magazin haberleri

İki elti komşu olursa ne olur?

İki elti komşu olursa ne olur?

İzmirli oyuncular Gupse Özay ve Merve Dizdar, “Eltilerin Savaşı” filminde buluştu.

Çekişme halindeki iki eltiye hayat veren ikili, karakterlerine rağmen canciğer kuzu sarması haline geldi! Hürriyet'ten Sinem Vural, Özay ve Dizdar’la hem 31 Ocak’ta vizyona girecek filmi hem de akrabalık ilişkilerini masaya yatırdı. Sonuç mu? Tam bir komedi!


Gupse Hanım, “Eltilerin Savaşı”nın senaryosunda sizin imzanız var. “Görümce”den sonra eltileri filme konu etme fikri nereden aklınıza geldi?


Gupse Özay: Müthiş stratejik bir hamleydi. “Görümce”yi yazarken de eltiliği düşünüyordum ama kendim de görümce olduğum için onu yazmam daha kolay oldu. “Görümce” çok sevilince “Bu akrabalık konusunda kanayan bir yara var, birilerini daha barıştırayım” diyerek eltilere yürüdüm.


Eltilerin aile içindeki yerine dikkat çekiyorsunuz bu kez fragmandan anladığım kadarıyla...


Gupse Özay: Aynen. Sosyal medyadan gelen mesajlara baktım da, ne hikayeler var. Eltilik, görümcelikten daha sancılı bir şeymiş. Görümce, erkek kardeşin ablası ya da kardeşi. Ama eltiler, iki erkek kardeşin eşleri ve aralarında büyük rekabet var. Aynı düzlemde, aynı paralelde ilerleyen bir durum ve çok daha tehlikeli.


Elti olmamanıza rağmen neden bu topa girdiniz?


Gupse Özay: Annem elti. O hikayelere de çok fazla maruz kaldım.


Merve Dizdar: Ama o kadar doğru gözlemler yapmış ki, ben böyle bir şey görmedim. Senaryoyu okuyunca ağzım açık kaldı. Gupse’nin dediği gibi eltilik başka bir müessese. Gupse de birebir yazmış.


Gupse Özay: E araştırdım.


“Şu eltilerden yola çıktım” diyeceğiniz bir ikili var mı?


Gupse Özay: Meghan Markle ve Kate Middleton var. Daha ne diyeyim ki ben sana! (Gülüyor)


TLC’deki “Eltilerin Savaşı” belgeseli de ilham verdi size o zaman...


Gupse Özay: (Gülüyor) Global bir durum bu. Biz yazmıştık senaryoyu, sonra bu belgesel çıktı. İzleyince “Doğru yoldayız” dedik. Bütün kültürlerde var demek ki bu durum.


Merve Dizdar: Kadının kadına destek olması gerekirken, birbirine olan kıskançlıkları olayı bazen ilginç noktalara taşıyabiliyor. Ama bizim filmde sürprizlerimiz de var.


Açıkçası “Deliha 2”den sonra “Eltilerin Savaşı”nı da sizin yönetmenizi bekliyordum. Ama yönetmenliği Onur Bilgetay’a emanet ettiniz...


Gupse Özay: Çok yorucuydu yönetmenlik. “Deliha 2”yi de mecbur kaldığım için kendim çekmiştim zaten. Ama bu sefer yönetmen koltuğunu çok güvendiğim arkadaşım Onur Bilgetay’a emanet ettim. Onunla ayni lise ve üniversitede okuduk. İşini çok sevdiğim, komedi zamanlamasına bayıldığım bir insan. Çok mutluyum. Çektikten sonra izleme dese, gözüm arkada kalmazdı.


Merve Dizdar: Onur’un komedi gözü inanılmaz. Senaryoyu da çok güzel yansıttı.


Merve Hanım siz nasıl dahil oldunuz projeye?


Gupse Özay: Ben Merve’yi yolda gördüm.


