magazin haberleri

Burcu Biricik: ''Korkmanın hiçbir anlamı yok!''

Kanal D’nin yeni dizisi “Hayat Şarkısı” ile ekrana dönen Burcu Biricik, Elele dergisinin şubat sayısı için objektif karşısına geçti. Reklamcı Emre Yetkin’le evlilik kararı alan ünlü oyuncu, özel ve iş hayatına dair merak edilenleri anlattı. İşte o röportaj...



BİRKAN BANA ÇOK SNOB VE MESAFELİ GELİYORDU
* “Şeref Meselesi” dizisinde oldukça öne çıkan bir oyunculuk performansıyla dikkatleri çektiniz. Bunun dışında Burcu Biricik’i aslında pek tanımıyoruz. Siz kendinizi hangi kelimelerle anlatırdınız?

- Sorumluluk sahibi ama bir o kadar da üşengecim sanırım. İyi niyetli biriyim ama bazen iyi niyetli olmak başa bela olabiliyor. Beni tanımıyorsunuz çünkü bu piyasanın içinden değilim, öyle hissediyorum, daha evcimen bir yaşam tarzım var. Kendi sığınaklı ve korunaklı alanımda olmayı tercih ediyorum.

* Uzaktan çok sakin bir yapınız var gibi görünüyor. Hiç aykırı ya da ters bir yanınız yok mu?

- Çok aykırı değilim aslında. Boğa burcuyum. Uyumlu bir insanım. Beni çok zorlamadığı zaman her koşula uyum sağlayabilirim. Ama zaman zaman çok net çizgilerim de ortaya çıkabiliyor. Galiba bir yerde bir çizgim var ve onun içinde istediğim kadar rahat oynayabiliyorum. Ama o sınıra gelindiği zaman da hemen gardımı alıyorum. Ama o çizgi de çok dar değil, beni rahatlatacak boyutlarda.

* Yarın başlayacak diziniz “Hayat Şarkısı”nın çekimleri nasıl geçiyor?
- Çok güzel, Allah bozmasın. 4 Aralık’ta ilk Berlin’de başladık çekimlere. Şimdi burada durdurulamaz bir şekilde devam ediyoruz. Keyfimiz çok yerinde.

* Birkan Sokullu ile nasıl bir uyum yakaladınız?
- Birkan ismini ilk duyduğumda tedirgin olmuştum aslında çünkü bana çok snob ve mesafeli geliyordu. Ama gerçekten hiç değilmiş. İlk tanıştığımız dakikada çok tatlı başladı ilişkimiz, çok da iyi gidiyor. Enerjime de oyunuma da destek oluyor.
HİÇ HAYALİNİ KURMADIĞIM BİR DÜNYANIN İÇİNDEYİM
* Dizi, evlendiği gece terk edilen bir kızın travmasıyla başlıyor. Karakterinize hazırlanırken nasıl bir süreçten geçtiniz?
- Dizide şöyle bir replik var o çok hoşuma gidiyor: “Başıma gelenler arasında en kolay hazmedebildiğim şey bu benim” diyorum bu travmayla alakalı. Çünkü Hülya’nın çok daha ciddi başka travmaları var. Aslında çok hırslı bir kız. Ama bu kötü bir karakter değil. Sadece aşktan dolayı yaptığı hiçbir şeyden pişman olmayan biri. Aşkına o kadar güveniyor ki çıkış noktası da, tek savunması da o.

* Arkeoloji okuduğunuzu biliyorum. Oyunculuğa sizi ilk çeken ne oldu?
- Bilmiyorum, üniversiteye gittiğim andan itibaren; “Konservatuvara gitmiyorsam eğer hayatımda tiyatro hep olacak” diyordum. Ne sinema ne de televizyonla alakalı bir hayalim oldu. Esas dileğim hep sahnede olmaktı, tiyatroydu. Hep dedim ki; “Bu işi profesyonel olarak yapamıyorsam bile tiyatro
hayatımda hep olacak.” Üniversite için İzmir’e gittiğim ilk gün de kendime tiyatro topluluğu bulmuştum. Sonra da bu şekilde İstanbul’a geldim.
ÜŞENGEÇLİKTE ÜSTÜME TANIMAM
* Sizi esas cezbeden sahnede olmakken şu an ekranda gözükmek bambaşka bir duygu olmalı...

- Tabii ki öyle ama ben hâlâ çok istiyorum tiyatroyu, çok da özledim. İstanbul’a geldiğimden beri hiç yapamadım, neredeyse dört yıldır hayatımda tiyatro yok. Ama çok garip bir şekilde daha önce hiç hayalini kurmadığım bu işi, kamera önünde olmayı da çok seviyorum.

* Oyuncu olmanın iyi ve kötü yanları neler?
- Oyuncu olmanın çok iyi yönü olduğu gibi kötü yönü de var. Öncelikle hiç hayalini kuramadığım bir dünyanın içindeyim, katkısı çok büyük oldu bana. Çok şey öğrendim. Kötü olarak da özellikle dizilerde oyuncular ve tüm ekip öyle yoğun bir çalışma temposuyla çalışıyor ki bir bakıma hayatı kaçırıyorlar.
* Nerede oturuyorsunuz? Bize setin olmadığı tipik bir gününüzü anlatabilir misiniz?
- Ulus’ta oturuyorum. Bahçe katında bir evim var, camımdan dışarı bakınca yeşillik görüyorum, merkezden biraz daha dışarıda ve huzurlu. Tipik bir günüm şöyle; uyanınca dakikalarca yataktan kalkmıyorum, sonra televizyonu açıyorum, sonra kalkıp bir şeyler hazırlamayıp dışarıdan bir tost söylüyorum ve akşama kadar evde dinleniyorum. Etrafı toparlıyorum. Her şey yerli yerinde olunca da film açıyorum. Dediğim gibi üşengeçlikte üstüme tanımam.

* Emre Yetkin’le evliliğe giden güzel bir ilişkiniz var. Gelecekle ilgili o insan için bugün hissettiğim şeyleri beş yıl sonra hissedebilir miyim gibi düşünceleriniz oluyor mu?
- Korkmanın hiçbir anlamı yok, karşındaki Ahmet de olsa Mehmet de olsa beş yıl sonra ne olacaksa olacak. His bu sonuçta... Şu anda çok mu aşığım? Evet, çok aşığım. Çok mu mutluyum? Evet, çok mutluyum. Önemli olan bu. Ya bir gün öyle hissetmezsem korkusu aklıma geldiği zaman hep şöyle diyorum içimden; şu an bu kadar mutluyum, bir başkasıyla bu kadar bile mutlu olamayabilirdim. Aslında bunları düşünmeyi bıraktığım için evlilik kararı aldım.
* İçinizden geldiği gibi davrandığınız noktada zarar gördüğünüz oldu mu ilişkide?
- Hep içimden geleni yaptım. O flört dönemleri vardır ya, ‘şimdi arama, o seni arayacak’ gibi taktikler hiç yok bende. Her istediğimde aradım, hep mesaj attım. Bazen yapmamam gerektiğini, işi batıracağımı biliyordum ama yine de kendimi durduramıyordum.

* Karşınızdakine kolay mı inanırsınız yoksa sevgisinden emin olmaya çalışır mısınız?
- Testlerim çok olmuyor ama zor biri olabiliyorum bazen. Ben her şeyi açık yaşıyorum. Özel hayatımda biraz daha agresif bir insanım galiba. Onu biraz çözmeye çalışıyorum. Aileme ve sevdiğim insanlara karşı daha atağım. Böyle yapınca da çok üzülüyorum ve kendimi kötü hissediyorum. Hiç olmayacak ve değmeyecek insanlara çok daha naif yaklaşıyor, alttan alabiliyorum. Asıl hak etmeyen sevdiklerime karşı öyle davranmak çok canımı acıtıyor. Keşke tam tersi olsa ve asıl hak edene; ‘Sen kimsin?’ diyebilsem. Son zamanlarda çok sorguluyorum kendimi bu konuda.

* Burcu aşık olunca nasıl biri oluyor?
- Çok deli bir enerji geliyor, normalde de tez canlıyımdır ama aşık olunca oran daha da artıyor. Tamam birbirimizi tanıyalım, edelim ama artık bir ilişki yaşayacaksak yaşayalım, adını koyacaksak koyalım diye düşünürüm. ‘Şu an birbirimizi tanıma sürecindeyiz’ gibi bir durum bende yok. Ben ondan etkilendiysem, o da benden etkilendiyse bir ilişkiye başlayıp birbirimizi o süreçte tanıyabiliriz.
* Kendi hayatınızla veya bir başkasının hayatıyla ilgili bir karar alırken cesur olabiliyor musunuz?
- Evet, adım atmaktan korkmuyorum açıkçası. Benim hep söylediğim bir kelime vardır; ‘hayırlısı’. Bir şeye korkmadan adım atarım, kaybedeceğim bir şey yok diye düşünürüm. Hep şuna inandım, bir iş, bir ilişki olmadıysa benim için hayırlı olan olmuştur gerçekten. Eğer olması gerekiyorsa da bir gün gelecek bir şekilde olacaktır. Buna çok inandığım için adım atmaktan korkmuyorum. Olmadıysa da olmuyordur, dünyanın sonu değil diye düşünüyorum.

* Son soru olarak, kimsenin bilmediği bir dileğinizi bizimle paylaşır mısınız?
- Dileğimden çok dualarım var. Her şeyden önce hayatımda olduğum nokta için hep şükrederim. Var olan değerlerimi kaybetmemek için dua ederim çünkü onlardan biri kaybolduğu noktada dengem şaşar biliyorum. Onun dışında dilek kısmı için tüm dünyayı gezmek hiç fena olmaz.
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS