BACAKLARDA SİMETRİK VE İNATÇI YAĞLANMA: Bu Belirtiye Dikkat! Kilo Değil Hastalık Olabilir
Bacaklarda simetrik yağlanma, ağrı, hassasiyet ve kolay morarma çoğu zaman kilo problemi sanılıyor. Ancak bu belirtiler, özellikle kadınlarda görülen lipödem hastalığına işaret edebiliyor. Uzmanlar, doğru beslenme ve uygun egzersizle hastalığın kontrol altında tutulabileceğini belirtiyor.
Bacaklarda iki taraflı yağlanma, dokununca hassasiyet, kolay morarma ve günün ilerleyen saatlerinde artan ağrı…
Bu belirtiler çoğu zaman kilo problemiyle karıştırılsa da lipödem adı verilen kronik bir yağ dokusu hastalığına işaret edebiliyor.
Özellikle kadınlarda görülen lipödem, yalnızca dış görünüşü değil, kişinin günlük yaşamını ve hareket kabiliyetini de olumsuz etkiliyor.
Hastalığın erken dönemde fark edilmemesi ise şikâyetlerin zamanla artmasına neden olabiliyor.
Lipödem, kronik ve ilerleyici bir yağ dokusu hastalığı olarak tanımlanıyor. Vakaların yüzde 95 ila 99’unu kadınlar oluşturuyor.
Hastalığın en belirgin özelliği, yağlanmanın bacaklarda simetrik şekilde görülmesine rağmen el ve ayakların genellikle etkilenmemesi.
Dokunmayla oluşan hassasiyet, kolay morarma, kılcal damarlarda artış, bacaklarda dolgunluk ve ağrı da sık karşılaşılan belirtiler arasında yer alıyor.
Uzmanlara göre lipödem yalnızca estetik bir problem ya da fazla kiloya bağlı bir durum değil. Ağrının yoğun şekilde hissedilebildiği bu hastalığın, hormonal ve genetik faktörlerle bağlantılı olduğu düşünülüyor.
Lipödemin teşhis edilmesini zorlaştıran en önemli nedenlerden biri, hastalığın obezite ve lenfödem ile karıştırılması. Ancak her kilolu kişide lipödem olmadığı gibi, zayıf kişilerde de hastalık ortaya çıkabiliyor.
Uzm. Dr. Zeynep Alev Özçete, lipödemi kesin olarak gösteren bir laboratuvar testi ya da görüntüleme yöntemi bulunmadığını belirtiyor. Tanı, hastanın şikâyetleri ve ayrıntılı fiziksel muayene sonucunda konuluyor.
Son yıllarda sosyal medyada hastalığa ilişkin paylaşımların artmasıyla birlikte farkındalık da yükseldi. Artık birçok kadın, benzer belirtileri yaşadığında doğrudan lipödem şüphesiyle sağlık kuruluşlarına başvuruyor.
Lipödem için hastalığı tamamen ortadan kaldıran tek bir ilaç ya da mucizevi yöntem bulunmuyor. Tedavinin temelini, hastanın rahatsızlığını tanıması ve yaşam tarzını buna göre düzenlemesi oluşturuyor.
Lipödemli yağ dokusunun, obezitede görülen yağ dokusundan farklı ve iltihaplanmaya yatkın bir yapıya sahip olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle beslenme düzeninin, vücuttaki iltihabi reaksiyonu azaltacak şekilde hazırlanması öneriliyor. Bilimsel çalışmalarda ketojenik diyetin olumlu sonuçları bulunsa da uzun süre uygulanmasının zor olabileceği belirtiliyor.
Bunun yerine şekerli ve paketli gıdaların sınırlandırıldığı, bazı kişilerde gluten ile süt ürünlerinin azaltıldığı antiinflamatuar beslenme programları tercih edilebiliyor. Bu tür beslenme değişikliklerinin özellikle ağrı ve bacaklardaki dolgunluk hissinin azalmasına yardımcı olabileceği aktarılıyor. Ancak beslenme programının kişinin sağlık durumuna göre bir uzman eşliğinde hazırlanması gerekiyor.
Lipödemin yönetiminde düzenli hareket büyük önem taşıyor.
Egzersiz, dolaşımın desteklenmesine ve kilo kontrolünün sağlanmasına yardımcı oluyor. Bacaklardaki mikro dolaşım sorunları nedeniyle büyük kas gruplarını çalıştıran egzersizler öneriliyor. Ancak eklemlere fazla yük bindiren, çok yoğun ve yüksek ağırlıklı çalışmalar yerine direncin yavaş yavaş artırıldığı programların uygulanması daha uygun görülüyor.
Yürüyüş, yüzme, su içi egzersizleri ve düşük yoğunluklu direnç çalışmaları, kişinin fiziksel durumuna göre tercih edilebilecek aktiviteler arasında bulunuyor.
DESTEKLEYİCİ YÖNTEMLERDEN FAYDALANILIYOR
Hava basıncıyla masaj yapan pnömatik kompresyon cihazları, lipödemde tek başına ana tedavi yöntemi olarak kullanılmıyor. Ancak ağrısı ve dolaşım problemi fazla olan hastalarda destekleyici bir seçenek olabiliyor. Gün içinde bacaklarda oluşan dolgunluk hissini azaltmak amacıyla lipödeme uygun, orta basınçlı kompresyon giysileri de önerilebiliyor. Şok dalga tedavisi ve yüksek yoğunluklu lazer uygulamaları ise sürece destek olan diğer yöntemler arasında gösteriliyor.
HORMONAL DÖNEMLERDE ŞİKÂYETLER ARTABİLİYOR
Lipödem belirtileri genellikle ergenlik, gebelik ve menopoz öncesi dönem gibi hormonal değişimlerin yoğun olduğu zamanlarda ortaya çıkıyor ya da şiddetleniyor. Dışarıdan alınan hormon tedavileri de bazı kişilerde şikâyetleri artırabiliyor.
Genetik yatkınlığı bulunan kadınların bu dönemlerde beslenmelerine daha fazla dikkat etmesi, düzenli hareket etmesi ve şikâyetlerini artırabilecek faktörlerden uzak durması öneriliyor.
Lipödem tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalıktan çok, doğru beslenme, egzersiz ve destekleyici uygulamalarla uzun vadede kontrol altında tutulması gereken bir sağlık sorunu olarak değerlendiriliyor.