Ne İlaç Ne Vitamin: Bunama Riskini Azaltan Alışkanlık Ortaya Çıktı! Bu Kişilerin Beyni Daha Geç Yaşlanıyor
Journal of the American Geriatrics Society'de yayımlanan araştırma, iyimser insanların bunama geliştirme riskinin daha düşük olabileceğini ortaya koydu. Uzmanlara göre bunun en önemli nedenlerinden biri, kronik stresin beyin üzerindeki yıpratıcı etkilerinin daha sınırlı kalması. Üstelik bilim insanları, iyimser bakış açısının sonradan da geliştirilebileceğini söylüyor.
Hayata nasıl baktığınız yalnızca ruh halinizi değil, beyin sağlığınızı da etkileyebilir.
Bilimsel araştırmalar, iyimser insanların stresle daha sağlıklı başa çıktığını ve bu sayede hafıza ile öğrenmeden sorumlu beyin bölgelerini daha iyi koruyabildiğini gösteriyor.
Uzmanlar, küçük alışkanlık değişiklikleriyle iyimserliğin zamanla geliştirilebileceğine dikkat çekiyor. Dr. Demet Erciyes bunama riskini azaltan o alışkanlığı Milliyet'teki köşesinde yazdı...
Geçen hafta bu köşede oldukça ilginç bir bilimsel araştırmadan söz etmiştim. Journal of the American Geriatrics Society dergisinde yayımlanan çalışma, hayata daha iyimser bakan insanların bunama geliştirme riskinin daha düşük olduğunu ortaya koyuyordu. Gelin bunu nasıl yapıyor, bir göz atalım.
Stresten tamamen kaçınmak imkansızdır. Bize olan etkisinde esas önemli olan stresin süresi ve şiddetidir.
Kısa süreli stres, aslında yaşamımızı koruyan doğal bir savunma mekanizmasıdır. Fakat aylarca, hatta yıllarca süren kronik stres, beynimiz için ciddi bir yük oluşturur.
Stres altında vücudumuz sürekli kortizol adı verilen hormonu salgılar. Kısa süreli yükselmeleri normaldir. Ancak uzun süre yüksek kalan kortizol seviyeleri özellikle öğrenme ve hafızadan sorumlu olan hipokampus bölgesini olumsuz etkileyebilir.
Yapılan çalışmalar, kronik stres yaşayan bireylerde hafıza performansının azalabildiğini ve beynin bazı bölgelerinde hacim kaybı görülebildiğini göstermiştir.
İyimser insanlar ise sorunlarla karşılaşmadıkları için değil, sorunları çözülebilir gördükleri için stres hormonlarını daha kısa süre yüksek seviyede tutabiliyorlar. İşte bu bakış açısı, beyni uzun süreli stresin yıpratıcı etkilerinden koruyan önemli bir kalkan oluşturabilir.
Hayata umutla bakan insanlar genellikle sağlıklarına daha fazla özen gösterir, düzenli yürüyüş yapar, doktor kontrollerini ihmal etmez, ilaçlarını düzenli kullanır, sağlıklı besleniyor, sosyal ilişkilerini güzel sürdürür ve yeni şeyler öğrenmeye daha açık olur. İnsan sosyal bir varlıktır.
Konuşmak, paylaşmak, gülmek ve birlikte vakit geçirmek yalnızca ruhumuza değil, beynimize de iyi gelir. İyimser insanlar sosyal bağlarını korumakta daha başarılıdır. İnsanlarla iletişim kurmaktan kaçınmaz, destek istemekten çekinmez, yaşamın içinde kalır.
En önemlisi de yeni bilgiler öğrenmeyi, yeni beceriler geliştirmeyi sever. İşte bu yaklaşım beynin en önemli özelliklerinden biri olan nöroplastisiteyi destekler. Nöroplastisite, beynin yeni bağlantılar kurabilme ve kendini yeniden organize edebilme yeteneğidir.
Yeni bir dil öğrenmek, kitap okumak, bulmaca çözmek, yeni bir hobi edinmek ve müzik aleti çalmak, beynin yeni sinir ağları oluşturmasına yardımcı olur.
En sevindirici haberlerden biri de budur. Psikologlar, iyimserliğin yalnızca doğuştan gelen bir kişilik özelliği olmadığını söylüyor.
Beynimiz, düşünme alışkanlıklarını değiştirebilen esnek bir yapıya sahip. Hayata iyimser bakmak hem size hem de etrafınızdakilere iyi gelecektir...