21 AYRI BELİRTİSİ VAR! Göz Kapağınız Durduk Yere Titriyorsa, Çarpıntı, Uykusuzluk, Sinirlilik... Hepsinin Arkasında Bu Eksiklik Olabilir! MAGZNEZYUM Eksikliğinin Sessiz Sinyalleri
Magnezyum eksikliği; uykusuzluk, yorgunluk, kas krampları ve çarpıntı gibi farklı belirtilerle kendini gösterebilir. Vücudun enerji üretiminden sinir sistemine kadar birçok önemli işlevinde rol oynayan bu mineralin eksikliği çoğu zaman fark edilmeyebilir. Üstelik kan tahlilinde normal görünse bile hücre içi magnezyum düzeyi düşük olabilir.
Vücudun sessiz düzenleyicilerinden biri olan magnezyum, 300’den fazla enzimin çalışmasında görev alıyor.
Eksikliği ise sinir sistemi, kaslar, kalp ritmi, uyku düzeni ve metabolizma üzerinde dikkat çeken etkiler oluşturabiliyor.
Uzmanlara göre huzursuzluk, kas krampları, göz kapağı seğirmesi, çarpıntı ve sürekli yorgunluk magnezyum eksikliğinin işaretleri arasında yer alıyor.
Dr. Demet Erciyes Milliyet'teki köşesinde magnezyum eksikliğinin vücuda etkilerini tek tek sıraladı...
Magnezyum vücudun sessiz ama temel düzenleyicilerinden biridir. 300’den fazla enzimin çalışmasında rol alır. Eksikliği bu yüzden çok farklı sistemleri etkileyebilir. Hatta her zaman moda kavram antiagingde bile magnezyum önemli. DNA, RNA üretiminde, protein sentezinde hücre yenilenmesinde rol oynuyor. Gelin magnezyum eksikliğinde neler oluyor, bir bakalım:
- Huzursuzluk, iç sıkıntısı,
- Anksiyete artışı,
- Sinirlilik, tahammülsüzlük,
- Uykuya dalamama veya sık uyanma.
Magnezyumun sinir sisteminde fren görevi gördüğünü söyleyebiliriz.
- Kas krampları (özellikle baldır kaslarında),
- Kas seğirmeleri (örneğin göz kapağımız titremeye başladığında),
- Kaslarda gerginlik ve sertlik,
- Egzersiz sonrası daha geç toparlanma. Magnezyum aslında kasın gevşeme sinyalidir. Az olunca kas sürekli sıkılı kalmaya meyilli olur.
Kalp de bir kastır ve düzenli çalışmak için magnezyuma ihtiyaç duyar. Magnezyum kalp kasının enerji kullanımına katkıda bulunur. Damarlarımızın da kas hücresi içerdiğini unutmamalıyız. Kalbin ritmin düzenlemedeki elektrolit dengesini oluşturmada da rol oynar.
- Çarpıntı hissi,
- Ritm bozukluğuna eğilim,
- Tansiyon dengesizlikleri.
- Uykuya geçmede zorlanma,
- Kalitesiz uyku,
- Gün içinde yorgunluk,
- Dinlenememiş gibi uyanma.
Kemik sağlığı hep kalsiyumla ilişkilendirilir, ancak magnezyum da önemlidir.
- Kemik yapısında bozulma,
- Kalsiyum ve D vitamininin kullanımında zorlanma.
- İnsülin hassasiyetinde bozulma,
- Kilo almaya eğilim,
- Şeker dengesinde dalgalanma eğilimi,
- Kronik stres toleransında düşüş.
Bu önemli bir noktadır çünkü kan tahlilinde magnezyum her zaman gerçek depoyu tam yansıtmaz. Çünkü magnezyumun çoğu hücre içindedir, kemik ve kaslarda depolanır. Kan seviyesi son sırada korunur. Bu yüzden kanda normal çıkıp hücre içinde eksik olma ihtimali vardır. Eğer kanda da düşükse vücuttaki magnezyum miktarında ciddi bir azalma var demektir.
Form (tuz tipi) fark eder mi?
Eğer amaç magnezyum almaksa eksikliği gidermek açısından temel olan magnezyum miktarıdır, form ikinci plandadır. Yani asıl problem magnezyum eksikliğidir. Form sadece ne kadar emildiğini, biyoyararlılık dediğimiz kana geçen miktarını ve nasıl tolere edildiğini belirler. Örneğin sitrat ishale eğilim yapabilir, kabızlık için de kullanılabilir.