magazin haberleri

Cansu Dere: Personel odasındaki o geceyi unutamam

Kanal D'de ekrana gelecek olan “Sadakatsiz” adlı diziyle seyirci karşısına çıkmaya hazırlanan Cansu Dere, Hürriyet'ten Onur Baştürk'e çok özel açıklamalar yaptı. İşte o röportaj...



Yolda olmayı sevenlerin bugünlerde en çok özlediği şeylerden biri bu olsa gerek: Uzaklara gitmek! Çünkü konfor alanından tam anlamıyla uzaklaştığın zaman yenileniyor, besleniyorsun. Ya da ben öyle hissediyorum, bilmiyorum. Bir süredir uzaklara değil, yakınlara gidebiliyoruz. Uzaklar, sadece çektiğimiz eski fotoğraflarda ve yaptığımız sohbetlerde. “Şuraya da gitmiştim” şeklindeki anlık iç geçirmelerde...

Yola düşmeyi en çok seven ünlülerden biriyle yakın zamanda Yuzu Magazine’in yaz sayısı için bir seyahat sohbeti yapmıştım. Bahsettiğim ünlü, “Sadakatsiz” adlı diziyle Kanal D seyircisinin karşısına çıkmaya hazırlanan Cansu Dere.

Cansu’nun yaşam tarzı hep kendi istediği gibi oldu: Özgür ve özgün.

Bunun için çabalamadı. Doğalı buydu. Geldiği gibi yaşadı.Setlere 3 yıl ara verip yola düşmesine şaşırılmasına da hep şaşırdı.

Kısacası, o benim için her şeyden öte bir ‘seyahat insanı’ oldu. Şimdi ona kulak verin; yolda olmak üzerine şahane şeyler söyledi Cansu.

◊ Yola çıkmak, yolda olmak... Sana neler hissettiriyor?

- Özgürlük ve yenilenme! Özellikle ilk kez gittiğim yerlerde her seferinde farklı bir hayata uyanıyormuşum gibi hissediyorum.

◊ Yolda neler öğrendin? Nelerden vazgeçtin? Hayatından neyi çıkardın ve neyi hayatına ekledin?

- Yolculuklarda tanıştığım insanların hayatlarına şahitlik ettikçe hoşgörüyü ve hayatın çeşitliliğini daha çok fark ettim. Beni üzmüş olan şeylerden vazgeçtiğimi gördüm. Hayatımdan gereksiz yükleri çıkardım ve farklı bakış açıları ekledim. En güzel kısmı da şu: Yeni mutluluklar ve mutlu edecek sebepler ekledim.

◊ Gezen tozanı seven/anlayan bir kültürden gelmiyoruz. Hayata “Çalışmak, mal mülk edinmek ve emeklilik” üçgeninde bakan bir kültürün çocuklarıyız. Hepimiz az çok böyle yargılarla yetiştik. Ama son dönemde bakış açıları değişmeye başladı. Hatta buna Instagram’ın da katkısı oldu sanki. Ne dersin?

- Neye yatırım yapmak istediği insanın kendi tercihi. Ben kendime yatırım yapmayı tercih ettim. Ev almayı anlıyorum ama bir sürü ev alabilmek için insanın bu deneyimden vazgeçmesini pek anlayamıyorum.Dediğim gibi, her şey tercih meselesi. Aslında benim ailem de bana öyle öğretmedi. Çünkü onlar da öyle öğrenmemiş. Biz bir ‘yerli’ değiliz. Dedelerimin bir konağı ya da köyü yok. Herkes başka ülkede, başka şehirde doğmuş. Hayat kurduğu yer onun evi olmuş. Anne tarafımda annesiyle aynı şehirde doğan bile yok.

Annem İzmir doğumlu, anneannem İstanbul, onun annesi Selanik, onun annesi başka yerden gelmiş. Babam zaten Bulgaristan doğumlu. ‘Hiçbir yerli’ olmama hali sınırlı mülkiyet duygusunu destekleyip besliyor.Evet, dediğin gibi Instagram’ın katkısı oldu. Amaç biraz değişmiş olabilir ama bu bile hep aynı yerde olmaktan iyidir.

◊ Seyahat tutkun hep var mıydı, yoksa yıllar içinde mi gelişti?

- Farklı yerleri, hayatları, yaşam biçimlerini, yabancı kültürleri hep merak etmişimdir. Tutku kısmı sonradan gelişti. “İnsan yakınını en iyi seyahatte tanır” derler. Bana göre insan kendisini bile seyahatte tanımaya başlayabiliyor! Yıllar içinde gezip gördüğüm yerlerle birlikte hoşlandığım, beğendiğim ya da beğenmediğim şeyler de değişti.

◊ Yanılmıyorsam tek başına yolculuğu daha çok seviyorsun. Tek başınalık seni ürkütmüyor yani. Doğru mu?

- Evet, tek başıma olmakla ilgili bir problemim yok. Ürkütücü bulmuyorum. Yolculuk, hayatımdaki herkesle yapabileceğim bir şey değil. Birine çok kıymet veriyor olmak birlikte iyi bir yolculuk yapabileceğiniz anlamına gelmiyor. Bu konuda biraz şanslıyım. Birlikte seyahat etmekten, anılar biriktirmekten keyif aldığım, bir aradayken tek başınaymışçasına özgür hissettiğim insanlar var.

◊ En sevdiğin seyahat arkadaşın Ece Sükan olmalı. Arkadaşla çıkılan seyahatlerde kendiliğinden oluşan o ekip olma hali hoşuna gidiyor mu?

- Ece’yle seyahatlerimize bayılıyorum. Zaten mükemmel yolculuklar yaptığım Ece ve Deniz var. İkisi dışında kimseyle kıtalararası yolculuk yapmam. Çünkü seyahat ederken uyum önemli.

◊ İz bırakmış bir seyahat anın var mı?

- Katalonya seyahatimizin başlangıç noktası olarak seçtiğimiz Barselona’da çok güzel bir ev kiralamıştık arkadaşım Deniz’le. Arabayla önce yakın kasabaları gezdik. Hatta içlerinden bir tanesini öyle beğendik ki, akşam geri dönmeyip orada beğendiğimiz otelde kaldık.Hafta sonu Valencia’ya devam edecektik ama hem Barselona’nın tadını yeterince çıkaramadığımız için hem de o an keyfimiz çok yerinde olduğundan vazgeçtik. Hafta sonunda da Barselona’da kalmaya karar verdik.

Tabii planlarımızı değiştirince kaldığımız evi de değiştirmek zorundaydık. Çünkü bizden sonraki tarihler rezerve edilmişti. Sabah evi boşaltmadan seyahat acentemizi arayıp otel rezervasyonu yapmalarını rica ettik. Bu sırada Barselona’nın birbirinden güzel sokaklarını gezmeye başladık. Ama hem zamanı hem de akşam hâlâ gidecek bir otelimiz olmadığını unuttuk!

Seyahat acentesi ilgilendiğimiz tüm otellerin dolu olduğunu söylediğinde biraz üzüldük ama keyfimiz yerinde olduğu için fazla takılmadık. Nasıl olsa koskoca şehirde kalacak bir yer buluruz diye düşündük. En kötü ne olabilirdi ki! Anın tadını çıkarmak ve şuursuzluk had safhada yani...

Akşam olup artık yorulduğumuzda otel bulmaya karar verdik. Biz karar vermiştik ama şehir bizimle aynı fikirde değildi! Kalmayı tercih edeceklerimiz bir yana “Burada kesinlikle kalamam” dediğimiz yerler bile doluydu! Tek bir oda yoktu koskoca şehirde.Saat ilerliyordu ve biz bir arabayla sokakta kalmıştık. Çaresiz geceyi arabada geçireceğiz, hadi bakalım nasıl olacak derken yolda birisi yanıma gelip benimle fotoğraf çektirmek istediğini söyledi.

Hiç yeri ve zamanı değildi ama olur dedim. Sohbet sırasında Fas asıllı olduğunu ve Barselona’da bir otel çalışanı olduğunu söyledi. Hayat işte... Tam o anki konunun insanıydı.

Durumu anlatıp tek bir oda bile bulamayacak kadar şehrin kalabalık olmasına şaşırdığımızı söyleyince o da bize şaşırdı. Hafta sonu bu sezonda Barselona’da son dakika oda bulamamış olmamızın normal olduğunu dile getirdi.

Bütün iyi niyetiyle de çalıştığı otelde personele ayrılmış bir odayı ayarlayabileceğini söyledi. Kabul ettik. Otel çalışanlarının şaşkın suratlarını ve o personel odasında geçirdiğim geceyi hiç unutmam! O temiz kalpli ve yardımsever insanla iyi ki fotoğraf çektirmiştim. Kimin kime ne zaman, nasıl yardım edeceği hiç belli olmuyor.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS