Şekerli İçeceklerle İlgili Dikkat Çeken Araştırma! Kanser Hücrelerinin Yayılmasını Etkileyebilir
Şekerli içeceklerin obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıklarıyla ilişkisi uzun süredir biliniyor. Yeni bir deneysel araştırma ise bu ürünlerde yüksek miktarda bulunabilen früktozun, kanser hücrelerinin hareketini ve yayılmasını kolaylaştırabilecek bazı biyolojik mekanizmaları harekete geçirebileceğini gösterdi.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, bulguların henüz insanlarda doğrudan metastaz artışını kanıtlamadığını ancak şekerli içecekler ile katma früktoz içeren işlenmiş ürünlerin sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Nature Aging dergisinde yayımlanan deneysel çalışmada yumurtalık kanseri modeli kullanıldı. Araştırmacılar, kemoterapi sonrasında yaşamını sürdüren ancak çoğalmayan bazı kanser hücrelerinin tamamen etkisiz kalmadığını belirledi. Bu hücrelerin çevrelerine früktoz salgılayarak komşu kanser hücrelerini etkileyebildiği ve onların hareket kabiliyetini artırabildiği tespit edildi. Araştırmada bu durumun, kanser hücrelerinin çevre dokulara yayılmasını kolaylaştırabilecek bir sinyal mekanizması oluşturduğu değerlendirildi.
Prof. Dr. Uğur Coşkun, çalışmanın dikkat çeken sonuçlarından birinin dışarıdan alınan yüksek miktardaki früktozun da benzer biyolojik süreçleri aktive edebilmesi olduğunu belirtti. Şekerli gazlı içecekler, enerji içecekleri, hazır meyve suları ve yüksek früktozlu mısır şurubuyla tatlandırılan ürünler bu açıdan öne çıkıyor. Ancak Coşkun, araştırmanın deneysel modeller üzerinde yürütüldüğünü hatırlatarak yüksek früktoz tüketiminin insanlarda doğrudan kanserin yayılmasına neden olduğunun henüz kesinleşmediğini vurguladı.
Früktoz doğal olarak meyvelerde de bulunuyor. Ancak uzmanlar, bütün halde tüketilen meyveler ile katma şeker içeren işlenmiş ürünlerin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Meyveler früktozun yanı sıra lif, vitamin, mineral ve antioksidanlar da içeriyor. Lifli yapıları sayesinde şekerin kana karışma hızı, şekerli içeceklere göre daha yavaş gerçekleşiyor. Mevcut bilimsel bulgular, meyve tüketiminin azaltılmasından ziyade katma şeker ve yüksek miktarda früktoz içeren işlenmiş ürünlerin sınırlandırılmasını destekliyor.
Prof. Dr. Coşkun, früktoz tüketimini azaltmanın tek başına kanserin yayılmasını önleyeceğini söylemek için yeterli bilimsel veri bulunmadığını ifade etti. Bununla birlikte araştırmanın, beslenme alışkanlıklarının kanser hücrelerinin davranışını etkileyebilecek biyolojik süreçlerle bağlantılı olabileceğini göstermesi açısından önemli olduğu belirtildi.
Şekerli içeceklerin sık tüketilmesi kilo artışı, insülin direnci, tip 2 diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskini yükseltebiliyor. Prof. Dr. Uğur Coşkun, şekerli içeceklerden ve yüksek miktarda katma früktoz içeren işlenmiş gıdalardan uzak durmanın hem genel sağlığın korunması hem de kanser riskini azaltmaya yönelik sağlıklı yaşam alışkanlıkları açısından akılcı bir tercih olduğunu belirtti.