Çocuk kanserlerinin tedavisinde kısırlıktan koruyucu önlemler

Çocuk kanserlerinin tedavisinde kısırlıktan koruyucu önlemler

Çocuk kanserlerinin tedavisinde kısırlıktan koruyucu önlemler

Kanser tedavisi başlamadan önce değişik kaynaklardan alınacak üreme hücrelerinin saklanmasının, ileride çocuk sahibi olma şansını korumak için önemli olduğunu belirten Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Kaan Aydos, çocuk kanserlerinin tedavisinde kısırlıktan koruyan önlemleri sizler için anlattı.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

Henüz ergenliğe girmemiş çocuklarda gelişen kanserler, günümüz tıbbı sayesinde büyük oranda tedavi edilebilir hale geldi. Bununla birlikte ne yazık ki, üreme çağına geldiklerinde tedavinin bir sonucu olarak gelişen kısırlık sorunu halen önemini korumakta. Ancak böyle bir durumla karşılaşmamak için nasıl bir tedbir alınması gerektiği konusunda çalışmalar da tüm dünyada yoğun biçimde devam etmekte.

Ergenlik öncesi kemoterapi alan erkek çocukların yüzde 25’inde azoospermi görülebiliyor

Çocuklarda rastlanılan kanserlerin başında lösemi, lenfoma ve beyin tutulumu gelmekte. Yanı sıra kemik, yumuşak doku ve böbrekte de daha az sıklıkta olmak üzere tümör gelişebilmekte. Bunların tedavisinde ise kanserli dokunun çıkarılması, ışın tedavisi (radyoterapi) veya kemoterapi kullanılarak normal bir hayat sürdürülmesi mümkün. Hemen belirtelim, bu şekilde yaşamlarını sürdüren erkekler ileride çocuk sahibi olduklarında çocuklarında herhangi bir anomali riski yoktur, yani gayet sağlıklı çocukları olur. Ancak ne kadar dikkat edilirse edilsin, tedavinin özelliğine göre değişmekle birlikte olguların yarısında testislerde sperm üretimi bir şekilde bozulmakta, üçte biri ise erişkin çağa geldiklerinde kısırlık sorunu yaşamakta. Örneğin, ergenlik öncesi kemoterapi alan erkek çocukların yüzde 25’inde azoospermi, bir o kadarında sperm sayısında azalma gelişirken, geri kalanlarda normal sperm çıkışı devam edebilmektedir. Radyoterapi için de benzer sonuçlar alınmakla birlikte, ışın dozu ve uygulama yerine göre testislerin etkilenme derecesi de değişebilmekte.

Tedaviyi takiben ileride kısırlık sorunu ile karşılaşmamak için ne yapılmalı?

14 yaşına gelen çocukların yarısında doğal yolla sperm elde edilebilir. Bu mümkün olursa, çıkan spermler dondurulup saklanır ve erişkin dönemde tüp bebek yapılarak çocuk sahibi olabilirler. Ancak hemen endişe etmeyin, bunların sadece beşte birinde saklanan spermleri kullanma ihtiyacı doğar, yani çoğunda sayısı azalsa da normal sperm çıkışı başlayabilmekte. Asıl sorun yaşı daha küçük olanlar ya da sperm çıkaramayanlar için söz konusu. Bunlarda da ameliyatla bir parça testis dokusu alınarak saklanmakta. Daha sonra bu dokular kullanılarak yine çocuk olabilir. İşte günümüzde üzerinde çalışmaların odaklandığı asıl mesele de bu dokuların nasıl kullanılacağıdır. Şimdiye kadar bu yolla herhangi bir uygulama yapılmış değil. Evet, deneysel çalışmalar oldukça başarılı neticeler verdi ama insanda nasıl sonuçlanacağı bilinmiyor çünkü henüz çözümlenmemiş bazı sorunlar var.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

Tedavi öncesinde saklanan dokular erişkin yaşa ulaşıldığında kullanılabilir

Tedavi öncesinde alınıp saklanan dokular erişkin yaşa ulaşıldığında değişik yollarla kullanılabilir. Birinci yöntem dokunun ya da içinden ayrıştırılan kök hücrelerin testise yerleştirilmesidir. Diğeri ise dokudan izole edilen hücrelerin laboratuvarda olgunlaştırılıp doğrudan tüp bebekte kullanılması. Ancak testis dokusu içinde sperm kök hücreleri çok az sayıda bulunur. Yeterli sayıda hücre elde etmek için büyük parçalar halinde testis dokusu çıkarılmalı ama bu durumda da testisin çalışmasında ciddi azalma olacaktır. Diğer bir seçenek az doku çıkarıp içindeki hücrelerin laboratuvar ortamında çoğaltılması olabilir. Bu şekilde elde edilen kök hücrelerin ise hem sayısını artıracak hem de olgunlaşmalarını sağlayacak ideal bir teknik üzerinde halen çalışmalar devam etmekte. Bu oldukça zor ve karışık bir teknik gerektirir. O nedenle de pratikte kullanıma geçilemedi. Son zamanlarda, biyomateryaller kullanılarak üzerinde kök hücrelerin yerleşebileceği yapay testis geliştirilmesi ya da biyo-yazıcılar ile 3-boyutlu testis iskelesi yapılması gibi oldukça kompleks yöntemler üzerinde de çalışılmakta. Sadece bunlar değil, testise verilecek hücrelerin arasında kanser hücresi bulunma riski de ileride tümör nüksü olasılığı için ayrı bir sorun yaratabilir.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

Her ne olursa olsun bugüne kadar yapılan deneysel çalışmalar oldukça umut vermekte. Yakın bir zamanda insanda da yüz güldürücü sonuçlar alındığını göreceğiz. Kanser tedavisi başlamadan önce değişik kaynaklardan alınacak üreme hücrelerinin saklanması, ileride çocuk sahibi olma şansını korumak bakımından önerilebilecek bir seçenek olarak görülmekte.