magazin haberleri

Tuvana Türkay: Aşık olunca sokağın başındaki çiçekçiye bile onu anlatırım

Ekranların tanınan yüzlerinden Tuvana Türkay, 9 yaşından beri kameraların önünde. Hem oyunculuk yapıyor hem de müziğe karşı tutkusu var. ‘Yasak Elma’ dizisinde Leyla karakterine hayat veren oyuncu Posta Gazetesi'nden Alev Gürsoy Cimin'e konuştu.



 Üçüncü sezona giren ‘Yasak Elma’ dizisine katıldınız. Hayırlı olsun. 

‘Yasak Elma’ izlediğim ve sevdiğim bir projeydi. Dolayısıyla memnuniyetle kabul ettim. Bu ekipte olmaktan mutluyum, Seyircisi oluşmuş ve güçlenmiş bir işe girmek çok zordur ama güzel gidiyor. 

Canlandırdığınız Leyla nasıl biri? 

Leyla net bir karakter değil. Bu yüzden beni biraz zorluyor. Onu anlamak için çok çabalıyorum. Sonradan ortaya çıkacak sırlara sahip. Oynarken çok serbest olamıyorum ama aynı zamanda onun ilginç bir yolu olması da beni heyecanlandırıyor. 
Leyla karakteri size benziyor mu? 

Hiç benzemiyor. Ben yalan söylemeye kalksam iki kilometre öteden anlarsınız. Zaten üç saniye sonra “Uf tamam” deyip doğrusunu itiraf ederim. Leyla da yalan söylemek zorunda kaldığı için çok huzursuz ama çaresiz. Ben onun yaşadığı çaresizlikleri yaşamadım, onun gibi yaralanmadım. 

Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız? 

Entrikadan hoşlanmam. Hiç benlik bir yaşam tarzı değil. Ben net biriyim. Sadece insanları kırmaktan çok korktuğum için bazı sorunların çözümünü uzaklaşmakta buluyorum.
Son dönemin dikkat çeken oyuncularındansınız. Oyunculuk sizin için ne anlam ifade ediyor? 

Mesleğimi büyük bir saygı, sevgi ve özveriyle icra etmeye çalışıyorum ama oyunculuk benim hayatım değil. Banka memuru olsaydım da işimi özveriyle yapardım. Hayatımda daha büyük değerlerim ve yapmaktan daha fazla keyif aldığım uğraşlarım var. Ben oyunculuğa gönül verdim, o da bana elini uzattı. Herkesin istediği işi yapmasını ve mutlu olmasını temenni ederim. 

Özellikle oynamak istediğiniz bir rol var mı? 

Şizofren ve mistik karakterler ilgimi çekiyor. Kendini bağırmayan, derin gizemleri olan karakterleri seviyorum. Onları oynamak da keyifli olurdu. Fakat hiçbir zaman bende var olan bir meziyeti içine katabileceğim bir karakter karşıma çıkmadı. Mesela çocukluğumdan beri piyano çalarım. Ama hiçbir projede çalmam gerekmedi. Genelde bilmeyene öğretmeye çalışıyorlar.
Güzellik sizin için ne kadar önemli? 

Yüzeysel bir çirkinlikten muazzam güzellikler yaratılabilir. Zaten artık herkese göre güzel olan ‘güzellik’ elde edilebilen bir şey haline geldi. Önemli olan içini ne kadar güzelleştirebildiğin... 


Şöhret neleri değiştirdi? Kariyerinizde yükselirken çok yıpranıp üzüldünüz mü?

Şöhret, özgürlüğümü kısıtladı. Her hareketime dikkat eder oldum ama bu kendimi kısıtlamak demek değil. Ben zaten kendine saygısı olan biriyim. Yanlış anlaşılacağım durumlardan uzak durmaya çalışıyorum. Yıpranmak ve üzülmek hayatın içinde var. Yolum zordu ama kendi irademle, tertemiz ve açık bir yol haline geldi. 

 
Hiç bedel ödediniz mi? 

