45 Yaş Altında Alarm: Kolon Kanserinde Yeni Gerçek! Sessiz İlerliyor, Geç Fark Ediliyor... Suçlu Bakteriler Olabilir mi?
Kalın bağırsak ve rektum kanserleri artık sadece ileri yaşlarda görülmüyor. Son yıllarda genç yetişkinlerde de dikkat çeken bir artış yaşanıyor. Uzmanlar, bağırsak florasındaki değişimlerin bu süreçte etkili olabileceğini belirtiyor.
Kolon ve rektum kanserleri uzun yıllar boyunca ileri yaş hastalığı olarak biliniyordu. Ancak son araştırmalar, bu hastalıkların 45 yaş altı bireylerde de giderek daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor.
Özellikle bağırsak bakterilerinin ürettiği bazı toksinlerin DNA üzerinde etkili olabileceği değerlendiriliyor.
Kalın bağırsak ve rektum kanserleri uzun yıllar “ileri yaş hastalığı” olarak biliniyordu. Ancak son yıllarda tablo değişti. Artık genç yetişkinlerde de daha sık karşımıza çıkıyor.
Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Günay, bu artışa dikkat çekerek bağırsak florasının da önemli bir rol oynayabileceğini söylüyor.
Özellikle bazı bakterilerin ürettiği “kolibaktin” adlı toksinin, DNA üzerinde hasar izleri bırakabileceği ve genç yaş kolorektal kanserlerle ilişkili olabileceği araştırmalarda öne çıkıyor.
Genç yaşta makattan kanama çoğu zaman hemoroid sanılıyor. Dışkılama değişiklikleri ise stres ya da beslenmeye bağlanıyor. Ama kritik nokta şu: genç olmak, riski sıfırlamıyor.
Özellikle şu belirtiler hafife alınmamalı:
Dışkıda kan
Nedeni açıklanamayan kansızlık
Ani kilo kaybı
Yeni başlayan kabızlık ya da ishal
Son yıllarda özellikle 45 yaş altı grupta rektum kanseri artışı da dikkat çekiyor.
Kolon kanseri sadece genetikle açıklanmıyor. Yaşam tarzı da büyük rol oynuyor:
Fazla kilo
Hareketsizlik
Sigara ve alkol
Ultra işlenmiş gıdalar
Düzensiz beslenme
Gereksiz antibiyotik kullanımı
Tüm bunlar bağırsak dengesini bozarak riski artırabiliyor.
Uzmanlara göre şikayet olmasa bile 45 yaş sonrası kolonoskopi öneriliyor. Aile öyküsü olanlarda ise bu yaş daha erkene çekilebiliyor. Kolonoskopi sadece erken teşhis için değil, kanser oluşmadan önce poliplerin alınması için de çok önemli. Yani bazı durumlarda hastalık başlamadan engellenebiliyor.
Ameliyatsız, organ koruyucu tedavi
Erken evrede yakalanan bazı vakalarda büyük ameliyatlara gerek kalmayabiliyor. Burada devreye ESD yöntemi giriyor.
Endoskopik Submukozal Diseksiyon (ESD): Karında kesi olmadan uygulanıyor
Ağızdan veya makattan girilerek yapılıyor
Hastalıklı doku tek parça halinde çıkarılıyor
Sağlıklı doku mümkün olduğunca korunuyor
Daha hızlı toparlanma ESD sonrası hastalar çoğu zaman kısa sürede taburcu olabiliyor.
Günlük hayata dönüş, klasik cerrahiye göre daha hızlı olabiliyor. Ama önemli bir detay var: bu yöntem her hastaya uygun değil.
Başarı; erken tanı, doğru hasta seçimi ve deneyimli ekip ile doğrudan ilişkili.