Merve Dizdar: (Gülüyor) Sinirsel gülmeler bunlar. Garip bir kadın Gupse. Senaryosunu okudum, müthişti. Sonra oyuncu seçmeleri için yanıma geldi.


Gupse Özay: Bizim yönetmenimiz obsesif. Seçmelerde sadece kadın oyuncu olarak bakmıyor, iki kadının enerjisinin tutması, kocalarıyla uyumları gibi birçok noktaya dikkat ediyordu. Okuma provasında Merve ile göz göze gelince benim için film bitti. Çok iyi oyuncu olduğunu zaten biliyordum ama o gün içime sokasım geldi. Yönetmenimize baskı yapmadım ama! (Gülüyor) Sadece “Merve, Merve” deyip durdum. Onur “Hava nasıl?” diye sorsa, ben “Merve kalp Gupse” diye mesaj atıyordum.


Hiç baskı yapmamışsınız gerçekten...


Gupse Özay: Hiç! (Gülüyor) Bu kadar iyi bir oyuncu, bu kadar tatlı ve iyi kalpli biri çıkması saçmalık yani. Çok sevdik birbirimizi.


Merve Dizdar: Ben de aynı şeyleri düşünüyorum. Zaten senaryo çok iyiydi. Ama neyle karşılaşacağınızı bilmezsiniz çoğu zaman. Her zaman söylüyorum, Gupse hem yazar, hem yönetmen hem de oyuncu olarak çalışmanız gereken bir insan. Bir arkadaş olarak bana güvendikleri için çok teşekkürler.


Peki nedir hikayesi “Eltilerin Savaşı”nın?


Gupse Özay: Filmde “iki elti karşı komşu olursa ne olur”u anlatıyoruz. Müthiş bir çekişme, kıskançlık ve hava atma durumu var aralarında. Sosyal medyanın hava atma aracı olarak geldiği noktayı da değerlendirdik. Bir kadının sosyal medyada hava atma araçları; güzelliği, dekorasyonu, maddi varlığı... İki eltinin hem gerçekte hem de sosyal medyadaki çekişmesini izleyeceksiniz filmde.


Siz Sultan ve Gizem’i canlandırıyorsunuz. Tüm bu rekabet içerisinde iki erkek kardeşin durumu nedir?


Gupse Özay: İçler acısı! Arada kalıyorlar. Filmi izleyen erkekler kendilerinden bir parça bulacak ve çok sevecek. (Gülüyor) Onları da anlayacağız bu filmle. Ben Sultan’ı canlandırıyorum. Tam o prenses hikâyelerindeki “Kral alacak, sarayının sultanı yapacak” denilecek bir insan. Eşim Selim’i de Ferit Aktuğ oynuyor. Sultan biraz daha baskın, sosyal medyada her şeyini gösterip hava atan bir insan. Bence birtakım problemleri var ve onu bu şekilde örtüyor.


Gizem hiç öyle biri değil sanırım...


Merve Dizdar: Sultan’ın tam tersi karakterde. Normal bir anaokulu öğretmeni. Eşi Fatih de öyle. Onu da Uraz Kaygılaroğlu oynuyor. Gizem ve Fatih tatlı bir çiftken, Sultan yüzünden işler bambaşka bir hale dönüyor. Bir insanı nereye kadar zorlayabilirsiniz ki? Sonunda patlama noktasına geliyor.


Gupse Özay: Sultan ağır şekilde tahrik ediyor ve aralarında bir yarış başlıyor.


Ferit Aktuğ ve Uraz Kaygılaroğlu ile iletişiminiz nasıldı?


Merve Dizdar: Çok yetenekli iki oyuncu. İkisi de çok komik gerçekten. Ferit’in durağan bir komikliği var.


Gupse Özay: Merve ile benim enerjimin tutması, Uraz ve Ferit’in de abi-kardeş gibi olmaları şansımız oldu. Dört kulis vardı, biz bir tanesini kullanıyorduk, çünkü neredeyse hiç ayrılamıyorduk. O zaman doğaçlama şansın da oluyor. Bir WhatsApp grubumuz var, beklenmedik anlarda dörtlü görüntülü konuşuyorduk.


Sizin eltiniz var mı?


Merve Dizdar: Benim var. Ama kayınvalidem de eltim de çok tatlı insanlar.


Çekimler bitti, film gösterime girecek, sizin halen birbirinize âşık derecesinde sevgi beslemenizi ne yapacağız peki? Her yerde berabersiniz...


Gupse Özay: (Gülüyor) Problemliyiz! Geçinmesi kolay insanlarız dördümüz de. Bir frekans uyumu oldu. Numaradan “Film için anlaşalım, sonra konuşmayız” olmadı. Hâlâ deliler gibi eğleniyoruz.


Merve Dizdar: “Çekimlerde çok eğlendik” sözü klişe olmasa tekrar tekrar söylerim. Bence iyi geçinmeseydik, sıkıntılı gitseydi bu durum filme de yansırdı. Enerjiler geçiyor. Bizim bu iyi halimiz, seyirciye de çok iyi yansıyacak.


“Eltilerin Savaşı” bir kadın hikayesi...


Merve Dizdar: Ülkede kadın oyuncular, kadın yazarlar çok az. O yüzden fırsat verilmesi çok önemli.


Gupse Özay: Kadının başrolde olduğu hikâyeler de çok az. Kadın olarak hep bir erkeğin hikayesine pas veriyoruz. Burada ise başrolde iki kadın karakter var. Bu filmde biz pasör değiliz. Türk seyircisi, erkek egemen komediden sıkılmıştı bence. Erkekler de kadınların yer aldığı komedi hikayelerine daha çok ilgi göstermeye başladılar.


Eltileri yola mı getireceksiniz bu filmle? Amacınız nedir?


Gupse Özay: Hayır. Kadınlara şunu diyoruz: Üret. Yaratıcılığına güven, hava atmaya çalışma, güçlü ol demek istiyoruz. Çocuğunu bile hava atılacak unsur haline getiren insanlar görüyorum. Hava atmanın yanına bu da eklendi, hiç hoşuma gitmiyor mesela. “Mükemmel bir ailem var, mükemmel bir kadınım ve mükemmel bir çocuğum var” gösterişini bir kadına yakıştıramıyorum.


Merve Dizdar: Artı bir diyelim lütfen.


Gupse Hanım, Barış Arduç’la uzun süredir berabersiniz. Sizi ne zaman elti olarak göreceğiz?


Gupse Özay: Bu soruyu ben de kendime soruyorum! (Gülüyor) Herkes soruyor. Evlenmek, büyük bir organizasyon. Emek ve zaman istiyor. Diziler yazın tatile giriyor ama filmler de yazın çekiliyor. O yüzden denk gelemiyorum. Ama her an olabilir, yarın sana mesaj atabilirim.


Siz evlisiniz. Var mı verebileceğiniz taktikler?


Merve Dizdar: Biz de düğün yapmadık. Ayarlama süreci gerçekten zor. Ama evlilik güzel bir şey. Bir de gerçekten istediğin zaman evlenmesin.


Bu filmi izlemeye kimler gelsin?


Gupse Özay: Akrabalık terimini bilen de bilmeyen de gelsin. Aile komedisi “Eltilerin Savaşı”. Nefes alacaklar sinemada olacakları o sürede. Ben ilk defa hikayenin ana merkezinde tek değilim, dört karakter var merkezde. Erkeklerin de, kadınların da yakalayabileceği bir karakter dağılımı var. Gerçek zeminde bir komedi yaptık, inanmadığınız hiçbir an olmayacak.


Merve Dizdar: İnsanlar dertlerinden şöyle bir-iki saatliğine kurtulmak istiyorlarsa gelmeliler. Geleceklerdir de.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS