RİSKLİ Mİ, MASUM MU? Kırmızı Et Tartışmasında Yeni Başlık... Bilim Dünyası Bu Maddeye Dikkat Çekiyor! Kalp Sağlığını Etkileyen Gizli Süreç
Kırmızı et tartışması artık sadece kolesterol ve yağ oranıyla sınırlı değil. Bilim insanları, bağırsak bakterilerinin kırmızı eti vücutta nasıl dönüştürdüğüne ve bunun damar sağlığına etkisine dikkat çekiyor. Özellikle TMAO adı verilen madde, kalp-damar hastalıklarıyla olası ilişkisi nedeniyle mercek altında.
Haberin Devamı
/
Kırmızı et, yıllardır hem faydaları hem de olası riskleriyle beslenme dünyasının en çok tartışılan başlıklarından biri. Son araştırmalar ise meselenin yalnızca etin içeriğiyle değil, vücudun onu nasıl işlediğiyle de ilgili olabileceğini gösteriyor. Bağırsak bakterileri tarafından başlatılan ve karaciğerde tamamlanan bir süreç, kırmızı etin kalp sağlığı üzerindeki etkilerine dair yeni soruları gündeme taşıyor. Dr. Demet Erciyes Milliyet'teki köşesinde yazdı...
/
Kırmızı et en tartışmalı yiyeceklerinden biri. Bir tarafta iyi bir protein kaynağı olduğu söyleniyor, diğer tarafta kalp hastalıklarıyla ilişkilendiriliyor. Kimi uzman tamamen uzak durulmasını önerirken, kimileri kararında tüketildiğinde faydalı olduğunu savunuyor. Fakat son yıllarda bilim dünyasının dikkatini çeken başka bir konu var, TMAO (Trimetilamin N-oksit).Çünkü mesele artık yalnızca yağlı et ya da kolesterol değil. Bilim insanları bugün bağırsaklarımızda yaşayan bakterilerin, yediğimiz yiyecekleri nasıl dönüştürdüğünü ve bunun damarlarımızı nasıl etkilediğini araştırıyor.
Haberin Devamı
/
Yani artık yalnızca ne yediğimiz değil, vücudumuzun onu nasıl işlediği de büyük önem taşıyor.Kırmızı et karnitin ve kolin açısından zengin bir besindir. Bunlar, enerji üretiminde görev alan doğal bir bileşiktir ve kas dokusunda yoğun şekilde bulunur. İlk bakışta zararsız hatta faydalı görünür.Bağırsaklarımızdaki bazı bakteriler bu maddeleri parçalayarak, trimetilamin yani TMA adlı bir başka bir madde üretir. Ardından karaciğer devreye girer ve bu maddeyi TMAO’ya dönüştürür ve yüksek TMAO seviyeleri ile kalp-damar hastalıkları arasında dikkat çekici bir ilişki vardır. Araştırmalar, kandaki TMAO düzeyi yükseldikçe damar sertliği, kalp krizi ve inme riskinin artabileceğini öne sürüyor. TMAO’nun damar duvarlarında iltihaplanmayı artırdığı, kolesterol birikimini kolaylaştırdığı ve damar yapısını bozabildiği düşünülüyor.
/
Aynı miktarda eti yiyen iki kişide bile farklı sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Eğer bağırsak florası kötü beslenme nedeniyle bozulmuşsa, kırmızı et tüketimi sonrası daha fazla TMAO üretilebiliyor. Yalnızca kırmızı et yemek değil nasıl tükettiğiniz de önemli.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
/
Çünkü kırmızı et hâlâ demir, çinko, B12 vitamini ve kaliteli protein açısından önemli bir besin kaynağı. Özellikle kansızlık yaşayan bireylerde veya belirli yaş gruplarında kontrollü tüketimi faydalı olabilir. Ancak modern yaşam tarzı, eti çoğu zaman sebzeden uzak, lifsiz ve aşırı işlenmiş biçimde tüketiyor. İşte risk burada büyüyor. Birçok insan hamburger, sucuk, salam ve sosis gibi işlenmiş et ürünlerini sık tüketiyor. Üstelik yanında lifli sebzeler yerine kızartmalar ve şekerli içecekler tercih ediliyor. Bu beslenme düzeni yalnızca TMAO üretimini değil, bağırsak florasının genel yapısını da bozuyor.
/
Oysa Akdeniz tipi beslenmede durum farklı. Sebze, zeytinyağı, baklagil ve lif ağırlıklı bir düzen bağırsak bakterilerini olumlu etkiliyor. Lifli besinler iyi bakterileri desteklediği için TMAO oluşumunun daha düşük olabileceği düşünülüyor. Yani mesele sadece eti suçlamak değil, sofranın bütününe bakmak gerekiyor. Daha az işlenmiş, daha dengeli, sebze ve lif ağırlıklı bir beslenme modeli hem bağırsaklarımızı hem damarlarımızı korumaya yardımcı olabilir.Herkese iyi bayramlar dilerim.