Bu ‘bedel ödeme’ tabiri Türk filmlerindeki gibi bedellerse ben hiçbir projem için bedel ödemedim. 
Son dönemde Türk televizyonlarında hep manken gibi oyuncular izliyoruz. Sizce oyuncu olmak için mutlaka çok güzel ya da seksi mi olmak lazım? 

Bunlara yapımcılar karar veriyor. Ben bu konu hakkında bir şey söyleyemem. 

İlk kez 9 yaşında kamera önüne çıkmışsınız. Reklamda oynamışsınız...

 Evet, dışa dönük bir çocuktum. Ekranı severdim. Evdekileri hep eğlendirecek bir şeyler yapardım. Birini ya da bir şeyi çok severseniz o da bir zaman sonra size kayıtsız kalamaz. İşimle ilişkim böyledir.
Öğrendiğiniz en önemli bilgi nedir? 

Saygı ve sevgilerin en büyüğünü insan önce kendine karşı beslemeli. İnsanları kırmamak, üzmemek, yormamak gerekir... Ben önce insan sonra faydalı bir insan olmaya çalışıyorum. 

Ama “Birini sevmediğimde ‘Sen ne iğrenç bir insansın’ diyerek oradan uzaklaşıyorum” demişsiniz... Açık sözlü biri misiniz? 

O tam olarak öyle değildi. Ben kimseye durup dururken “İğrenç bir insansın” diyecek biri değilim. Hoşlanmadığımı belli ederim ama... “Konuşmayalım” der, kestirip atarım. Huzursuzluk boyutuna ulaşırsa da o ortamdan giderim. 
Gelecekte nasıl bir Tuvana görmek istersiniz? 

İnsanlığını, naifliğini, sevgiye inancını hiç kaybetmemiş bir Tuvana görmek isterim.


Aşk hayatınız nasıl gidiyor? 

Aşk hayatım yok. Aşkın bende bir tanımı da yok. Tanımlanamayan bir hal o. Aşık olunca sokağın başındaki çiçekçiye bile onu anlatıyorum. 

Romantik biri misiniz yoksa sert mi? 

Hem sert hem romantik biriyim. Genelde duygusalım. Beni şirazeden çıkarırlarsa rengim değişir ama onu da çok sert bir tavırla yapmam. 

Sizce aşk her şeyi affeder mi? 

Aşk, ruh sağlığınızdan çalmaya başladıysa o aşk bitmiştir. İki insanın neden bir arada olduğunu anlamlandırmaya çalıştığımız gereksiz bir hale gelir. Aşk güzel bir şey. Aşık olduğunu zannetmek, herkesin kendini inandırmak istediği şeydir. Yaşadığımız aşkın bile gerçekliğini sorguladığımız samimiyetsiz bir zamandayız. Şimdi kim kimi niye affetsin?

Evliliğe nasıl bakıyorsunuz? 

Kendimi bulduğum biriyle evlilik uzak değil. Önemli olan iki kişinin kendilerini birbirlerine ait hissetmesi.
Sesiniz de çok güzel. Müzikle ilgili sürprizler bekliyor mu bizi? 

Müzik projem bitmiş halde bekliyor. Oyunculuktan fırsat bulduğumda harekete geçeceğiz. Müzik benim için su gibi; hayatımdan eksik olamaz. Müziği bırakmam için ölmüş olmam gerek.

Güzellik sizin için ne kadar önemli? 

Yüzeysel bir çirkinlikten muazzam güzellikler yaratılabilir. Zaten artık herkese göre güzel olan ‘güzellik’ elde edilebilen bir şey haline geldi. Önemli olan içini ne kadar güzelleştirebildiğin... 
Başarının yolu...

Disiplin ve çalışmak. 

Hayatta “Asla yapmam” dediğiniz ne var? 

Ailemden ayrı düşmemi gerektirecek hiçbir şeyi yapmam. Ama ‘asla’ kelimesi çok iddialı ve büyüktür. Bu yüzden kullanmam. 

Sizi en çok ne kızdırır? 

Patavatsızlık!
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS