Sanal medya uyarısı: “İlişkilerde görünmeyen mesafe oluşturabiliyor”
Sanal medya artık günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası. Ancak uzmanlara göre bu yoğun kullanım, özellikle evliliklerde ve ikili ilişkilerde fark edilmeden ciddi etkiler yaratabiliyor. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hatice Kumcağız, sanal medyanın çiftler arasındaki iletişimi hem güçlendirebildiğini hem de yanlış kullanıldığında ilişkileri yıpratabildiğini söyledi.
Haberin Devamı
"Sosyal medya kullanımı takip edilmeli"
/
Prof. Dr. Hatice Kumcağız’a göre sanal medya kullanım süresinin artması, çiftler arasında görünmeyen bir mesafe oluşturabiliyor. Araştırmaların Türkiye’de bireylerin günde ortalama 3 ila 5 saatini sanal medyada geçirdiğini ortaya koyduğunu belirten Kumcağız, bunun evlilikler üzerinde dikkat çekici bir etkisi olduğunu ifade etti. Aynı evde, aynı odada, hatta aynı koltukta oturan çiftlerin fiziksel olarak bir arada görünse de duygusal olarak birbirinden uzaklaşabildiğini söyleyen Kumcağız, bu durumun zamanla ilişkilerde kopuşa neden olabileceğini vurguladı.
/
Uzmanlara göre sanal medyada görülen kusursuz ve gösterişli yaşamlar, çiftlerin kendi ilişkilerini sorgulamasına yol açabiliyor. Prof. Dr. Kumcağız, insanların zamanla sosyal medyada gördükleri hayatları kendi evlilikleriyle kıyasladığını, bunun da memnuniyetsizlik duygusunu artırabildiğini söyledi. Özellikle sürekli mutlu, sorunsuz ve etkileyici görünen paylaşımlar, gerçek hayatın doğal akışını gölgede bırakabiliyor. Bu kıyaslama hali de zamanla evlilik birliğini yıpratan unsurlardan biri haline gelebiliyor.
Haberin Devamı
/
Prof. Dr. Hatice Kumcağız, sanal medyada paylaşılan içeriklerin çiftler arasında kıskançlık, şüphe ve güvensizlik duygularını artırabileceğine de dikkat çekti. Özellikle başkalarından gelen beğeniler, hikayelere bırakılan notlar, yorumlar ve dijital etkileşimlerin zamanla eşler arasında olumsuz düşüncelere yol açabildiğini belirtti. Bu tür durumların, eşlerin birbirini başkalarıyla kıyaslamasına neden olabileceğini ifade eden Kumcağız, bunun da zamanla evlilikte çatırdamaya ve uzaklaşmaya zemin hazırlayabileceğini söyledi.
/
Prof. Dr. Kumcağız, sanal medyanın boşanmalarda tek başına doğrudan bir neden olarak görülmemesi gerektiğini ancak dolaylı etkisinin göz ardı edilemeyeceğini belirtti. TÜİK verilerine göre 2025 yılında boşanma oranının binde 2,26 arttığını hatırlatan Kumcağız, son 25 yıllık tabloya bakıldığında bunun dikkat çekici bir oran olduğunu ifade etti. Uzmanlara göre sanal medya, evlilikleri tek başına bitirmiyor olabilir; ancak iletişim sorunlarını büyütme, kıyaslama duygusunu artırma ve duygusal mesafeyi derinleştirme açısından önemli bir etken olabiliyor.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
/
Prof. Dr. Hatice Kumcağız, sanal medyanın yalnızca olumsuz yönleriyle değerlendirilmemesi gerektiğinin de altını çizdi. Özellikle farklı şehirlerde yaşayan ya da uzun süre ayrı kalan çiftler için sanal medyanın önemli bir iletişim aracı olabildiğini belirtti. Mesajlar, videolar ve küçük dijital paylaşımlar aracılığıyla çiftlerin birbirine “Seni düşünüyorum”, “Seni önemsiyorum” ve “Seni seviyorum” mesajı verebildiğini söyleyen Kumcağız, bunun da ilişkiler açısından değerli bir katkı sunduğunu ifade etti.
/
Uzmanlara göre burada asıl mesele sanal medyayı tamamen hayatın dışına çıkarmak değil, doğru sınırlar içinde kullanmak. Prof. Dr. Kumcağız, dijital dünya ile gerçek yaşam arasında net bir denge kurulması gerektiğini vurguladı. Bu dengeyi sağlamak için zaman zaman sanal medya detoksu yapılabileceğini belirten Kumcağız, özellikle aile üyelerinin bir arada olduğu anlarda, akşam yemeklerinde ve yatak odasında sanal medya kullanımının sınırlandırılması gerektiğini söyledi.