KOAH hastalarının büyük bölümü hastalığının farkında değil
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Türkiye’de birçok kişinin kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ile yaşadığını ancak çoğunun bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığını açıkladı. Yapılan araştırmalara göre 40 yaş üzerindeki her 4–5 kişiden birinde KOAH tespit ediliyor.
Dünya KOAH Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Özlü, Türkiye’deki yüksek sigara kullanım oranının KOAH vakalarını artırdığını belirtti. Hastalığın yalnızca sigara içenlerde değil, sigara kullanmayanlarda da görülebildiğini vurgulayarak şu bilgileri aktardı:
“KOAH, nefes darlığı, öksürük ve balgamla ilerleyen, akciğer fonksiyon kaybına yol açan bir rahatsızlıktır. Sigara en önemli neden olsa da; odun, kömür, tezek gibi biyoyakıt dumanına maruz kalmak da ciddi risk oluşturuyor. Bu nedenle kırsal kesimde yaşayan kadınlar daha fazla etkileniyor. Ayrıca iş yerlerinde maruz kalınan kimyasal gazlar, tozlu ortamlar ve dış ortam hava kirliliğinin de KOAH gelişimini tetiklediği vurgulandı. Ailede KOAH öyküsü bulunmasının ise genetik yatkınlıktan dolayı riski artırdığına dikkat çekildi.
Prof. Dr. Özlü, özellikle 40 yaş üzeri bireylerde KOAH görülme oranının oldukça yüksek olduğunun altını çizdi:
“Yapılan çalışmalara göre ülkemizde 40 yaşın üzerindeki nüfusun yaklaşık yüzde 20–25’i KOAH ile karşı karşıya. Sigara içenlerde ve yaş ilerledikçe bu oran daha da yükseliyor.”
En büyük sorunun KOAH’ın fark edilmemesi olduğunu belirten Prof. Dr. Özlü, hastaların belirtileri çoğu zaman önemsemediğini söyledi:
“Nefes darlığını yaşa bağlayan, öksürüğü sigaranın normal etkisi sanan çok kişi var. Bu nedenle doktora gitmiyorlar ve hastalık ilerleyerek geri dönüşü olmayan hasarlar oluşuyor.”
Prof. Dr. Özlü, doğru tanı için bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Basit bir nefes testi ve akciğer görüntülemesiyle hastalık kolayca tespit edilebilir. Erken teşhis, KOAH’ın ilerlemesini durdurmada kritik önem taşır. Eğer KOAH tanısı konursa, risk faktörlerinin ortadan kaldırılması ve uygun tedavi hemen başlanmalıdır.”