magazin haberleri

İrem Derici: Seni bile affettim, artık herkesi affederim...

İrem Derici, Armağan Çağlayan’ın YouTube’da yayınlanan “Gör Beni” adlı programına katıldı. İkili, geçmişte yaşadıkları gerginliğin de perde arkasını da anlattı. Derici, ününü kaybetmekten korkmadığını söyledi.



◊ Son dönemlerin nasıl geçiyor?

- Son dönemlerde cehaletle savaş benim için bir ata sporu oldu. Kas yaptım cehaletle savaşmaktan. Her konuda fikri olanlar, her şeye yorum yapanlar, hiçbir şey bilmeyenler... “Kapat İrem’cim Instagram’a yorumlarını” diyorlar ama hayır. Teker teker hepsine, “cahil belirlendi” yazıyorum.

◊ Hakkında çıkan kötü haberleri okuyor musun?

- Normalde hiç bakmıyor ve cevap vermiyordum. Zannediyordum ki sükûnet altındır. Sükûnet b.k altın. Ondan sonra herkes konuşmak için kendinde hak buluyor. Bundan sonra susmuyorum.

◊ Ünlü olmak bir anlamda böyle bir şey değil mi? Halka açık hale gelince hakkında her şey söyleniyor...

- Halka açık hale getiriyorum ama umumi tuvalet değilim. Öyle bir hak kimseye tanımıyorum. Bu benim psikolojimi darma duman etti. Susmak niye, neden... Bir gün ölürsem son lafım şu olacak “İsteğim her şeyi yaptım”. Sözde çizilmemesi için kendilerini yırttıkları “Prenses imajı” zaten kalmadı. Artık imaj soytarılık. Umurumda da değil.

◊ Ama sen hiç prenses olmaya oynamadın ki...

- Oynamadım ama şartlar bir süre sonra oraya ittirmek için çok uğraştı. “Bu kadın ne yapsa tutuyor. Bu kadın reklamlarda oynuyor. Bu kadın jürilik yaptı” gibi... O dönem “bir şeylere uymalıyım” diye düşünmeye başladım. Sonra düşünemez hale geldim. Sonra dedim ki; “Çok da önemli bir aktivite değilmiş düşünerek yaşamak.”

◊ Ününü kaybetmekten korkuyor musun?

- Korkmuyorum. İki maymunluk yaparsın yine ünlü olursun. Ama pop müzikte yakaladığım bir başarı var; onu kaybetmekten çok korkarım.

Yazdıklarından sonra epilepsi nöbeti geçirdim 
◊ Hayatın seni bir yere ittirdiği dönemde sen de aslında kendini bir yere ittiriyormuşsun...

- Ben kendimi bir yere ittirdiğimi asla ve asla fark edememişim. İki yıldır şunu diyorum; “Neden psikolojik rahatsızlıklara saygı duyulmaz”. Hatta “Kendi etti, kendi buldu” denilir... Programımın çekimleri sırasında hastaneye kaldırılınca siz yazdınız, “Bugüne kadar çalıştığım herkesten özür dilerim. Bunun gibi kaprisli bir kadın görmedim” diye. Adımı yazsaydınız keşke. Siz, kapris yaptığımı düşündüğünüz dönemde ben kuliste epilepsi nöbeti geçirip hastaneye kaldırılıyordum. Hiçbirinize anlatamıyordum.

31 yaşımda bu hastalık ortaya çıktı. Bunların hiçbirini sizlere anlatamazken ve paylaşamazken ne diyecektim... Ailemde meme kanseri çıkıyor. Harun Kolçak, vefat etti. Karadağ’daydım, cenazesine katılamadım. İlk uçak diğer gündü. Dönemedim ama orada yaşadıklarımı bir ben biliyorum. “Tektaş” şarkımın sözleri sakızdaki fal çıktı. 15 gün içerisinde oluyor tüm bunlar. İyi kötü bir program yapmaya başladım. Her gün ünlü olduğunu iddia ettiğiniz 6 kişiyi bana yolladınız. 4’ünü sokakta bile görmedim, Google’da bile yoklar. O an bir de ayrılık yaşıyorum. 45 kiloluk bir kadın 15 gün bunlarla savaşamazdı.

◊ Epilepsi nöbetlerin arttı mı?

-Tamamen strese bağlı bir epileptik nöbet. Doktor bana dedi ki “Senin mutlu olmana ya da sabit bir hayat yaşamana imkan yok. Sinyal gitmiyor.” Beynin o ön tarafındaki kısımlar hiçbiri çalışmıyordu. Bu olaylardan sonra bir sene TMS tedavisi gördüm. Tüm bunlar olurken hastanede bir gözümü açtım, Armağan Çağlayan arkamdan saydırıyor. Senin “Allah ıslah etsin” tweet’ini görünce orada 3’üncü epilepsi nöbetimi geçirdim. Sana kinim bir sene geçmedi. Hatırlarsan ben gelip seninle konuştum.

◊ Hayatında bundan daha kötü bir dönem var mı?

- Hayır yok. Sırf o 15 günü 4 sezonluk bir dizi yaparım. Bu anlattıklarımın üzerine bir de dolandırılmam var. Korkunç bir dönemdi ve sağ çıktım.


◊ İlk ünlü olduktan sonra “Artık bana bir şey olmaz” dedin mi?

-Hiç o kafaya girmedim. Kimseyle rekabet yarışı yapmadım. Polemiğe sokmaya çalıştılar, haklı olmama rağmen “özür dileyerek” çıktım. Şu an hiç lüks olmayan bir hayat tarzım var. Lüks bende emanet gibi duruyor. 2,5 insan bıraktım artık hayatımda. Artık kimseyi sevmiyorum. Seviyormuş gibi de yapmıyorum. Birinin doğum gününde elinde pasta, en önde beni göremezsiniz.

◊ Çok mu kolay âşık oluyorsun?

- Hayatımda bir kere âşık oldum. Gerisi benim için karın ağrısı. Bu saatten sonra da zannetmiyorum. Büyük bir şey olması lazım. Oldum zannediyorum, kandırıyorum kendimi.

◊ Bu piyasada “asla affetmem” dediğin insanlar var mı?

-Seni bile affettim. Artık herkesi affederim.

İrem Derici “Hayatımın en şanslı anı dediğin an hangisi?” sorusuna şöyle yanıt verdi: “Kendimi en şanslı, en mutlu, en başarılı, en yıkılmaz hissettiğim an, 2016 yılının kasım ayında düzenlenen Altın Kelebek Ödülleri’ndeki performansımdı.”

Derici, ne zaman morali bozulsa o performansını izleyerek rahatladığını söyledi: “2 yıldır ne ilaçlar kullandım, ne terapiler gördüm, hiçbiri açıp da o 10 dakikalık şovu izlediğimdeki hazzı, gücü vermedi. Hâlâ da öyle. Kalkıyorum mesela, ‘Nasıl olacak bu işler, eylüle kadar sahnem gözükmüyor, nasıl para kazanacağım’ diye düşünüyorum. Sonra kendime ‘Aç oradan bir Altın Kelebek, keyfin yerine gelsin!’ diyorum.”

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS