ÇAĞIN SALGINI! Türkiye'de Rakamlar Alarm Verici Seviyede! 3 Yetişkinden 1'i Bununla Mücadele Ediyor! Ölüm Riskini de Yüzde 40 Artırıyor!
Türkiye’de obezite alarm verici seviyelere ulaştı. Her 3 yetişkinden biri obeziteyle mücadele ederken, çocukluk çağındaki risk de giderek büyüyor. Uzmanlara göre obezite artık sadece kilo sorunu değil, kalp hastalıklarından diyabete kadar birçok ciddi hastalığın kapısını aralayan kronik bir sağlık tehdidi.
Modern çağın en büyük sağlık sorunlarından biri haline gelen obezite, Türkiye’de hem yetişkinleri hem de çocukları tehdit eden görünmeyen bir krize dönüşüyor.
Modern çağın en büyük sağlık problemlerinden biri olan obezite, Türkiye'de alarm verici seviyelere ulaştı.
Yapılan son araştırmalara göre, Türkiye'de her 3 yetişkinden biri obezite ile mücadele ediyor. Türkiye bu oranlarla Avrupa genelinde de obezite görülme sıklığının en yüksek olduğu ülke konumunda yer alıyor.
Türkiye Sağlık Araştırması 2025 verilerini değerlendiren Doç. Dr. Erkan Yardımcı, "Ülkemizde obezite kadınlarda erkeklere kıyasla daha yüksek düzeydedir. Araştırma sonuçlarına göre obezite oranı kadınlarda yüzde 24,8, erkeklerde ise yüzde 18,7 olarak belirlenmiştir. Bir diğer dikkat çekici bulgu ise fazla kilolu bireylerin oranlarıdır.
Kadınlarda fazla kilolu birey oranı yüzde 32,2 iken erkeklerde bu oran yüzde 43,1'e ulaşmaktadır. Fazla kilolu birey oranının yüksek olması, gerekli önleyici sağlık uygulamalarının hayata geçirilmemesi durumunda gelecekte obezite prevalansının daha da artabileceğine işaret etmektedir" dedi.
Çocukluk çağı obezitesinin de sıklıkla görüldüğünü ifade eden Doç. Dr. Erkan Yardımcı, "DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ve COSI (Çocukluk Çağı Obezite İzleme Girişimi) verilerine göre Türkiye'de ilkokul çağındaki çocukların yaklaşık yüzde 10'u obez, yüzde 15'ten fazlası ise fazla kilolu gruplarda yer almaktadır.
Çocukluk çağında obez olan bireylerin yüzde 70-80'i erişkin dönemde de obez kalıyor. Türkiye bu oranlarla OECD (Avrupa bölgesi raporları) verilerine göre 1. sırada bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye'nin obezite prevalansı bazı çalışmalarda ABD'ye yaklaşan seviyelerde bildirilmektedir.
Bugünün fazla kilolu çocukları yarının diyabet hastası, kalp hastası veya kronik sağlık sorunlarıyla mücadele eden yetişkini olabilir. Bu nedenle de obezite ile mücadele sadece hastanelerde değil; evlerde, okul kantinlerinde, parklarda ve sofralarda başlamalıdır" şeklinde konuştu.
Obezitenin hem yaşam kalitesini düşürdüğünü hem de ilerleyen süreçlerde yaşamı da tehdit eden bir durum olduğunu ifade eden Doç. Dr. Erkan Yardımcı, "Obezite sadece bir "kilo sorunu" olmayıp beraberinde hayatı tehdit edici birçok hastalığa neden olmaktadır.
Özellikle obez bireylerde Tip 2 diyabet hastalığı riski 3-7 kat artmakta olup Türkiye, Avrupa'da diyabet sıklığının en hızlı arttığı ülke konumundadır.
Ayrıca kardiyovasküler hastalıklar, solunum problemleri, karaciğer hastalıkları, kalp krizi, felç ve başta meme-kolon kanseri olmak üzere birçok kanser türünün oluşmasında doğrudan ilişkili olduğu bilinmektedir. Obezite ve beraberinde gelişen hastalıklar genel olarak değerlendirildiğinde obez bireylerin ölüm riski yüzde 20-40 arasında artmaktadır" dedi.
Obeziteyi sadece bir irade sorunu olarak görmeyip, kronik bir hastalık olarak multidisipliner (çok yönlü) bir tedavi yaklaşımıyla mücadele edilmesi gereken bir sağlık pandemisi olarak değerlendirmek gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Erkan Yardımcı, "Obeziteyi önlemek ve beraberinde getirdiği 40'tan fazla kronik hastalığı tedavi etmekten 10 kat daha kolaydır. Okullardan sofralara, şehir planlamalarından gıda endüstrisine kadar köklü bir mücadele başlatmazsak; yakın gelecekte ne üreten sağlıklı bir nüfusumuz ne de yeterli bir sağlık bütçemiz olacak. Obezite ile mücadele artık bir tercih değil, bir sağlık zorunluluğudur" diye konuştu.
