baba olma isteği ağır basmaya başlayınca - sevgili oluyorlar. Senaryoyu nasıl oluşturdunuz? Gerçek bir yaşam öyküsünden mi yararlandınız yoksa hayalle gerçeği harmanladınız mı?

Uğur Yağcıoğlu: Hayalle gerçeği karıştırdık. Bir şakadan doğru yola çıkarak senaryoyu oluşturduk ama aynı zamanda günümüz ilişkilerini de işin içine entegre edip böyle bir senaryo oluşturduk.

Tuba Hanım, günümüz ilişkileri hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Filmde olduğu gibi, bir kişiye bağlanamama, uzun süreli sevgili hayatı yaşayamama ve en önemlisi güven problemi, bu ve benzeri durumlar, daha çok İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşanıyor sanırım?

Tuba Ünsal: Teknolojinin bu kadar hayatımıza girmesi, hayatın bu kadar hızlı akması, ilişkileri çok etkiliyor. Her şeye kolay ulaşılabilir olmak ilişkilerin DNA'sını bozdu diyebiliriz. Bunu büyük metropollerde böyle, Anadolu'da başka türlü diye ayırmamak lazım. Çünkü dünyanın genelinde böyle bir durum hakim.



Kadınlar kendi aralarında konuşurken "Erkekler çok değişti" durumu vardır. Aslında erkekler değişmiyor, özlerine dönüyor. Öteki taraftan da film bununla ilgili şunu söylüyor; "Sen bunları düşünürken aslında en yakınındaki insana da bir bak." Çünkü tanıdık ilişkinin evliliğe evrilmesi çok daha sağlam temelleri olan bir durum. Belki hakikaten filmden sonra insanlar, doğru insan araştırmalarını daha küçük bir yuvarlağın içinde yapabilirler. Yanlarındaki insanlara daha başka gözle bakabilirler.

Rıza Kocaoğlu: Film, modern ilişki biçimini ve bunun bizce çözümünü ele alıyor. İyi yazıldığını düşündüğüm iki karakter var. Uzun yıllardır, özellikle kadın karakter yazmada problem var. Bizim kadın karakterimiz, çok güçlü, feminist temelleri oturmuş, sağlam bir kadın karakter. Aslında biraz da onun yönlendirmesiyle gelişiyor arkadaşlığımız. Bir süre sonra arkadaşlıktan sevgililiğe evrilen bu ilişki kadının güçlü durmasıyla alakalı.

Peki gerçek yaşamınızda Derya'yla Hakan gibi arkadaşlığınızın sevgililiğe evrilmesini ve en yakın arkadaşınızdan çocuk sahibi olmak ister miydiniz? Ya da bu çocuk yapma isteği çok güçlü duygularla ruhunuzu sarmaya başlasa, Tuğba Hanım siz sperm bankasından, Rıza Bey siz de taşıyıcı anne yoluyla çocuk sahibi olmak ister miydiniz?

Rıza Kocaoğlu: Bu bir denklem ve o denklemin doğru oturması gerekiyor. Aşık olduğun insanla arkadaş olabilmek büyük bir avantaj. Uzlaştığın biriyle bir ilişki yaşadığın zaman, daha uzun soluklu olabiliyor.



Tuba Ünsal: Ben bugünden bakınca ne yapardım bilmiyorum. Bir ilişkiyle birlikte çocuk sahibi olma şansım olmasaydı, kendi kendime çocuk sahibi olmak ister miydim ve bunu sperm bankasından yapar mıydım inanın bugün verebileceğim cevap değil. Çocuk sahibi olan bir kadın olarak şunu söyleyebilirim; çocuğun anneyle ve babayla büyümeye ihtiyacı var. Sadece annenin veya sadece babanın sorumluluğunu üstlenmesi için çok zor bir durum çocuk sahibi olmak.

Canlandırdığınız karakter Derya, aslında entelektüel bir tip ama aynı zamanda geleneklerine de bağlı. Sizin de yapınız böyle mi? Geleneğe önem veriyor musunuz?

