Ses Kısıklığı ve Geçmeyen Öksürüğe Dikkat! Reflü Sadece Mide Yanmasıyla Ortaya Çıkmıyor
Reflü denildiğinde akla ilk olarak mide yanması gelse de hastalık bazı kişilerde ses kısıklığı, kronik öksürük, boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü gibi farklı belirtilerle de ortaya çıkabiliyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Salih Boğa, tedavinin hastaya göre planlandığını, uygun vakalarda endoskopik yöntemlerin de seçenekler arasında bulunduğunu belirtti.
Gastroözofageal reflü hastalığı, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması sonucu gelişiyor. Mide ile yemek borusu arasındaki kapak mekanizmasının yeterince çalışmaması, mide içeriğinin yukarı doğru çıkmasına ve yemek borusunda tahrişe yol açabiliyor. Uzun süren reflü şikâyetlerinin günlük yaşamı olumsuz etkileyebileceğini belirten Prof. Dr. Salih Boğa, belirtilerin kişiden kişiye değişebildiğini söyledi.
Mide yanması ve ağızda ekşi tat reflünün sık görülen belirtileri arasında bulunuyor. Ancak bazı kişilerde özellikle sabahları belirginleşen ses kısıklığı, boğazda rahatsızlık, kronik öksürük veya yutma güçlüğü de görülebiliyor. Bu şikâyetlerin tek başına reflüye özgü olmadığı ve farklı hastalıklarla da ilişkili olabileceği unutulmamalı. Reflü bazı kişilerde göğüs bölgesinde yanma veya ağrıya yol açabiliyor. Ancak kalp hastalıkları da benzer yakınmalara neden olabildiği için özellikle yeni başlayan veya şiddetli göğüs ağrısının “reflüdür” denilerek geçiştirilmemesi gerekiyor. Göğüs ağrısına nefes darlığı, soğuk terleme, baygınlık hissi veya kola, sırta ya da çeneye yayılan ağrı eşlik ediyorsa acil tıbbi değerlendirme önem taşıyor.
Reflü tedavisinde hastanın yakınmalarına göre beslenme ve yaşam tarzı düzenlemeleri uygulanabiliyor. Gece geç saatte yemek yememek, yemek sonrasında hemen uzanmamak, kilo kontrolü sağlamak ve kişide şikâyetleri artırdığı belirlenen yiyeceklerden uzak durmak belirtilerin azalmasına yardımcı olabiliyor. Gerekli durumlarda doktor tarafından ilaç tedavisi de planlanıyor.
Bazı hastalarda yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisine rağmen şikâyetler devam edebiliyor. Bu durumda cerrahi yöntemlerin yanı sıra uygun hastalarda endoskopik tedavi seçenekleri de değerlendirilebiliyor. Bu yöntemlerden biri olan transoral insizyonsuz fundoplikasyon (TIF), ağız yoluyla gerçekleştirilen endoskopik bir işlem olarak uygulanıyor.
TIF işleminde mide ile yemek borusu arasındaki bariyerin güçlendirilerek reflünün azaltılması amaçlanıyor. Cerrahi kesi gerektirmemesi yöntemin avantajlarından biri olsa da her reflü hastası için uygun kabul edilmiyor. Hastanın anatomik yapısı, reflünün şiddeti ve eşlik eden hastalıklar değerlendirilerek tedaviye karar verilmesi gerekiyor. Prof. Dr. Salih Boğa, reflünün doğru tanı ve kişiye özel tedaviyle kontrol altına alınabileceğini, uzun süren ses kısıklığı, öksürük, yutma güçlüğü veya mide yanması gibi şikâyetlerin ise ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.