Enerji ve Gazlı İçecekler Gençlerde Kaygıyı Tetikliyor! Uluslararası Araştırmadan Çarpıcı Bulgular
Şekerli içeceklerin gençlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini inceleyen uluslararası araştırma, ergenlik döneminde yüksek şeker tüketiminin kaygı bozukluğu riskini artırdığını ortaya koydu. Beslenme alışkanlıklarının psikolojik iyi oluşla doğrudan ilişkili olduğu vurgulanırken, enerji ve gazlı içeceklerin olumsuz etkilerine dikkat çekildi. Uzmanlar, aile ve okulların sağlıklı yaşam alışkanlıklarını gençlere erken yaşta kazandırmasının kritik önem taşıdığını belirtiyor.
Uluslararası araştırmalar, ergenlik döneminde şekerli içecek tüketiminin gençlerde kaygı bozukluğu riskini yüzde 34 oranında artırabileceğini gösteriyor. Gazlı içecekler, enerji içecekleri ve tatlandırılmış kahveler gibi ürünlerin sık tüketilmesi yalnızca fiziksel değil, psikolojik sağlık açısından da ciddi riskler barındırıyor. Uzmanlar, gençlerin beslenme düzeninde dengeli ve sağlıklı seçimler yapılmasının uzun vadeli ruh sağlığı için hayati olduğunu vurguluyor.
Klinik Psikolog Aybige Üstüner, şekerli içeceklerin gençlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, özellikle ergenlik döneminde beslenme alışkanlıklarının psikolojik iyi oluş üzerinde önemli rol oynayabileceğini belirtti.Üstüner, İngiltere’de birden fazla üniversite ve araştırma kurumunun yer aldığı uluslararası ortak yazarlı araştırmanın, 2000 ile 2025 yılları arasında yayımlanan çalışmaları taradığını belirtti. Araştırmada, şekerli içecek tüketimi ile ergenlerde kaygı bozukluğu arasındaki ilişkinin değerlendirildiğini aktaran Üstüner, yüksek şekerli içecek tüketiminin kaygı bozukluğu olasılığında artışla ilişkili bulunduğunu ifade etti.
Üstüner, çalışmada şekerli gazlı içecekler, enerji içecekleri, tatlandırılmış sular ile şekerli çay ve kahve gibi ürünlerin ele alındığını belirterek, "Araştırma, ergenlik dönemindeki beslenme alışkanlıklarının ruh sağlığıyla ilişkisini değerlendiren önemli bir bilimsel çerçeve sunuyor. İncelenen dokuz çalışmanın yedisinde şekerli içecek tüketimi ile kaygı arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki saptanmış. Meta-analiz sonucunda ise yüksek düzeyde şekerli içecek tüketen gençlerde kaygı bozukluğu görülme olasılığının yüzde 34 daha fazla olduğu bildirilmiş" dedi.
Ergenlik döneminin hem fiziksel hem de psikolojik gelişim açısından hassas bir süreç olduğunu vurgulayan Üstüner, bu dönemde edinilen yaşam tarzı alışkanlıklarının uzun vadede ruh sağlığını etkileyebileceğini ifade etti. Üstüner, "Ergenlik döneminde beyin gelişimi devam ederken, yoğun şeker içeren ve besin değeri düşük içeceklerin sık tüketilmesi yalnızca fiziksel sağlık açısından değil, ruh sağlığı açısından da risk oluşturabiliyor. Bu nedenle gençlerin beslenme düzeninde dengeli ve sağlıklı seçimler yapılması büyük önem taşıyor." değerlendirmesinde bulundu.
Yüksek şeker tüketiminin kan şekeri dalgalanmalarına yol açabileceğini belirten Üstüner, bunun ruh hali üzerinde dolaylı etkiler oluşturabileceğini söyledi. Üstüner, "Şekerli içecekler kısa süreli enerji artışı sağlayabilir ancak ardından kan şekerinin hızla düşmesi yorgunluk, huzursuzluk ve gerginlik hissini artırabilir. Bu dalgalanmalar özellikle hassas yaş gruplarında kaygı belirtilerini tetikleyebilir." dedi.
Aileler ve okulların rolü önemli
Gençlerin beslenme alışkanlıklarının şekillenmesinde aile ve okul ortamının büyük rol oynadığını ifade eden Üstüner, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının erken yaşta kazandırılmasının önemine dikkat çekti. Üstüner, "Gençlerin günlük yaşamında su tüketimini artırmak, doğal ve besin değeri yüksek içecekleri tercih etmek ve enerji içecekleri gibi yüksek şeker içeren ürünleri sınırlamak hem fiziksel hem de psikolojik sağlık açısından koruyucu bir yaklaşım olabilir." dedi.