Tuba Ünsal: Benim genel olarak şöyle bir gözlemim var; Kadın - Erkek ilişkilerinde en entelektüel olan kadın bile iş evliliğe geldiğinde gelenekçi oluyor. Kına geceleri yapılıyor, yüzük takma merasimleri, tek taş olaylarının yapılması isteniyor. Çünkü biz çocukluğumuzdan itibaren bunlarla büyüyoruz. En modern görünen kadının bile bu geleneklerin üzerinden atlayıp "Yok istemiyorum" demesi çok zor. En azından benim çevremde böyle birisi yok.

Rıza Kocaoğlu: Bir de gelenekten bu kadar korkmaya gerek yok. Gelenek dediğimiz şey; İnsanoğlunun deneye deneye bulduğu bir ilişki ve aile biçimi. Evet çok yıprandı, bütün kurumlar gibi eskidi ama yeniden yaratılabilir, yeniden düzenlenebilir. Fakat uzun yıllardır varolan mirası da devralarak bunları yapmak gerek.

Uğur Yağcıoğlu: Filmin aslında tam Rıza'nın söylediği gelenekle alakalı konuya ilişkin bir cümlesi var. "Bugünün insanı, eskidi diye her şeyi ortadan kaldırdı ve yerine bir şey koyamadı." Bir de Rıza'nın filmde canlandırdığı Hakan, hayatına çok fazla kadın sokan bir adam ama istediği kadını bulamıyor. Değil taşıyıcı annelik, gördüğü insanlar arasından bile seçemiyor. O yüzden Tuğba Ünsal'ın canlandırdığı Derya gibi gerçek bir karakterden çocuğu olsun istiyor.



Bir kadın filmde Derya'nın aldığı gibi doğum yapmak için her şeyi göze alır mı?

Tuba Ünsal: Kadının doğduğu andan itibaren erkekten ayıran en önemli özelliği o anaçlığı ve doğurganlığı. Yaş ilerledikten, kadının içindeki biyolojik saat çalışmaya başladıktan sonra çocuk sahibi olma isteği daha çok söz konusu oluyor kadınlar arasında. Hem ilişkisel anlamda hem de sağlıkla ilgili. Çünkü orta yaşın üstündeki bir kadının da günümüz şartlarında çocuk sahibi olması daha zor. Çoğu kadın bunu yapıyorsa demek ki her şeyi göze alabilir.

Film, izleyicilere ne söyleyecek? Filmi izleyenler, çıktıklarında nasıl bir ruh halinde olacaklar?

Tuba Ünsal: Belli bir kesimden bahsedebilirim. Filmi izlettiğimiz belli bir kesim var. İzlettiğimiz kesimi baz alırsam. Filmi izleyen herkes dağılıyor. Söylenen tek kelime bu; "Dağıldım." Önemli bir köşe yazarı filmi izledikten sonra beni arayıp "Senaryonuzu alabilir miyim? Kadın ve erkek ilişkilerine dair o kadar iyi tespitler var ki burada ben bunu hem köşemde kullanmak istiyorum hem de dönüp dönüp tekrar okumak  istiyorum" dedi. Bazı filmler vardır, izledikten sonra aklınızda konuşmaya devam eder. Bu film öyle bir film.

Sıcak sohbetiniz için teşekkür ederim. Son olarak izleyiciye filmle ilgili ne söylemek istersiniz?

Rıza Kocaoğlu: Sevgililer Günü haftasında vizyona giriyoruz. Sevgilisi olanlar, arkadaşına hasta olup henüz açılamayanlar herkes gelip izleyebilir, filmi fırsata çevirebilir.

Tuba Ünsal: Evlenme teklifi için enteresan bir araç olabilir. Ben de böyle bir tüyo vermiş olayım.

Uğur Yağcıoğlu: Biz bu filmde insanlara evlilik değil, mevlilik anlatacağız.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS