Geciken 2 yaş sendromu: Krizlerden kriz beğenin

  1. Sağlık
  2. Anne Bebek
Geciken 2 yaş sendromu: Krizlerden kriz beğenin
Geciken 2 yaş sendromu: Krizlerden kriz beğenin

Psikososyal gelişimde önemli bir yer tutan ve bebeklikten çocukluğa geçişte yaşanan sıkıntılı döneme 2 yaş sendromu demişler. Biz 2 yaşındayken böyle bir dönem geçirmedik. Ya da benim mantığımda hep çocuktur, ağlar, ister, yaramazlık yapar, geçer diye kayıtlı kaldığı için bana öyle geldi.

4 yaşını biraz aşmışken adına kriz mi dersiniz, gecikmiş sendrom mu dersiniz bilmiyorum ama yeni moda işler çıkıyor ara ara. Bir şeyin alınmasını istiyor ve alınmıyorsa istediği anda, Göktuğ çığlıklarda. Normalde tabi ki de böyle bir çocuk değil ama işte böyle bir değişik dönemde kendisi. Avazı çıktığı kadar bağırmak ne demek bize tanıttı. Ağlayarak istediğini yaptırmak istediğinin bilincindeyiz, fakat kalabalık bir ortamdayız ve insanların gözü çocuğun değil, annenin üstünde; acaba ne yapacağım… Almadım. Sesimi de hiç yükseltmedim.

 

Sınırları zorlayabileceği kadar zorladı. Tavrımda en ufak değişiklik olmadı. Aynı reaksiyonu evde çizgi film izleyip bir süre sonra tekrar izlemek istediğinde ve izin vermediğimizde göstermeye başladı. Evet evet, tam olarak krizli bir dönemdeydik. Ben aslında sebebini biliyorum. Kreşte birebir kendisine yönelik olmasa da etkilendiği bir durum olduğunu hissedip, evde haddinden fazla ilgiye boğup, üzülmesin, hep gülsün diye çabaladığım hafta girdik bu krize. Bizim bu dijital çocuklar o kadar zekiler ki bu durumları hızlı keşfedip avantaja çevirmek için bir dolu denemelerde bulunuyorlar. Direnmek, sabırlı olmak anneye düşüyordu tabi ki her zamanki gibi.

Deneme yaptığını nasıl anladım biliyor musunuz?

-         Anne çizgi film açar mısın?

-         Göktuğ bugün çizgi film izleme sürenin dolduğunu biliyorsun, istersen biraz oyun oynayabiliriz.

"Anne sen de her şeye ağlıyorsun ama..."

Bu cümlemden sonra ağlamaya ve bağırmaya başladı. Sabrımın sonu selamet olmadı ve sinirlerim bozuldu ben de ağlamaya başladım. Mantıklı düşünüp tahlil yapacak durumda değildim. Eşim yanıma gelip beni sakinleştirmeye çalışırken, o sırada Göktuğ ne mi yapıyordu?

Anne sen de her şeye ağlıyorsun ama, diyerek gözlerindeki yaşı silip eline paşa gibi kumandayı alıp açtı çizgi filmini seyretti. 

Mükemmel olmaya çalışmak bir yana dursun, naçizane iyi bir anne olup, hayırlı bir evlat yetiştirmekten başka çabamız yok hiçbirimizin. Gel gelelim hayat şartları, koşturmaca derken insanın sinirleri yıpranıyor belli ki. Ben de sakinleştikten sonra Göktuğ özrünü diledi, bir daha yapmayacağına dair sözünü verdi ve gerçekten de sözünde durdu ama geçen birkaç hafta içinde de beni benden aldı :) 

Gözlerinizle anneyi yemeyin

Olayı özet geçersek; dış mihraklar çocuğun psikolojisini bozdu, sonra farklı bölgeden yine dış mihraklar, çocuk ağlama krizlerindeyken "Acaba anne nasıl davranıyor, çocuk niye ağlıyor ki?" diye gözlerini üstümüze sabitledi, ve bir farklı bölgedeki mihraklar da “Aman alıverseydin o kadar ağlatasıya kadar” diye tepki gösterdi ama yılmadım. Deneme yanılma yöntemiyle bizi nasıl yönetebileceği konusunda sürekli hain planlar içerisinde olan minik ejderlere karşı bir kere gardınızı indirdiğiniz zaman bilin ki kabuklarından çıkıp, kraliyetlerini ilan edecekleri gün gelmiştir.

Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı bilir derler ya bizimki o hesap; bir dolu çocuk gelişimi kitapları oku, filmler seyret, kişisel gelişim zirvelerine katıl ama tecrübe edinmeyince ne demek olduğunu anlayamıyormuşsun, yani bu annelik işinde hem çok okuyacakmışsın, hem okuduğunu kendi çocuğunun farklı olduğunu düşünerek tecrübe edecekmişsin.  

Unutmadan, hiç çocuk olmamış, hiç çocuk büyütmemiş gibi dışarıda ağlayan bir çocuk gördüğünüz zaman gözlerinizle hem çocuğu hem anneyi yemeyin derim… Bu bakışlarla pek de hoş gözükmüyorsunuz…

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Description $}
{$ item.Title $}
{$ item.Description $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS