"Bir Lokma Diye Başlıyor" Kontrol Kaybına Dönüşüyor: Tıkanırcasına Yeme Davranışında TEHLİKELİ DÖNGÜ! Sebebi Bakın Neymiş...
Tıkınırcasına yeme atakları çoğu zaman yalnızlık, mutsuzluk ve boşluk hissi gibi olumsuz duygularla başlıyor. Yeme sırasında artan haz duygusu, kısa sürede kontrol kaybına dönüşebiliyor. Atak sonrası yaşanan pişmanlık ve suçluluk ise yeni yeme davranışlarını tetikleyerek kısır döngü oluşturabiliyor.
Tıkınırcasına yeme ve duygusal yeme davranışları, yalnızca açlıkla değil; kişinin yaşadığı yoğun olumsuz duygular, düşünce kalıpları ve biyolojik tepkilerle de şekilleniyor.
Tıkınırcasına yeme atakları çoğu zaman yalnızlık, mutsuzluk, boşluk hissi ya da yoğun olumsuz duygularla başlıyor. Kişi bu duygularla baş etmeye çalışırken yeme davranışını kendince haklı gösterebiliyor.
“Zaten iyi hissetmiyorum”, “bunu hak ettim” ya da “şu an buna ihtiyacım var” gibi düşünceler, atağın önünü açabiliyor. Bu süreçte yemek, yalnızca fiziksel bir ihtiyaç olmaktan çıkıyor.
Kısa süreli rahatlama, haz ve iyi hissetme arayışı ön plana geçiyor. Ancak bu rahatlama çoğu zaman çok kısa sürüyor. Yeme sırasında dopamin salınımı arttığı için kişi bir süreliğine kendini daha iyi hissedebiliyor. Fakat davranış genellikle çok hızlı, kontrolsüz ve büyük bir hırsla gerçekleşiyor.
Tıkınırcasına yeme ataklarında özellikle karbonhidrat ve şeker ağırlıklı, kolay tüketilebilen yiyecekler tercih edilebiliyor.
Pizza, hamburger, tatlılar ve bunlara eşlik eden içecekler kısa sürede fazla miktarda tüketilebiliyor. Kişi o anda ne yaptığını tam olarak kontrol edemediğini hissedebiliyor.
Duygusal yeme de benzer bir zeminde ortaya çıkıyor. Ancak burada tüketilen miktar genellikle tıkınırcasına yeme ataklarındaki kadar yoğun olmayabiliyor.
Klinik Psikolog Sera Elbaşoğlu, duygusal yemenin sanılandan çok daha yaygın bir davranış örüntüsü olduğuna dikkat çekerek, kişinin bu davranışa çoğu zaman zihinsel ve duygusal bir hazırlıkla yöneldiğini belirtiyor.
Yeme atağı sırasında kişi zaman zaman kendinden ve bulunduğu andan kopmuş gibi hissedebiliyor. Bu durum, kontrol kaybı duygusunu daha da artırabiliyor. Atağın ardından ise çoğunlukla pişmanlık, utanç ve suçluluk duyguları ortaya çıkıyor.
Benzer durumun duygusal yemede de görüldüğünü aktaran Sera Elbaşoğlu, şunları söyledi:
“Duygusal yeme oldukça yaygındır. Her ne kadar Bulimia Nervoza’daki kadar yoğun yeme atakları olmasa da duygusal yemede de kişiler, bu davranışı gerçekleştirebilmek için benzer bir zihinsel ve duygusal zemin hazırlarlar. Bununla birlikte, duygusal yemede tüketilen miktar görece daha azdır. Tıkınırcasına yeme ataklarında ise kişiler çok daha fazla miktarda yiyecek tüketir. Genellikle karbonhidrat ve şeker ağırlıklı, kolay tüketilebilen pizza, hamburger gibi yiyecekleri ve bunlara eşlik eden içecekleri tercih ederek kısa sürede çok büyük miktarlarda yemek yerler.”
Yeme sırasında dopamin salınımının arttığını ve kişinin haz duygusu yaşadığına dikkat çeken Sera Elbaşoğlu, “Ancak bu yeme davranışı genellikle büyük bir hırsla ve çok hızlı şekilde gerçekleşir. Kişiler adeta ne olduğunu tam olarak anlayamadıkları bir hız içinde hareket ederler.” dedi.
Bu durumun, zaman zaman dissosiyatif bir hâli andırdığına işaret eden Elbaşoğlu, kişinin kendisinden ve yaşadığı andan koptuğu bir süreç olarak tanımlanabileceğini söyledi.
Atağın ardından ise yoğun bir pişmanlık ve utanç duygusu ortaya çıktığını vurgulayan Sera Elbaşoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu nedenle kişiler yaşadıkları yeme ataklarını çoğunlukla gizlemeye çalışırlar. Pişmanlık ve suçluluk duygularının etkisiyle ertesi gün ya da takip eden günlerde daha az yeme eğilimi gösterebilirler. ‘Daha sağlıklı beslenmeliyim’, ‘daha az yemeliyim’ gibi düşünceler öne çıkar. Ancak bu durum, kan şekeri dengesinin bozulmasına da yol açarak biyolojik açıdan yeni bir yeme atağı için zemin hazırlayabilir. Sonuç olarak, kişinin yaşadığı duygular, yeme davranışı ve sonrasında gelişen düşünce örüntüleri psikolojik etkenlerle birleşerek kendi kendini sürdüren bir kısır döngü hâline gelir.”
